Ana Sayfa / Basın / 
20.11.2008
01.10.2006 08:49

Batman'ın kızları - Yıldırım Türker

 

“Rahatsızdım. Oğlum Hadi ve kızım Mizgin'le birlikte Batman'a hastaneye gidiyorduk. Yolda iki genç otostop yaptı ve onları da arabaya aldık. Yolda ilerlerken birden kurşun yağmuruna tutulduk. Arabamız tarandı" diye anlatıyordu hastanede tedavi gören anne Samiye Özbek. Batman Valiliği'nin açıklamasına göre iki şüpheli şahıs "Batman'ın Kozluk ilçesi Taşlıdere kırsalında yol kontrolü yapan güvenlik güçlerine uzun namlulu silahlarla ateş açması sonucu çıkan çatışmada iki erkek terörist 2 kg C-4 patlayıcı madde ve silahları ile birlikte ölü olarak ele geçirilmiş olup, meydana gelen çatışma esnasında araç içerisinde bulunan 10 yaşlarındaki Mizgin Özbek isimli çocuk vefat etmiş, annesi Samiye Özbek ise yaralanarak Batman Devlet Hastanesinde tedavi altına alınmıştır."

5 Eylül günü yaşanan olay üstüne incelemelerde bulunan İHD, MAZLUMDER ve Batman Barosu'nun oluşturduğu heyet geçen gün bulgularını açıkladı. Çatışma izine rastlanmamıştı. Arabayı kullanan Mizgin'in ağabeyi Hadi Özbek hakaret ve işkenceye maruz kalmıştı.

"Çatışmadan sonra Mizgin'in cansız bedeninin ağabeyinin gözleri önünde saçlarından tutularak sürüklenmesi ağabeyini derinden etkilemiş ve olayı heyetimize anlatırken uzun süre ağladığı için anlatmakta güçlük çekti."

İşte, size bir Batman hikâyesi.

Batman, son 20 yıldır haritamızda ancak ölüm enlemi, zulüm boylamında bulunabilen bir coğrafyadır. Yoksulluğun, dışta bırakılmışlığın anavatanıdır. Savaş kurmaylarının çeşitli stratejiler geliştirip, çeşitli deneyler gerçekleştirmiş olduğu bir garip pilot bölgedir. Topraklarını sıksan şüheda değilse de nice ölü fışkıran bu topraklar nicedir kimsenin hatırlamak bile istemediği, uygar ulusumun belleğindeki bir kara delikten ibarettir. 0 ölümcül deneylerin yapıldığı; başıbozuk infazların, beslenip örgütlenen katillerin memleketinde hayatın bu kadar olduğunu, artık hiçbir çıkış olmadığını gören kadınlar kendilerini hunharca katlediyor. Çünkü insanlık tarihinin her loş geçeneğinde olduğu gibi orada da, bu tarihte de en çok kadınlar yara alıyor, en çok onların hayatı savaş meydanına dönüştürülüyor. "Sarı" kamunun soluk benizli memurları; küçük Türk milliyetçileri nicedir o topraklarda çeşitli biçimlerde çeşitli menfaat sebeplenmeleri içinde.

Batman'da kadın intiharları yeni değil. 2000 yılında da dört ay içinde 28 kadın intiharı saptanmış, o günlerde de basınımızda uzak bir ülkenin uğultulu hikâyeleri olarak yansımasını bulmuştu. Haberin veriliş tarzı, Batman'ın bize, haberi okuması beklenenlere asla düşleyemeyeceğimiz kadar uzak olduğunu hissettiriyordu öncelikle. Haber dediysek Başbakanlığın yaptırtmış olduğu bir araştırmanın dökümünden ibaretti. Tabii kimi uzman görüşleri de sayfadaki saygın yerini almıştı. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu başkanlığında bölgede bir inceleme yapılmış, dört kişilik ekibin hazırladığı rapordan alıntılar ve birkaç 'bilirkişi' görüşü 'haberi’ çatmaya yetmişti.

Kadınlarda yoğun olarak psikosomatik rahatsızaklara rastlandığı saptanmıştı. PKK ve Hizbullah terörüne tanıklık etmenin halkta bir paranoya oluşturduğuna dikkat çekiliyordu. Bulgulara göre, işsizlik ve gelir dağılımındaki dengesizlik, etnik köken ve mezhep farklılıklarının yarattığı ‘ezilmişlik duygusu’ ve törelerin baskısı kadınları hayattan vazgeçmeye itiyordu.

Bu uzak öykünün en ilginç yanı, genç kızların Batman'dan kurtulmanın bir yolu olarak gördükleri için kamu görevlileri ile ilişkiye girdikleri, evlilik gerçekleşmeyince de bakire olmadıklarını gizlemek için ölümü seçtikleri yolundaki saptamaydı. Aile içi şiddetin yaygın olduğunu belirtmeye gerek yok. Genç kızların televizyondan ulaşan dünyalara özendiği, bunun da içine yuvarlandıkları bunalımı derinleştirdiği, edinilen izlenimlerden biriydi.

Hatırlamamak ne mümkün. Haberi veren sayfanın altında Erzurum'dan bir Profesörün intihar üstüne söyledikleri vardı. Prof, ezcümle intiharın bulaşıcı özelliğine, kitle iletişim araçlarının rolüne dikkat çekip Goethe'nin ‘Genç Werthe’in Acıları' romanı çıktığında okuyanlar arasında çok sayıda intihar vakasına rastlandığını hatırlatıyordu. "Bizde de intiharı konu alan bir filmin ve bir şarkının etkisiyle intihar oranlarındaki artışlar bunun canlı ömekleri"ymiş. Medya dikkatli olmalıymış.
Yani Batman'da genç kadınların intiharları yeni değil.

Kendinden 30 yaş büyük bir adamla evlenmeye zorlandığı için intihar eden 18 yaşındaki Saliha Demir'in intiharı sonrası Çamlıca mahallesindeki bir grup genç kadının ölümü protesto yürüyüşünden bir fotoğraf olsun görmüşsünüzdür. Besbelli en güzel giysilerini giymiş, ölüm kültünün sessiz kurbanı olmayacaklarını ilan ederek dünyaya haykırıyorlar. Yüzlerinden acı, korku, inanç, gurur okumak mümkün. İçlerinden biri, "Anne ve babalar feryadımızı duysun istiyoruz. Kadınlar daha yirmilerine varmadan ölmesinler. Sebep her ne olursa olsun, genç kadınlar intihar ederken sessiz kalan, bu durumu değiştirmek için çabalamayan ve seyirci kalan herkesi kınıyoruz" demiş.

Küçük kız çocuklarının taranarak öldürüldüğü, ölülerinin saçlarından sürüklendiği bir coğrafyada yaşayan bu genç kadınlar törenin otoriteyle pazarlığında gözden çıkarılan olmak istemiyorlar.

Otorite'nin töreler karşısında takındığı riyakâr tavır, koskoca bir toplumu yüzyıllardır baskısı altında tutmuş, onu bir cemaat çimentosuyla birarada tutmuş bir kurumu destekler niteliktedir. Törenin tabularına bulaşmadan, hatta o örgütlenmeden ulusal bir kimlik inşaatında alabildiğince yararlanarak mutlaklaşmak. Anadolu insanı duygusaldır, mükrimdir, namusuna çok düşkündür, halkın duygularını rencide etmemeli, törenin parmağı cinayeti işaret ediyorsa, bu ‘haklı bir neden'dir. Töreyle iktidarın bu kirli alışverişi, bu kanlı pazarlığının şehitler dünyasının yolunu döşediğini biliyoruz, değil mi? Ölümün kutsandığı, kimi durumlarda kaçınılmaz, yegâne çözüm olarak desteklendiği o tüketici dilin imlası göğsümüze çökmüş işte.

Bu fotoğrafı saklayalım isterim. Umut için, iyilik için, dayanışma için. Bundan yirmi yıl sonra, ayakta kalabilmişsek; biraz olsun yolalabilmiş, biraz daha insan olabilmişsek dönüp onların yüzlerine bir bir bakalım diye. Onlara ne çok şey borçlu olduğumuzu o zaman anlayacağız.

(Radikal iki, 1 Ekim 06)


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30