Ana Sayfa / Basın / 
03.12.2008
28.09.2006 05:12

Erdoğan, Büyükanıt ile görüştüğünde ne soracak? - Murat Yetkin

 

Soru aslında daha uzun: Başbakan Tayyip Erdoğan, ABD seyahatine gitmeden önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile görüşecek mi? Görüşürse, ona Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'un 
25 Eylül'de Kara Harp Okulu'nda yaptığı konuşma, ya da Büyükanıt'ın 2 Ekim'de Harp Akademileri Komutanlığı'nda yapacağı konuşma hakkında herhangi bir konu açacak mı? 
Bu sorular, Ankara siyaset kulisinde sorulmaya başladı. Birkaç nedenden dolayı. 


Başbuğ'un konuşması, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde ve ordu-hükümet ilişkilerinde yeni bir devrenin başladığını, başka deyişle eski 'yüksek sesle, kamuoyu üzerinden konuşma' devrine dönüldüğünün işaretini verir gibiydi. Ama bu yalnızca şekil farkıydı. Başbuğ'un konuşması, içerik açısından da önemli noktalar içeriyordu. Örneğin Başbuğ, kendisini bu konuşmayı yapmaya "Türk devrimine yönelik direnişlerin ulaşmış olduğu noktanın" adeta zorladığını, bu direniş hareketinin "irtica ve gericilik" olduğunu söylüyor, dinsel cemaatlerin Anayasa ve yasalara aykırı olarak yaygınlaşıp toplumda etkili olmaya başlamasına göz yumulduğu saptamasını yapıyordu. 


Ortada bir göz yumma varsa, bunun sorumlusu icranın başı olan hükümet değil miydi? 
Peki hükümet, askerden gelen bu suçlama karşısında ne yaptı? Başbuğ'un konuşmasının AK Parti içinde bir yankı uyandırdığını biliyoruz.

Çünkü partinin iki yetkili organının sözcüleri, Siyasi Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat ve TBMM Grup Başkanvekili Faruk Çelik, Başbuğ'un sözlerine tepki gösterdiler, "Eğer irtica varsa, karşısındayız" türünden alışıldık ifadeler kullandılar. Ancak bu konunun 25 Eylül gecesi yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısında ve 26'sındaki TBMM Grubu'nda tartıldığı bilgisi yok. 


Bunu, Başbuğ'un irtica tehdidini öne çıkaran sözlerine muhatap olmayarak geçiştirme çabası olarak mı yorumlamalı? Oysa Avrupa'da bu sözler 'meydan okuma' olarak yorumlanmaya başladı. Kaldı ki, Başbuğ'un çıkışını yalnızca askeri tabana moral takviyesi olarak okumak ve yeni dönemde, belki Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça daha da tırmanacak bir eğilimin göstergesi saymamak ne kadar doğru? Hükümet bir anlamda bu yeni dönem denklemini kabullenmiş sayılmaz mı? 
Dün Başbakan Erdoğan'ın Basın Sözcüsü Akif Beki'ye Erdoğan'ın ABD'ye yola çıkacağı 29 Eylül akşamına dek Büyükanıt ile bir görüşme planı olup olmadığını sordum. Yoktu. Peki, örneğin geçmişte olduğu gibi, perşembe günleri Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile peş peşe görüşmelerini bir vesile yaparak Çankaya'da görüşme imkânı olabilir miydi? Beki bu soruya, haklı olarak "Onu şimdiden söylemem mümkün değil" yanıtı verdi. Peki, görüşürlerse, konuşmalar konusu gündeme gelebilir miydi? Beki "Onu özel olarak sormam lazım, ama bilsem bile bu soruya yanıt veremeyeceğimi herhalde takdir edersiniz" dedi. 


Büyükanıt'ın 2 Ekim konuşması 'bölücülük ve irtica' eksenli olacak gibi görünüyor.

Konuşmanın zamanlaması, Büyükanıt'ın bu konuşma için 2 Ekim tarihini seçmesi önemli.

2 Ekim'de Erdoğan, ABD Başkanı George Bush ile görüşecek. Büyükanıt'ın Milliyet'ten Fikret Bila'ya, "Asıl yanıt 2 Ekim'de" açıklamasını, Erdoğan-Bush görüşmesinin tarihi resmen açıklandıktan sonra yapması belki önemli bir ayrıntı olabilir. Vesile, Harp Akademileri'nin yeni öğrenim yılına başlaması olmuş görünüyor. 'İlk ders' ardından, saat 12.00 civarında Büyükanıt konuşmasını yapacak.

O sırada Washington'da saat sabaha karşı 05.00 olacak. Konuşma haber ajanslarına ve büyükelçilik kriptolarına düşmeye başladığında Erdoğan-Bush görüşmesine hâlâ dört saat vakit olacak.

Televizyonlardan canlı yayımlanacak konuşma, gazetelerin gündem toplantılarında ön sıralarda görüşülüyorken, Erdoğan'ın Bush görüşmesi üzerine açıklamaları, Türkiye'ye akşam saatlerinde ulaşacak. Uzatmayayım; Büyükanıt'ın konuşması, yalnızca PKK, laiklik ve Türk ordusunun kendine özgü rolü konularında Bush'a da mesajlar göndermekle kalmayacak, Erdoğan-Bush görüşmesinin yankılarına da (hadi gölge vuracak demesek bile) ortak olmaya aday. Erdoğan'ın bazı gazetelerin genel yayın müdürlerini uçağına davet etmesi bu durumu değiştirmeyebilir. Bütün bunların üzerine, 1 Ekim'de Sezer'in Meclis yasama yılı açılışında yapacağı (son) konuşmanın yankılarını da eklediğimizde, ortaya çıkacak tablonun Erdoğan'ı çok mutlu etmeyeceğini tahmin etmek mümkün.

(Radikal, 28 Eylül ’06)


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4