Ana Sayfa / Basın / 
04.12.2008
10.10.2006 08:52

İran krizinde Türkiye'nin açmazları - Ruşen Çakır

 

Önce geçen hafta, AB’nin en üst düzey dış politika yetkilisi Javier Solana, İran’ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin tıkandığını açıkladı. Ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) ile Almanya’nın üst düzey yöneticileri Cuma günü Londra’da toplandı. Beklendiği gibi, krizi diplomatik yöntemlerle aşmanın artık mümkün olmadığına karar verdiler. Görüşmeler bu hafta dışişleri bakanları düzeyinde video konferanslar aracılığıyla sürecek ve İran konusu çok kısa süre içinde Konsey’e havale edilecek. Bakanların İran’a uygulanacak yaptırımları da süre zarfında saptamaları kuvvetle muhtemel.

 

Kademeli bir yaptırım paketi öngörülüyor.İlk aşamada İran’ın nükleer programını iyice kısıtlamak için, örneğin bu programda yer alan bilim adamı ve yöneticilerin yurtdışı seyahatlerini engelleme; her türden teknoloji transferini yasaklama düşünülüyor. İleriki aşamalardaysa, dozu daha da artacak olan yeni ekonomik ve siyasi yaptırımlar söz konusu olabilir.

 

İran’daki İslam rejim ise tavizsiz tutumunu sürdürüyor. Çünkü çok iyi ekonomik ve siyasi ilişkilere sahip oldukları Çin ve Rusya’nın, hatta bir ölçüde AB ülkelerinin, örneğin bir zamanlar Saddam Hüseyin Irakına uygulanan türden çok katı yaptırımlara onay vermeyeceklerinden eminler. ABD’nin askeri seçeneği hep masada tuttuğunun da farkındalar ama bir dizi gerekçeyle bunun gerçekleşmesini pek mümkün görmüyorlar.

 

Aslında İran’a yaptırımlar daha önce gündeme gelebilecekti  ama tüm dünya Hamas ve Hizbullah’ın kaçırdığı İsrail askerleri ve İsrail bunlara misilleme olarak yürüttükleri operasyonlara yoğunlaştı. Öyle ki, Tahran’ın, büyük ölçüde kontrolü altında olan Hizbullah’ı sırf nükleer krizi unuttursun diye İsrail’in üzerine saldırttığı yorumları bile yapıldı.

 

Kaos endişesi

 

Eğer bölgede yeni krizler çıkmazsa daha uzun bir süre, ağırlıklı olarak İran konuşacağa benzeriz. Nitekim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta Beyaz Saray’da Başkan George W. Bush ile İran’ı da konuştu. Bush, İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini açık bir dille tekrarladı.

 

Bölgedeki tüm sorunlarda olduğu gibi İran krizinde de iki arada bir derede kalmış bir haldeyiz. İşte Türkiye’nin başlıca açmazları:

 

1) İran Türkiye’nin bölgedeki en eski ve en güçlü rakibi. Devletin hemen tüm kademeleri “nükleer bir İran” ı, iki ülke arasındaki dengeleri bozacağı için kabul edilemez buluyor. Ama İran’ın bu sayede İsrail’i dengeleyebileceği görüşü tüm İslam dünyasında olduğu gibi Türk kamuoyunda da epey etkili.

 

2) İran’a uygulanacak ekonomik yaptırımlardan, tıpkı daha önce Irak’la yaşandığı gibi, en ağır zarar görecek ülkelerden biri de Türkiye olacaktır. Ama Güvenlik Konseyi kararı çıkarsa Ankara’nın uymaması söz konusu olamaz.

 

3) Ankara’yı en çok endişelendiren husus, Washington’un, BM kararlarından tatmin olmayıp, tıpkı Irak konusunda olduğu gibi bağımsız bir uluslar arası inisiyatif (coalition of will) oluşturması. BM yaptırımlarına uymakta bile zorlanacak olan Türkiye’nin ABD’nin peşinde İran’la cepheden savaşabilmesi imkansızdan da öte. Bu da Türk-Amerikan ilişkilerinin yeniden dibe vurması anlamına gelecektir.

 

4) Ankara bu krizden İran’ın bir ölçüde zarar görmüş çıkmasını isteyebilir. Ama ölçünün kaçması, İran’ın istikrarsızlaşması durumunda her şey altüst olacaktır. Özellikle İran Kürtlerinin Irak’takine benzer bir mecraya sürüklenmesi ihtimali Türkiye için kâbus olur.

 

(Vatan, 10 Ekim '06)


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4