Ana Sayfa / Basın / 
03.12.2008
22.10.2006 10:47

2007 Bütçesi - İzzettin Önder

 

İktidarların değişimi ile ekonomide ve toplumda fazla bir şey değişmeyeceği gibi, bir takvim yılının değişmesi ile de kamu bütçesi değerlerinde fazla bir değişiklik görülmez. Zira, hem siyasal iktidarın değişiminde hem de yıl değişimde, ekonomik alt-yapı değişmemektedir. Ekonomik alt-yapı ve gelişmişlik düzeyi değişmediği sürece siyaset alanında veya yıllık bütçelerde fazla değişimler gözlenmez. 2007 yılı bütçesi ile ilgili bazı açıklamalarda bulunurken bu temel ilkeyi gözönünde bulundurmamız mutlak gerekliliktir. Bununla berabere, 2007 yılı hem Cumhurbaşkanlığı, hem de genel seçim yılı olduğundan, bütçede bazı ufak sapmaları görmemiz olasıdır.

 

2000 yılı başından beri bütçelerin şekillendirilmesinde başat rol oynamış olan IMF açısından bakıldığında, bütçelerin sosyal yönü törpülenmekte, ağırlık faiz ödemelerine verilmektedir. Bu politika, içte burjuvazinin de ittifakı ile, dönem hükümetleri tarafından tavizsiz öne çıkarılmış ve büyük bir sadakatle uygulanmıştır. Bu bağlamda, önümüzdeki yıl bütçesinde toplam kamu harcamaları  % 19 oranında artarken, faiz harcamaları da % 15 oranında yükselmiştir. 2006 ve 2007 yılları bütçelerinde de faiz harcamalarının bütçedeki oranı, ufak farkla, aynı düzeydedir. 2007 bütçesinde faiz ödemelerinin mutlak miktarında bir artış gözlenmektedir.   Söz konusu faiz artışı, geçen Mayıs ayı içinde yaşanan malî sarsıntının oluşturduğu yükten kaynaklanmaktadır. Alt-yapısı güçlü olmayan ekonomilerin denetimsiz finansal serbestleşmeye yönelmeleri ve sıcak paraya ağırlık vermeleri sonucunda spekülatörlere muhtaç olacakları açıktır. Mayıs sarsıntısı ile hem faiz hem de döviz kuru ani yükselişe geçmiş, sonradan biraz gerilemiş olmakla beraber, eski düzeylerine inmemiştir.

 

Spekülâtörler kamu bütçesi üzerinde baskı oluşturdukça, bütçe kısıtı altında bu baskı kamu kesimi emekçileri özlük haklarına, kamu hizmetlerinin miktar ve kalitesine ve kamu yatırımlarına yansıtılmaktadır. Böylece, kamu kesiminde insan gücü erirken, buna bağlı olarak kamu hizmetlerinin niteliği de zayıflamaktadır. Bu koşullar altında uygulanan böyle bir bütçe politikası, sadece kamu personelinin değil, aynı zamanda kamu hizmetlerinden yararlanma durumunda olan halk kesiminin de refahının kısılmasına yol açar. Bu yönü ile 2007 Bütçesi, geçmiş yıllar bütçelerinde olduğu gibi, gelir dağılımını bozucu etkiye sahip görülmektedir. Bütçenin gelir dağılımını bozucu bir başka etkisi de, yine geçmiş yıllar bütçelerinde olduğu gibi, finans kesimine  dünya piyasalarının çok üzerinde reel faiz aktarımı yapıyor olmasıdır. Üstelik, reel faiz aktarımı yoluyla sadece iç ekonomide gelir dağılımı bozulmamakta, aynı zamanda dış faiz ödemeleriyle ülkeden dış dünyaya reel kaynak aktarımı da gerçekleştirilmiş olmaktadır. Bu politikalarla, bir yandan dış borçlarla boğuşan, diğer yandan da kalkınmasını gerçekleştirmeye çalışan ekonomi, giderek daha fazla dış borca boğulmaktadır.

 

2007 yılı için enflâsyon % 4, reel büyüme ise % 5 olarak öngörülmektedir. Bu verilerle, 2007 yılı nominal büyüme oranının % 9,2 olacağı hesaplanır. Nominal gelir % 9.2 oranında yükselirken, bütçe hacminin % 19 oranında yükselmesi, bütçenin milli gelirdeki payının yükseleceği sinyalini vermektedir. Bütçenin yükselmesinde faiz dışı reel harcamaların % 21 gibi oldukça yüksek orandaki artışı rol oynamaktadır. Kısıtlı bilgilerle kamu harcama kalemleri hakkında detaylı olarak kesin bir şey söylemek olası olmamakla beraber, önümüzdeki yılın seçim yılı olmasının bu artışta önemli rol oynadığı düşünülebilir. İçinde bulunduğumuz yıl içinde sağlıkta dönüşüm programının da, hükümetin öngöremediği harcama artışına yol açtığı bilinmektedir. Bu politika, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin kamu bütçesinden özel kuruluşlara kaynak aktarıldığı görüşünü doğrulamaktadır. Bütçeye konan harcamaların, devlet hastanelerinde daha düşük maliyetle halka hizmete dönüştürülmesi yerine, sevk sistemi ile tedavi masrafları yükseltilmekte ve bütçeden özel kuruluşlara kaynak aktarılmaktadır.

 

Bütçenin gelir yönüne baktığımızda, nominal milli gelirin % 19 artışı karşısında, vergi gelirlerinin % 15 dolayında yükseleceği tahmin edilmektedir. Bu durumda, vergi sistemimizin gelir elâstikiyetinin % 79,  vergi gayretinin düşük olduğu anlaşılmaktadır. Vergi gayretinin düşüklüğü yanında, vergi sisteminde dolaylı vergiler oranının % 60’lara yükselmesi de, bütçenin gelir yönünden de ekonomide gelir dağılımını bozduğunu göstermektedir.

 

2007 bütçesinde faiz dışı harcamalarda, yani birincil dengede fazla verildiğinden, harcamalar yoluyla bütçenin ekonomide enflâsyonist etki yapması düşünülemez. Faiz giderlerinin de dahil edildiği nihaî hesaplamada ise, 2007 Bütçesinin bir önceki yıl bütçesine göre % 8 oranında daha fazla açık vereceği öngörülmekle beraber, bu açığın faiz ödemelerinden kaynaklanıyor olması, ekonomide enflâsyon tehlikesi oluşturmamaktadır.

Bu verilerden ve kısa açıklamadan anlaşılıyor ki, 2007 Bütçesinin, önümüzdeki yılın seçim yılı olmasından kaynaklanarak, faiz dışı harcamalarda ufak bir değişiklik göstermesi dışında, geçmiş yıllar bütçelerinden çok büyük bir farkı yoktur.  Buna ilâveten, 2000 yılından beri bütçeler üzerinde IMF’nin büyük baskısının olduğu da dikkatlerden kaçmamalıdır. Kısacası, hükümet, bütçe konusunda IMF kıskacı ile seçimin dayatmaları arasında sıkışmış durumdadır. Bu koşullar altında, halkın yanında bütçeden ya da bütçe yoluyla sosyal politikalar oluşturulmasından söz edilemez! Seçim yılında, halkı bir kenara iterek, salt finans parazitlerinin ve sermayenin hizmetinde bir bütçenin oluşturulması, halkın siyasal bilincine katkı yapar ise, bunun da çok büyük bir toplumsal kazanç sağlayacağı düşünülebilir!

 

(acikgazete.com, 21 Ekim ’06)


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4