Ana Sayfa / Basın / 
03.12.2008
23.09.2006 08:13

Sol siyaset nereye? - Erol Katırcıoğlu

 

İnsan yaşlandıkça dışındaki gerçekliği algılamakta zorlanıyor. Kendisi yavaşlarken dış dünyanın hızlanması, kendi kavramları ile dış dünyanınkiler arasına mesafeler sokuyor. Mesafeler arttıkça da ne neydi, ne nasıl oluyordu her şey birbirine giriyor. Yeni olanın ne olduğunu anlamaktan önce yeni olana tepki duyuyor. Yeni olanı anlayamama ve tepki doğal olarak eskiye sığınmayı anlamlı kılıyor. O nedenle de genel olarak insanlar yaşlandıkça tutuculaşıyor. Biyolojiyle sosyal kurumlar arasında bir büyük teori bağlamında içsel bir ilişki var mıdır bilmiyorum ama ben, insanın yaşlanması ile sosyal organizasyonların yaşlanması arasında oldukça yakın bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Özellikle bu düşüncemin CHP bağlamında çok da isabetli olduğunu görüyorum. CHP'nin, tıpkı yukarıdaki satırlarda ifade edilmiş olduğu gibi kendisi dışındaki dış dünyayı anlayamayan, kavrayamayan, yeni olanın ne olduğunu göremeyen ve dolayısıyla gerçeklikle bağını koparmak üzere olan bir parti olduğunu düşünüyorum. O nedenle de CHP'nin önümüzdeki seçimlerde 'ikinci parti' dahi olamayacağını... 


Doğrusu siyasi öngörülerde bulunmayı hiç sevmediğim gibi siyasi anketlere inanmakta da zorluk çeken biriyim. O nedenle de önümüzdeki seçimlerde kime ne olur, kim birinci, kim ikinci, kim baraj altı olur gibi sorularla hiç ilgili değilim. Ama özellikle 'sol' cenahta olan bitenlere baktıkça bu cephenin çok olaylara gebe olduğunu düşünüyorum. Neden mi? 


Bu ülkede her nedense 'sol', CHP ile iliştirilen bir kavram. Bunun nedeni büyük ölçüde İnönü'nün 'ortanın solu' lafını kullanmış olması ile Ecevit'in 'Toprak işleyenin, su kullananın', 'Ne ezilen ne ezen! İnsanca, hakça düzen!' gibi sloganları. Tabii bir de bu ülkenin sol ve demokrat insanlarının uzun süre gidecek bir başka yerlerinin olmaması, hep bu partiyi desteklemiş olmaları. Fakat bir zamandan beri başta Deniz Baykal olmak üzere partiyi yönetenlerin 'sol' ile ilişkilerini kesmiş oldukları anlaşılıyor. Özellikle partiyi 'sağa açmak' politikasından tutun; son, düşünce özgürlüğü konusunda gösterdiği 'Avrupa'da da 301 yok mu?' tavrı ve tabii 'AB reformlarına karşıyız' türü açıklamaları bu 'ilişki kesme'nin kanıtları. İşte siyasetin sol cenahındaki bu 'kayma' aslında aynı zamanda bir 'yer değiştirmenin' de olasılığını ortaya koyuyor. Yani CHP yönetiminin, (iktidara aday olmadığı için) en azından 'ikinci parti' olma hayallerinin bile yalnızca bir hayal olarak kalma olasılığının yüksek olduğunu. Nasıl mı? 


Eğer bugünün siyasi zemininde, 'sol ve demokrat' değerlere sahip çıkan; işçilere, işsizlere, KOBİ'lere, kadınlara, Kürtlere, Alevilere, dindarlara, dini olmayanlara, azınlıklara ve tabii aydınlara, kısacası bu ülkede 'mağdur olanlara', kendilerini 'mağdur gibi hissedenlere' sahip çıkan bir siyasi parti olabilse CHP'nin 'ikinci parti' olma hayalleri de suya düşer. Böyle bir olasılık hiç yok değildir. Ama böyle bir olasılık bu 'mağdurlar' kitlesinin ortak paydası olan 'daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi' fikrine sahiden sahip çıkacak kadrolar gerektiriyor. Siyaseti bir geçim aracı olarak değil daha çok bir misyon olarak gören kadrolar gerektiriyor. İşin ilginci bu siyasi kardolar da var bu ülkede. O nedenle de seçimlere yaklaşırken siyasette yeni depremlerin olma olasılığının hiç de az olmadığını söyleyebilirim. Özellikle de 'sol'da.

(Radikal, 23 Eylül ’06)


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4