31.07.2006 09:49
Her 'yoğurdum var' diyene koşulmaz - Mehmet Y. Yılmaz
Türkiye’nin kendisiyle doğrudan ilgili olmayan uluslararası sorunlara yaklaşım tarzını bir halk deyişine benzetiyorum: "Yoğurdum var diyene, hıyar bende diye koşmak."
Nerede çözülmesi olanaksız gibi görünen bir sorun olsa Türkiye ya "arabulucu" olmak istiyor, ya da "uluslararası güce asker yollamak".
İşin ilginç yönü halk deyişindeki gibi böyle bir şeyi kimsenin talep etmiyor olması.
İsrail, Lübnan’a saldırdığında da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan uluslararası bir güce asker yollayabileceğini açıklayan ilk "devlet adamı" oldu.
Daha önce Afganistan ve Somali’ye asker göndermenin nasıl bir faydasını gördük ki şimdi de Lübnan’da ateşin ortasına asker yollamamız gereksin?
Bu Türkiye’yi "dünyanın temel meselelerinde söz sahibi" mi yapıyor? Yapmadığı belli ki Roma’da Ortadoğu sorunu tartışılırken masanın bir kenarına ilişmemiz için ABD’nin torpil yapması gerekti.
Türkiye, bu "gönüllü davranışla" kendi önemli sorunlarının çözümünde destekçiler mi buluyor? İşte KKTC’nin durumu: Kimse bu devleti tanımadığı gibi, bu devletin tecrit edilmesini bile önleyemiyoruz.
Durumumuz mahalledeki oyuna alınmayan küçük çocukların saha dışına kaçan topları toplamak için ağabeylerine yalvarmalarına benziyor
Kimse ciddiye almıyor, kimse bizimle ilgisi olmayan bir oyuna katılmamıza izin vermiyor.
Artık bunu görüp, biraz daha serinkanlı olmanın zamanı gelmedi mi?
(...)
(Hürriyet, 31 Temmuz 06)