Ana Sayfa / Basın / 
04.12.2008
19.10.2006 13:07

Ateşkesten sonra AB yüzünü Kürtlere döndü - söyleşi - Birgül özbarış/ANF

 

STOCKHOLM (19.10.2006)- Demokratik Toplum Partisi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın önerisi üzerine KKK tarafından ilan edilen tek taraflı ateşkesten sonra başlattığı ateşkes turu devam ederken, ilk durak olan Finlandiya görüşmelerinden ateşkese destek çıktı. ‘’Avrupa kamuoyunun ateşkesten sonra ateşkesi önemsediğini belirtmesinin önemli’’ olduğunu söyleyen DTP Dış İlişkiler Sorumlusu Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, ‘’Ateşkesi isteyen Avrupa ülkeleri ve Avrupa Parlamentosunun bundan sonra üstlenecekleri rol bizim için önemlidir’’ dedi.

 

KKK tarafından ilan edilen tek taraflı ateşkesten sonra Türkiye ve Avrupa kamuoyunda Kürt sorunu yeniden tartışmaya açılırken, Türk ordu güçleri tarafından başlatılan operasyonlar ise genişletilerek devam ediyor. İlan edilen tek taraflı ateşkesin kalıcılaşması için Avrupa’da temaslar başlatan DTP ise, kalıcı barışın sağlanması için destek arayışında.

 

Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı yürüten Finlandiya’da Sol İttifak üyesi Outi Ojala, Finlandiya Sosyal Demokrat Partisi Parlamento Dışilişkiler sorumlusu Kimmo Kiljunen, Finlandiya Merkez Parti Parlamenteri Anti Kaikonen, Finlandiya Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu üyeleri Paula Moisander, Ulla Anttila, Finlandiya İsveç Partisi üyesi Eva Biaudet ve Finlandiya Sosyal Demokrat Partisi Uluslararası Sekreteri Dışilişkiler Bakanı Özel Danışmanı Tuula Lampinen ile DTP heyeti olarak görüşen, DTP Dış İlişkiler Sorumlusu Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, Finlandiya’nın ateşkese destek verdiğini dile getirdi. AB ülkelerinin ateşkese yaklaşımı, Kürt sorunu ve Türkiye cephesinde olup bitenler üzerine ateşkes turunda olan Bakırhan ile görüştük.

 

- İlk durağınız olan ve aynı zamanda AB dönem başkanlığını yürüten Finlandiya’dan nasıl bir sonuçla döndünüz?

 

- İskandinavya’nın Kürt sorunu hakkındaki düşüncelerini almak istiyorduk. Görüşmelerimizdeki temel gündem özellikle KKK’nin ilan ettiği ateşkes oldu. Bu ateşkes Avrupa Parlamentosu tarafından da dolaylı yollardan önerilmişti. Bu nedenle temaslarımıza başladık. Finlandiya’dan umut verici bir yaklaşımla ayrıldık. Tabi ateşkesi önemsediklerini belirttiler. Bu konuda üzerlerine düşecek olan bütün çabaları göstereceklerini söylediler. Farklı düşündüğümüz konular yok gibiydi. Ateşkesi önemsediklerini belirterek konuştuklarımızın hükümete ileteceğini söylediler. Finlandiya hükümetinin ateşkesle birlikte sorunun çözümünü istediğini ve bu konuda rol üstlenebileceklerini dile getirdiler. Ateşkes sonrası yaptığımız ilk diplomatik faaliyet olması açısından çok olumlu geçti. Kürt sorunu ve silahlı güçlere yaklaşım hem de sürecin önemsenmesi açısından memnun ayrıldık.

 

‘AVRUPA CEPHESİNDE HASSASİYET VAR’

 

- Şu an kafalarda 4 kez ateşkes ilan edildi Ancak sonuç alınmadı. Bundan sonra ne olur? Sorusu var. Yaptığınız temaslarda bu ateşkese yaklaşımda bir hassasiyet var mı?

 

- Türkiye kamuoyunda, halkta, tabanda böylesi bir hassasiyet var. Bu konuda en son yaşamını yitiren asker ailelerinin dile getirmiş oldukları bence Türklerin ve Kürtlerin hassasiyetleriydi. Artık insanlar çocukların yaşamlarını yitirmesini istemiyor. Ama yönetenler cephesinden hassasiyetle karşılanıp karşılanmadığı sorusunu yanıtlamak henüz erken. Diğer yandan baktığımızda halen operasyonlar kapsamlı devam ediyor. Tabi bu ilan edilen ateşkes sürecini sekteye uğratmamalı. Zaten Türkiye’de belirli çevreler ve odaklar bütün stratejisini bir çatışma üzerine kurmuştu. Bunun en başında ordu geliyor. Özellikle Genelkurmay Başkanlığının değişmesiyle birlikte yeni gelen kadro tamamen ciddi bir çatışma ve savaş üzerine stratejisini belirledi. Özellikle derin çevreler ve ordu çevresinden ateşkese hassasiyet konusunu henüz bir hafta 10 günlük operasyonlarla açıklamak yetersizdir. Biraz bekleyip görmek gerekiyor. Avrupa cephesinde ise gerçekten bir hassasiyet var. Özellikle Finlandiya’da bunu net gözlemledik.

 

- Peki Avrupa kamuoyunda ateşkes öncesi Kürt halkına ve PKK’ye bakış ile ateşkes sonrası bakış arasında bir farklılık gözlemlediniz mi?

 

- Evet. Böyle bir farkın açık olduğunu belirtmek istiyorum. Bu çok önemlidir. Ateşkes öncesi tamamiyle demokratik Kürt hareketini, silahlı güçleri önemsemeyen ve onlara mesafe koyan, hatta demokratik legal alan ile silahlı güçler arasında bir uzaklaşmanın set koymanın gerekliliğini dile getiren Avrupa kamuoyu ateşkesten sonra ateşkesi önemsediğini belirtmesi önemliydi. Ateşkesi isteyen Avrupa ülkeleri ve Avrupa Parlamentosunun bundan sonra üstlenecekleri rol bizim için önemlidir.

 

‘AB İNSİYAFİT ALMAK İSTİYOR’

 

- Avrupa Kürt sorunun çözümü konusunda bir rol alabilir mi? Ya da böyle bir istemi var mı? - Henüz net bir politikaları olduğunu söyleyemeyiz. Ama gördüğümüz ve görüştüğümüz çevreler özellikle Kürt sorunun demokratik yollarla çözen bir Türkiye istiyorlar. Bu nettir. Yalnız bizde kendilerine sadece istemekle bu işin olmayacağını, Türkiye’de kimi çevrelerin inkar imha ve savaşta direttiğini, bunun içinde Avrupa kamuoyunun Türkiye üzerinde demokratik bir baskı oluşturması gerektiğini dile getirdik. Bunu oluştururken Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinden kopuşunu hızlandıran değil, tam tersine hem demokratik bir baskı hem de Türkiye’nin AB sürecini sekteye uğratmayan bir yürüyüşü desteklemelerini belirttik. Umut ederim ki, ateşkesi talep eden Avrupa ülkeleri sorunun çözümü konusunda da aynı direnç içinde olacaktır.

 

- Kürt sorununun çözümü konusunda bir inisiyatif üstlenme ve arabuluculuğa nasıl bakılıyor?

 

- Arabuluculuk elbette ki önemlidir. Bizim şu andaki izlenimlerimiz bu konuda bir inisiyatif alma istemi içinde olduklarıydı. Özellikle Finlandiya’nın dönem başkanı olması itibariyle Finlandiya’nın bir rol üstlenebileceğini sorunun çözümüne katkı sunacağını dile getirdik. Onlarda ateşkesi önemsendiğini ve üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yapacaklarını dile getirdiler. Biz sadece Finlandiya ile görüştüğümüz için diğer Avrupa ülkelerinin bu konuda nasıl bir rol üstlenmek istediklerini biraz daha görüşerek ve onları teşvik ederek görebiliriz.

 

ORDU ENGEL

 

- Ateşkesten sonra Türkiye’de asker kanadı açıklamalarda bulundu. Avrupa bu açıklamaları nasıl karşılıyor?

 

- Dünyanın hiçbir yerinde ’ben siyasette aktif rol oynayacağım, sivil iradenin önünde olacağım, ekonomide aktif rol oynayacağım, Türkiye’nin en büyük ekonomik kuruluşları benim denetimimde olacak’ diye bir ordu yoktur. Ordunun temel görevi ülkenin güvenliğini sağlamaktır. Türkiye’deki ordu maalesef güvenliği sağlamaktan çok güvensiz çatışmalı ve sivil iradenin yerini alarak bu konuda manevra alanını genişletmeye çalışan bir yapıda bulunmaktadır. Şimdi bu konumdaki bir ordu elbetteki ateşkes sürecine ilk etapta sıcak yaklaşmayabilir. Avrupa’daki temaslarımızda da ortaya çıktı ki Türk ordusunun ayrı yere konuluyor. Katı tutucu, sorunun çözümü konusunda savaşan bir taraf olarak yapıcı davranmadığını, savaşta bir ısrarın olduğunu Avrupa’da görüyor. Aslında Türkiye’nin fotoğrafı yaşamını yitiren asker cenazelerinde çok net ortaya çıkmıştır. Savaşın durmasını isteyen aile ile ırkçı şoven yapı birbirinden ayrıştı. Ordu artık geçmişteki gibi halk tarafından güvenliğimizi sağlayan kurum olma niteliğinden çıktı ki geçmişte güven sağlıyor muydu o da tartışılır. Artık Türk yurttaşların tavrında ciddi bir fark var. Ordunun tavrı elbette önemli. Biz ordunun da bir gün şiddetle çözüm gelmeyeceğine inanacağını düşünüyoruz. Ama bu gün uzun olursa Türkler ve Kürtler biraz daha birbirinden uzaklaşır. Çünkü ordunun çatışmasızlık ortamı önünde engel olduğu halk tarafından görülüyor. Bu kötü imajı görmeliler. - Kürt hareketi ile direkt bir temas kurma talebi ya da istemi var mı?

 

-Ateşkes çok yeni ve kısa bir sürede sonuç almak henüz erken. Sorunun çözülmesi konusunda dünya kamuoyu eğer ikna ise sorunun tarafları bellidir ve taraflar muhatap alınarak sorun çözülür. Bu konuda Avrupa’nın geçmişinde birçok pratik var ve yabancı değil. Avrupa’nın birçok ülkesinde Kürt sorununa benzer birçok sorun yaşandı çözüldü ve çözülüyor. Diyaloglar nasıl sağlanır nasıl bir planlama yapılır konusunda Türklerden daha tecrübeliler. Bizde onların tecrübesinden yararlanmak isteriz.

 

’İSPANYA’DA KATALAN, İSVİÇRE’DE KONFEDRAL SİSTEMİ İNCELEYECEĞİZ’

 

- Sözünü ettiğiniz tecrübelerden yararlanmak için bir girişiminiz olacak mı?

 

- İngiltere İRA, İtalya Fransa ve İspanya’da ETA sorunu var ve hep birlikte izliyoruz. Katalanlarla yaşanan sorunda diyalog sürecini yerinde takip ederek deneyimlerini öğrenmek için İspanyaya gideceğiz. Yine konfederal sistemin uygulandığı İsviçre’de bir çalışma yürütmek istiyoruz. Sistemi yerine görerek yerel yönetimler, siyasi partilerle fikir alışverişinde bulunacağız. Çünkü dünyanın her yerinde çatışanlar, kavga edenler, sorun yaşayanlar diyalog yolu ile çözüyorlar. Tarafların birinin güçlü olması diğerinin zayıf olması değerlendirmesi yapılmıyor. Taraflar her zaman muhataptır. Türkiye’de uluslararası kamuoyunun deneyimlerinin dışında farklı bir pratik içine giremez. Önemli olan tarafları bir araya getirecek bir ortam hazırlayarak, diyalogu sağlayacak bir hava yaratılmasıdır. Partimizin hem ateşkes çağrısı hem de diplomasi faaliyetleri bunun alt yapısını oluşturmaya dönüktür. Sorunlar böyle çözülür. Er yada geç böyle olacak. Ama Türkiye ve Kürtler açısından kaybolan her dakika zararımızadır.

 

- Temaslarınız devam edecek mi?

 

- Sosyalist Enternasyonalin Şili ve yine Avrupa Sosyalist Partisinin Portekiz’deki toplantılarına katılmayı düşünüyoruz. Parti olarak bu dönem tamamen çalışmalarımızı diplomasi eksenli yürüteceğiz. Diplomasi temel alanlarımızın da birisidir. Kadın ve gençlik yapılarımızda bu çalışmaları yürütecektir.

 

- Öte yandan Fransa’nın geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin AB’ye üyeliğini istemediklerine dair yaptığı açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu açıklama ile amaçlanan nedir? - Fransa’nın tavrı üzerinde uzun tartışılması gerekir. Hangi hesaplarla yapıldığı tartışılır. Hem kendi kamuoyuna hem de dünya kamuoyuna sunduğu konularda elbette yaşananlar oldu. Ermeni sorunu olduğu gibi Kürt sorunu da farklı sorunlarda var. Eğer Türkiye AB’ye dahil edilecekse ve Fransa’da bunu istiyorsa o halde daha temkinli davranması gerekiyor. Türkiye’nin önemli güncel sorunları daha öncelikli tutup geçmişten bugüne kadar yaşanan diğer sorunları da uygun bir ortamda gündeme getirmek hem Türkiye, hem AB hem de sorunlarının çözülmesini isteyen çevrelerin yararına olacaktır. Kürt sorununu çok kısa bir sürede çözülmeyeceğini biliyor ve çok sabırlı davranıyoruz. Fransa’nın da bir anda çözebileceğini düşündüğünü sanmıyorum. Art niyet aramıyorum ama Türkiye’yi AB sürecine yaklaştırmanın en önemli yolu onun en güncel sorunlarını gündeme getirmekle başarılabilir. Faklı yaklaşımlar Türkiye’nin yönünü farklı tarafa çevirmesini sağlayabilir. Finlandiya’da yaptığımız görüşmede benzer hassasiyetleri bizde dile getirdik. Bu konuda kendilerinin de hassas olduklarını gördük.

 

‘EZBER BOZULMALI’

 

- Türkiye’ye gündemine dönersek Mehmet Ağar tarafından da “Dağda savaşacaklarına ovada siyaset yapsınlar” sözünü ortaya atıldı. Özellikle Ağar tarafından böyle bir açıklamanın yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

- Türkiye kamuoyunda Kürt sorunu son süreçte olumlu yada olumsuz yoğun olarak tartışılıyor. Ateşkes sonrası özellikle Mehmet Ağır gibi geçmişte özel savaşın yürütücülerinin başında gelen birisi bu işin artık silahla şiddetle olmayacağını belirtmesi önemlidir. Çok niyet aramamak gerekiyor. Çok şeyde beklememek gerekiyor. Savaşı yürüten birisinin diyalog çağrısı katılımla ilgili düşüncelerini belirtmesi elbette önemlidir. Elbette siyasi parti liderlerinin yaptığı birçok şey kaygılardan dolayıdır. Diğer siyasi partilerinde bu konuda düşüncelerini ortaya koymasını bekliyoruz. Çünkü Kürt sorunu artık üzerinin örtüleceği bir konu değil. Ateşkesin artından olumlu tartışmalar yürütülüyor. Ama sadece tartışılmasın aynı zamanda çözüm önerilerinin de sunduğu bir şekle dönmesini talep ediyoruz. Bu konuda siyasi partimize de büyük görev düşüyor. Bizimde bu tartışmalara teşvik etmemiz olumlu sözlerin kimin tarafından söylenirse söylensin destekleyecek bir çaba içinde olmamız gerekiyor.

 

- Türkiye’de ezber bozuluyor diyebilir miyiz?

 

- Henüz erken... Tamamiyle ezber bozulmuyor. Genel olarak bir konuyu ele alırsak ara başlıklar halinde doğrudur ezber bozuluyor. Ama genel olarak bir ezber bozulmasından bahsetmek erken olur. Bir bütün ülkeyi yönetenlerinin ezberlerinin bozulması gerekiyor. Ben özellikle kendi kamuoyumuza seslenmek istiyorum. Bu bir süreçtir. Çok şey bekleyerek hayal kırıklığına uğramamak gerekiyor. Biz Kürtler daha öncede çok fedakârlıklar yaptık ve geçmişimiz biliniyor. Küçük olumsuzluklar karşısında moralsizleşmemek ve motivasyonu bozmamak gerekiyor. İnanç ve kararlılık önemlidir.

 

Bazen atılan adımlar karşı tarafın adım atmamasını ezberinin bozulmamasını sağlayamayabilir. Karşıtlaşmamak gerekiyor. Bu sorun zaten diyalogla çözülecektir. Amaç biraz karşı cepheyi parçalamaktır. Tartışmaları derinleştirmek ve çözümden yana olmayan cepheyi dünya kamuoyunda teşhir etmek gerekiyor. Toptancı yaklaşmayarak kararlı olmak gerekiyor. Savaş isteyenleri teşhir edelim. Bu konuda girişimlerimiz olmalı. Bu konuda Kürt hakaretinin tavrı olumludur. Silahlı güçlerin bu konuda bir siyasetçi olarak samimi olduklarını belirtmek istiyorum. Deklarasyonlarından ve ateşkes ilanlarından dolayı herkeste bunu gördü.

 

(ANF NEWS AGENCY)


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4