23.10.2006 09:16
Irak'a yeni Saddam aranacağı kimin aklına gelirdi! - Ceyda Karan
Irak'ta yaşananları gördükçe insanın 'Bak şu Allah'ın işine' diyesi geliyor. 'Demokrasi', 'özgürlük', 'insan hakları' kavramların dillerine dolayıp Irak'ı işgale girişenlerin, bugün birbirine düşürdükleri bir memlekete yeni Saddam Hüseyin'ler arayacağı kimin aklına gelirdi ki! Neo-con Bush yönetiminin 2003'teki işgalle yutturmaya çalıştığı 'Büyük Ortadoğu Projesi'nin yerli pazarlayıcıları bile öylesine şaşalamış durumda ki, Irak'a bakıp serinkanlı analizler döktüremez hale düştüler. O vakit, palavralara kanmayanların haklı çıktıkları için sevinmek yerine, Irak'ta olup bitenlere dikkat kesilmesinde fayda var. Zira işler öyle çığrından çıktı ki, yakında gelecek haberler karşısında ağzımız açık kalabilir.
Şimdiden işaretleri geliyor, lakin dananın kuyruğu ABD'de 7 Kasım'daki Kongre seçimlerinden sonra kopacak. Eşbaşkanlığını eski Dışişleri Bakanı James Baker'ın yürüttüğü Irak Çalışma Grubu'nun raporunun yayımıyla... Raporun basına sızan ana hatları şunlar: 'Irak'ta demokrasi hedefinden vazgeçilip, istikrarı sağlamaya yönelinmesi. Ülkenin Sünni, Şii ve Kürtler arasında üç özerk bölgeye ayrılması, Bağdat'taki merkezi hükümetin dışişleri, sınır koruması ve petrol gelirinin dağıtımıyla uğraşacak bir iskelete indirgenmesi. Adem-i merkeziyetçiliğin önünü açacak anayasa konferansı düzenlenerek gevşek bir konfederasyon kurulması. Bu süreçte İran ve Suriye'den medet umulması. Tüm bunlar sayesinde Amerikan askeri varlığının yavaş yavaş azaltılması.'
142 bin Amerikan askeri çekilecek değil elbette. Baker'ın "Irak'tan askerlerimizi şimdi çekersek görülmemiş büyüklükte bir iç savaş çıkar ve buna tüm komşu ülkeler dahil olur" uyarısı boşuna değil. Kendi adına son gafı Irak'ı Vietnam'a benzetmek olan Bush, sözlerini "Zafere dek kalacağız" diye düzeltmeye çalışsa da Amerikan ordusu sözcüleri 'aleyhine çalışıyor'. 'Güvenliğin Iraklılara devri planı çöktü' gibi açıklamalarını bir kenara koyun, sadece ekimde 79 Amerikan askerinin kayıp verilmesi işlerin böyle gitmeyeceğinin kanıtı. Cumhuriyetçiler Kongre seçiminden yenilgiyle çıkmaları halinde temel strateji değişikliği için bastıracak. Ve arayışlar 'Baker raporuyla' sınırlı değil. Irak'ta mezhep çatışmaları
alıp başını gitmişken, silahsızlandırılamayan Şii milisler, ölüm timleri kol gezerken, yakında nemalanılan petrol dahi tehlikeye düşeceğinden 'çıkış stratejisi' arıyorlar.
Eh, bir kez 'demokrasi' hedefinden vazgeçildi mi, Amerikalılar için gerisi çorap söküğü gibi gelebilir.
Kısa vadede 'Demokles'in Kılıcı' Şii Dava Partisi'nden Başbakan Nuri Maliki'nin başının üzerinde sallanıyor. Geçen hafta önde gelen Sünni siyasetçi Dr. Salih Mutlak'ın Arap başkentlerini gezdiği, hükümetin devrilip beş kişiden oluşan cunta yönetimi için onay aradığı haberleri geldi. 'Şaka mı' demeyin. Zira Bush yönetiminde etkili muhafazakâr çevreler, Irak'ta eninde sonunda milliyetçi bir askerin hükümeti devirebileceğini konuşuyor. Irak'ta 'demokratik' hükümetin ayakta kalamayacağına o denli ikna olmuşlar ki, alternatif peşindeler.
Muhafazakâr kanattan askeri uzman Anthony Cordesman örneğin, Maliki'nin devrilmesini güçlü olasılık görüyor. David Ignatius, Washington Post'ta, CIA'in yönetimindeki Irak istihbarat servisinin bile darbeye karışabileceğini ima etti. Dün ABD Dışişleri'nin üst düzey yetkililerinden Alberto Fernandez, Irak'ta Kaide dışında tüm muhalif gruplarla görüştüklerini söylüyordu. Rivayet o ki, Amerikalı istihbaratçılar Ürdün'deki eski Baasçı generallerle de temasta. Vahşi Batı'dan beter hale gelmiş, altyapısı topyekûn çökertilmiş, petrol kaynakları sömürülen Irak'ta halkın yüzde 80'inin darbeyi kabullenecek halde olması da cabası. İnsan düşünmeden edemiyor, 'yoksa sömürgeci güçlerin parça parça edip cetvelle çizdiği sınırlarda milli birlik mayası ancak eli sopalı cunta yönetimleriyle mi tutuyor' diye...
'İyi hoş da, darbe yapabilmek için bile ortada bir devlet olması lazım ve Irak'ta bir devlet kaldığı pek şüpheli' diyebilirsiniz. Aklımızın bir köşesinde tutmakta fayda var, günümüz dünyasında 'darbe' var, 'darbe' var, bütün mesele 'darbelerin' dünya kamuoyuna nasıl yutturulacağında gizli. (Bkz. Tayland)
Irak savaşı yeni başlıyor, galibi olacağı da pek şüpheli. Lakin mağlubu ayan beyan ortada. Savaşa girerken Ortadoğu'yu yapboz tahtası gibi görenlerin masallarını pazarlamaya çalışan, belki bunlara hakikaten inanan yahut da inanmaktan çıkarları bulunanların da mağlubiyeti bu. Bunu da akılda tutmak lazım. Hani olur ya, yarın öbür gün onların 'taktik, strateji' diye yutturmaya çalışacağı soğukkanlı yalanlarına aldanmamak için...
(Radikal, 23 Ekim 06)