30.09.2006 08:35
Terör sektörü - Ümit Aslanbay
Dünyaya düzen veren muhteşem ikiliden önce ABD sızlandı: Irak’ta devam eden savaş için ayrılan ödeneğin sonuna geldiklerini, paraların tükenmek üzere olduğunu açıkladı.
Diğer haber düne ait; diğerinden:
İngiltere’de uçaklara yönelik terör saldırısı planlarının ortaya çıkarılmasının ardından soruşturmalar için polis haftada 1 milyon Sterlin harcıyormuş.
Emniyet Müdürü Ian Blair (Başbakanla bir yakınlığı olmasa gerek), paraların suyunu çekmek üzere olduğunu, ya operasyonları ya da rutin faaliyetleri bırakmak zorunda kalacaklarını belirtmiş, ‘elimizdeki bütçe, bu işlerin hepsini yürütmeye yetmiyor’ demiş.
İç güvenlik için İngiltere 2 ay içinde sadece polislerin fazla mesaisine 5.2 milyon Sterlin harcıyor, diğer seyahat, barınma herhalde istihbarat faaliyetlerini de katınca, 3.3 milyon Sterlin falan tutuyormuş.
Hal böyleyse Irak’ın faturası ne dersiniz?
İngiltere için...
ABD için...
ABD’nin, 400 milyar Dolarlık bütçesi suyunu çekmek üzere.
Nereye gidiyor dersiniz?
Kimlerin cebinden, nasıl hangi yollarla çıkıyor ve nerelere gidiyor...
Bu bütçenin ağırlıklı kalemini, atılan füzeler, uçurulan uçaklar, beslenilen, savaştırılan askerler oluşturduğunu biliyoruz.
İngiltere çok daha küçük bir örneği ama rakamlar büyük. Bush’un sözünü ettiği ‘terörle mücadelenin’ nasıl bir sektör oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Fazla mesaiye kalan polisler, sürekli çalıştırılan istihbaratçılar, değerlendirilen ihbarlar, kalınan oteller, yapılan seyahatler...
Öldüren bombalar, tonlarca benzin yakan uçaklar...
Yıkılanları yeniden yapmak için ihale kazanan şirketler...
Özgürlük adına.
Olayın böyle yansıtılması yani paraların suyunu çektiğinin açıklanması ardından, bu iki ülkenin ‘terörle mücadele sektörü’ için artık daha fazlasını ayırmayacağını düşünenler yanılıyorlar.
Bunu kim ister?
Kim güvenliğinden vazgeçer?
Bush mu, Blair mi yoksa sıradan bir İngiliz, ABD vatandaşı mı?
Düşünülemez dahi.
Pekiyi ya bu işten büyük paralar kazanan, sektörü oluşturanlar.
Silah satanlar, uçak uçuranlar...
İhbarda bulunanlar...
İhbarları değerlendirenler...
Kim?
Nitekim, İngiltere’nin yoğun bir biçimde tartıştığı konu da bu:
-Irak’tan çekilelim, çekilelim ama Afganistan’da sayımızı arttıralım.
Pekiyi ya neden?
Afganistan’da savaşın kazanılması ihtimali varmış, Irak’ta ise böyle bir ihtimal yokmuş. İki cephede savaşmaktansa, tek cephe, tabii ki kazanılacak cephe en iyisiymiş!
Saptamanın muhtemel doğruluğu ise o kadar ilginç değil.
İlginç olan; ne ABD’nin ne de İngiltere’nin şu anki yöneticilerinin savaşmaktan vazgeçmemeleri...
Irak, olmadı İran veya Afganistan...
Hizaya getirilecek koca bir dünya var ortada.
Ve Papa boşuna konuşmuyor.
Savaşacak, savaşılacak ve imana getirilecek çok insan var...
Tarihte aksini gösterin bakalım...
(Star, 30 Eylül '06)