01.10.2006 08:35
ABD, Kürt sorunu ve PKK - İsmet Berkan
Beklenen oldu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush ile görüşmesinden bir gün önce ayrılıkçı terör örgütü PKK ateşkes ilan etti.
Acaba bu ateşkes 1999 başından Haziran 2005'e kadar süren eylemsizlik gibi uzun soluklu mu olacak, yoksa kısa bir süre sonra PKK veya onun kardeş kuruluşu TAK tarafından bozulacak mı?
Bu sorunun cevabını hep birlikte yaşayarak göreceğiz ama o kadar beklemek istemiyorsanız benim bazı tahminlerim var, isterseniz onlara da bir göz atın.
Bu ateşkes, Amerika'nın Kuzey Iraklı Kürt liderler üzerinde kurduğu baskı sonucu gerçekleşiyor. Baskının kalkması ateşkesin de bitmesini beraberinde getirebilir.
Kuzey Iraklı Kürt liderler üzerinde kurulan baskının nedeni, Türkiye'nin çok taraflı çabalarının ve ayrıca 'Kuzey Irak'a girerim' tehdidinin etkili olması. Ancak PKK terörünün durması tek amaç olamaz, bunun Türkiye'yi tatmin etmesi de beklenemez. Esas amaç PKK'nın tamamen ortadan kalkması veya kaldırılması olmalı. Umarım Başbakan yarın ABD Başkanı'nı bu yönde acil önlem almaya ve eyleme geçmeye ikna edecek.
PKK'nın sadece askeri yöntemlerle yok edilemeyeceğini herkes biliyor ve üstelik yüksek sesle de söylüyor. Ancak PKK'nın askeri kapasitesinin PKK'nın gönüllülüğüyle ortadan kısa dönemde kalkmayacağı, yani bu örgütle mücadelede öyle ya da böyle askeri yöntemlerin kullanılacağı kesin. İşte bu durumda PKK ateşkesi yeniden bozacak, hatta konu kendisi açısından beka sorununa dönüştüğü için daha önce pek başvurmadığı türden eylemlere bile girişebilecektir.
Mesele şu: Türkiye şu anda bir fırsat penceresi yakalamış gibi gözüküyor.
Türkiye yakın geçmişte de benzer bir fırsat penceresi yakalamış ama değil tartışması anımsatması bile bu sütunun ölçülerinin çok ötesine geçecek sebeplerle PKK yeniden eylemlerini başlatmıştı.
Bu sefer açılmakta olan bu yeni fırsat penceresinde Türkiye ne yapabilir?
Önce kötümser bir durum tespitiyle başlayalım: PKK eylemlerinin Amerika istiyor diye durması, Amerika'nın eylemleri durdurmak için Kuzey Iraklı Kürt liderleri kullanması, bizim Kürt sorunumuzun uluslararası bir boyuta girdiğini gösterir. Bu sorunla ilgili hareket ederken Amerika ile uyumluluk gereğinin giderek artması ihtimal dahiline girdi artık.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'Kürt sorunu hepimizin sorunudur' sözleri hâlâ orada duruyor. Silahlı eylemlerin ve şehit cenazelerinin kesilmesi (daha dün bir şehit daha verdik, umarım bu son şehidimiz olur) Başbakan'ın bu sözünün gereğini yerine getirmesine yardımcı olabilir belki.
Kuşkusuz, Başbakan'ın bu sözleri söylerken nasıl bir eylem planını düşündüğünü kimse bilmiyor. Ayrıca böyle bir eylem planının var olup olmadığını da bilmiyoruz. Ama benim bildiğim tek bir şey var: Kürt sorununu çözmek için ihtiyacımız olan tek şey siyaset. Silahlar sustuğunda bölgede siyaset yapmak yeniden mümkün olabilecek.
Tabii siyasetin PKK'ya yakınlığı bilinen siyasi partiyi, DTP'yi dışlaması düşünülemez. Önemli olan o bölgede DTP ile yarışmak, meydanı sadece bu partiye bırakmamak.
Tabii bunlar zaman alan şeyler. Oysa, başta da söylemeye çalıştığım gibi 'fırsat penceresi' çok uzun süre açık kalmayabilir.
Ve unutmayın bu pencereyi Amerika'nın üst düzey girişimleriyle açabildik.
Umarım yarından sonrası için adam gibi bir planımız vardır.
(Radikal, 1 Ekim 06)