30.09.2006 08:21
ABD'nin tercihi: Türkiye mi, Kürtler mi? - İsmet Berkan
Amerikan ordularının Irak işgalini tamamlamasının ardından ayrılıkçı terör örgütü PKK'nın Kuzey Irak'ta üslenmiş olan lider kadroları arasında bir bölünme yaşandı. Bu bölünme, çok kabaca bir özetlemeyle, 'Artık Amerika'nın bölgedeki müttefiki biziz' diyenlerle, daha Avrupacı bir çizgiyi tercih edenler arasındaydı.
Birinci grup, yani 'Amerikacı' diyebileceğimiz grup halen PKK'yı yönetiyor, başını da Murat Karayılan, Zübeyir Aydar gibi isimler çekiyor.
İkinci grup ise PKK'dan koptuktan sonra dışlanan Osman Öcalan gibi, PKK tarafından öldürülen Kani Yılmaz gibi isimlerden meydana geliyor ve bugün için etkisi yok denecek kadar az.
* * *
Esasında, Amerika'nın PKK ile mücadele konusunda Türkiye'nin en büyük, hatta yegâne müttefikiyken şimdi aynı konunun Türk-Amerikan ilişkilerini zehirliyor olmasında PKK'daki bu bölünme etkili olmadı ama bölünme ilişkilerin PKK yüzünden kötüye gideceğinin tam anlaşıldığı döneme denk geldi.
Amerika, Irak'ı 'Teröre karşı küresel savaş' bahanesiyle işgalinin ardından açıkça çifte standart uygulamaya başladı. Bunun en çarpıcı örneği PKK konusunda yaşandı, yaşanmaya devam ediyor. ABD, kendisinin de yıllardır terörist kabul ettiği bu örgüte karşı en ufak bir girişimde bile bulunmadı.
Zaman içinde ABD, bu yüzden Türk kamuoyunu kaybettiğini, giderek bu kaybın resmi seviyelere kadar yükseldiğini görmeye başladı. Belki de son zamanlarda Amerikan tarafının PKK konusunda hareketlenmesi bu yüzdendir, Türkiye'yi büsbütün kaybetmemek için.
* * *
PKK'nın, 'Amerika'nın yeni müttefiki biziz' sözlerinin anlamını da düşünmek lazım. Bana soracak olursanız bu sözlerin tek anlamı, PKK'nın, Amerika'nın bölgedeki gerçek müttefiki olan Barzani'nin Kürdistan Demokrat Partisi ve Talabani'nin Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin kanatlarının altına girmiş olmasıdır.
Geçmişte Barzani daha çok Talabani ise daha az defalar PKK ile silahlı çatışmaya girmişti. En azından 1999'dan beri böyle bir çatışma olmadı. 1999'dan günümüze PKK dağ kadrosu büyük ölçüde yenilendi.
1999'da Türkiye'den emirle Kuzey Irak'a geçen veya zaten orada olan PKK kadrolarının önemli bir bölümü bugün örgütle bağını asgariye indirmiş durumda ve Barzani ile Talabani'nin izniyle Kuzey Irak'ta yerleşik hayat sürüyor.
Aynı dönemde Türkiye'den veya Avrupa'dan gelip PKK'ya katılmak isteyenlere yine Barzani ve Talabani göz yumdular, onlar dağda askeri eğitim aldı. Bugün kurulan pusuların, mayınlı tuzakların, bombaların eğitimi o dönemde verildi.
Türkiye, son dönemde yoğunlaşan PKK eylemleri ve artan şehitler yüzünden bir süre önce sesini yükseltti, Kuzey Irak'a bir askeri operasyon düzenleyebileceğini söyledi.
Bu mesajın hem Washington'da hem de Bağdat ve Kuzey Irak'ta yankılandığı anlaşılıyor. Ani bir hareket başladı PKK faaliyetlerini sınırlamaya, Türkiye'nin gözünü boyayacak kimi kararlara yönelik.
* * *
Siz bu yazıyı okurken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı taşıyan uçak New York'a ya inmiş ya da inmek üzere olacak. Başbakan pazartesi günü Amerikan Başkanı Bush ile görüşecek.
Bu görüşmenin ana gündemini PKK konusunun oluşturacağına kuşku yok. Çünkü Türkiye ile Amerika arasında bir numaralı sorun bir süreden beri PKK.
Amerikan tarafı, sadece terörle mücadele konusunda prensiplerine sahip çıkmak anlamında değil, bölgedeki esas müttefikini, esas çıkar ortağını belirlemek için de bir seçim yapmak durumunda. Amerika'nın Kuzey Iraklı Kürtlerle ittifak halindeyken, buradaki yerel liderlerin PKK'yı gözden çıkartmasını sağlaması gerekiyor. Ve aynı şekilde Kuzey Iraklı liderlerin de, ancak PKK'yı gerçekten gözden çıkarttıklarında Türkiye ile ilişkilerini normalleştirebileceklerini anlamaları gerek.
İşte bu bağlamda bakıldığında, aynı zamanda Irak Cumhurbaşkanı sıfatını da taşıyan Kürt lider Talabani'nin PKK'yı ateşkese 'ikna etmesi', İmralı'daki Abdullah Öcalan'ın örgütüne 'Silahları gömün' çağrısı yapması bir anlam kazanıyor. PKK, bu aşamada eylemlerine son vermek ve eylemsizliğini uzunca bir zaman boyunca sürdürmek zorunda. Yoksa, Amerika ve Kuzey Iraklı Kürtler bu örgüte karşı harekete geçmek zorunda kalacaklar.
* * *
Bu aşamada seçim Türkiye'ye ait.
PKK'nın eylemlerini sona erdirmesine rağmen bu örgütü kesin biçimde tasfiye için Amerika ve Kuzey Irak üzerindeki baskısını sürdürmek isteyebilir Ankara. Ancak, şehit cenazelerinin kesilmesi, hükümet üzerindeki iç kamuoyu baskısını da azaltacağı için, hükümetin ABD ve Kuzey Irak üzerindeki baskı yapma kabiliyeti ve belki istekliliği de azalabilir.
Ancak, gerçekten PKK eylemlerinin durması halinde bir şey kesinleşecek: Amerika istediği zaman PKK terörü durabiliyor.
Bundan sonra Türk-Amerikan ilişkilerinde belirleyici faktör PKK konusu olacak demek.
(Radikal, 30 Eylül ’06)