26.09.2006 09:44
Hizbullah değişim yaşıyor - Çeviri /Radikal
Lübnanlılar dün 'ilahi zaferi' kutladı. Bir milyondan fazla Lübnanlı, Hizbullah lideri Seyid Hasan Nasrallah'ın Lübnan ve Arap bölgesinin birçok sıcak sorununa dair taşları gediğine koyan konuşmasını dinlemek için Beyrut'tan Dahiye'ye akın etti.
Nasrallah'ın İsrail'in açık suikast tehditlerine rağmen gösterinin yapıldığı alanda belirmesi ender görülen bir cesaret örneğiydi; kendi ülkelerinde eskortlar eşliğinde hareket eden birçok Arap liderinin böyle bir davranış sergilediği görülmemiştir. Üstelik, Nasrallah'ın cesareti sadece İsraillilere açık meydan okumasında saklı değildi; konuşmasının içeriği de epey cesurdu. Zira Hizbullah lideri kendisine ve partisine düşman gözüyle bakan, İsrail'e karşı kazandığı zafere dair kuşku oluşturan ve Lübnan'a verilen zararın sorumluluğunu kendisine yükleyen Lübnanlı ve Arap çevrelere karşı da sessiz kalmadı.
Silah tüm Lübnan için
Nasrallah, muzaffer bir konumda konuşuyordu. Ortada işgal altındaki bütün Arap topraklarının kurtarılması amacına tutunacak bir liderlik olsaydı Arap ordularının Filistin'i kurtarabileceğinin altını çizerek Arap rejimlerinin edebiyatında yok olmuş bir dili konuştu; bütün Lübnanlı esirler bırakılmadan önce hiçbir İsrail askerini teslim etmeyeceğini bir kez daha yineledi.
Nasrallah'ın konuşmasının Lübnan açısından en önemli noktası, Hizbullah'ın silahıyla ilgili kısmıydı. Nasrallah, yeryüzünde hiçbir ordunun Hizbullah'ın silahını almakta başarılı olamayacağını vurguladı. Çünkü bu silah sadece Şii silahı değil, Sünni, Dürzi ve Hıristiyan'ın, bütün bir Lübnan'ın silahıydı. Hariri suikastının arkasındaki güçler böylesine bir meydan okuyuş karşısında Hizbullah'ın daha güçlü ve deneyimli hale geldiğini ve elinde 20 binden fazla füze olduğunu açıklaması karşısında büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaklar.
Hükümete de meydan okudu
Nasrallah'ın konuşması, Hizbullah'ın silahının alınmasını ve Lübnan ordusuyla BM görev gücü UNIFIL'e dayanarak örgütün zaferinin içini boşaltmayı amaçlayan ABD projesiyle işbirliği yapan Lübnanlı güçlere bir 'savaş ilanıydı'. Hizbullah lideri, halihazırdaki Lübnan hükümetine karşı olduğunu da açıkça ilan etti; başbakan Fuad Sinyora'nın savaş sırasında Lübnan'da yapılan Arap dışişleri bakanları toplantısında döktüğü gözyaşlarını, "Ateşkesi sağlayan gözyaşı, Lübnanlı diplomatlar ve müttefiklerin çabası değil, direniş ve savaş meydanındaki zaferidir" sözüyle alaya aldı.
Hizbullah lideri daha da önemlisi şu iki temel talepte bulundu: Halihazırdaki hükümetin ulusal birlik hükümetiyle değiştirilmesi ve Lübnan seçim sisteminin parlamentoda temsil açısından adil bir biçimde yeniden düzenlenmesi.
Bu konuşma önümüzdeki sürecin çerçevesini belirlediği gibi, Hizbullah'ın muhaliflerinin ve medyanın saldırılarına sessiz kalan üslubundan vazgeçtiğini de gösteriyor. Bu, Hizbullah'ın edebiyatında ve en az 10 yıllık siyasi tarihinde benzeri görülmemiş bir gelişme.
Nasrallah sadece Lübnanlılara değil, dünyanın dört bir yanında hayal kırıklığına uğramış yüz milyonlarca Arap ve Müslümanla, İsrailliler ve Amerikalılara da sesleniyordu. (Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 23 Eylül 2006)
(Radikal, 26 Eylül 06)