Ana Sayfa / Basın / 
04.12.2008
23.10.2006 10:06

Irak'ta realite duvarına çarparken - Ali H. Aslan

 

Resmi ağızlar inkar ediyor ama, ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Son zamanlarda Amerikan medyası Bush yönetiminin Irak'ta strateji değişikliğine gideceği yolunda haberlere ağırlık vermeye başladı.

Washington Post 'Irak Savaşı'nda büyük strateji değişikliği bekleniyor' diye yazdı. New York Times, Beyaz Saray'ın yalanlamasına rağmen, Maliki hükümetine iç savaşı önleyici tedbirler alması için mühlet verileceği, aksi halde cezalandıracağı haberinin arkasında duruyor.

ABD'nin Irak'ta kolay bir çıkış yolu bulunmadığında ve alternatif planların ehven-i şerden öteye gidemeyeceğinde herkes hemfikir. Beyaz Saray da bal gibi bu realitenin farkında. Ama tabii ki bizzat itirafı ya da başkalarınca söylenmesi işlerine gelmiyor. Bush'un geçen hafta Irak'ın Vietnam'la tek bir açıdan dahi olsa benzerliğini ilk kez teyit etmesi, geniş yankı buldu. Hele 7 Kasım'daki ara seçimler öncesi, Amerikan halkının iktidar partisi cumhuriyetçilere Irak'tan dolayı güveni iyice zayıflamışken, böyle benzetmeler siyaseten oldukça tehlikeli. Cumhuriyetçi adaylar Bush ile aynı kareye girmekten iyice çekinir oldu.

Beyaz Saray'ı Irak'ta strateji değişikliğine iten amillerin başında şüphesiz iç siyaset geliyor. Demokratlar, cumhuriyetçilerin zayıf karnı Irak'a çalışıyor. Cumhuriyetçiler, Kongre'nin kontrolünü ve 2008'de Beyaz Saray'ı kaybetme endişesinde. Dolayısıyla kamuoyu tepkisini azaltacak tedbirler almak zorunda hissediyorlar.

Demokratlar seçimi kazanırsa, ki ihtimal büyük, Irak için önerdikleri çözüm senaryolarına halktan onay aldıklarını düşünecek, daha da bastıracaktır. Muhalefetten sudur eden riskli çözüm tekliflerinden biri de ülkenin çok zayıf bir merkezî yönetim altında Şii, Sünni ve Kürtler arasında üçe bölünmesi. Beyaz Saray 'böl kurtul' senaryosuna sıcak bakmadığını söylüyor. Bush ve sözcüleri geçen hafta bunu teyit etti. Baker-Hamilton komisyonu da sıcak bakmıyor. Ama teklifin giderek daha fazla tartışıldığı ve ilgi çektiği de bir gerçek.

Beyaz Saray'ı strateji değişikliğine zorlayan önemli sebeplerden biri de, sahada işin yükünü çeken, son zamanlarda giderek artan oranda kayıplardan rahatsız askerlerin bastırması. Amerikalı generaller siyasi patronlarını zor durumda bırakan açıklamalar yapmaktan dahi çekinmiyor. Son olarak Amerikan ordusunun Irak'taki en kıdemli sözcüsü General William Caldwell acı konuştu.

Maliki hükümetinin Şii tarafgirliği, yolsuzlukları ve eylemsizliği Washington'u oldukça rahatsız ediyor. Öte yandan Maliki'nin makamını kaybetme psikozuna girip büsbütün kontrolden çıkmasını da arzu etmiyorlar. Bu nedenle son telefon konuşmasını postunu garanti altına almaya tahsis eden Maliki'yi Bush teskin etti ve 'arkandayız' dedi.

Geçen hafta bir üst düzey Amerikan hükümet yetkilisi ile Irak'ı konuştuk. Ekonomik alanda ilerlemeler kaydedildiğini, ancak siyasi, güvenlik ve toplumsal uzlaşma alanında 'acil' ilerlemeye ihtiyaç olduğunu kaydetti. Maliki hükümetinde bu aciliyet hissi pek görülmüyor.

Amerikalı yetkiliye göre, Sünni direnişi Irak'ın geleceği için 'stratejik bir tehdit değil.' Ülkedeki silahlı ihtilafın sona erdirilmesi için bir ulusal uzlaşma, af, demobilizasyon, silahsızlandırma ve yeniden entegrasyon sürecini kaçınılmaz görüyorlar. 'İdeal olarak kasım ayının, ya da bu senenin sonuna kadar' Irak hükümeti ile Irak halkı arasında bir 'kontrat' imzalanmasını bekliyorlar.

Aynı üst düzey yetkili, siyasi uzlaşmaya başarılı örnek olarak, Kürt bölgesine ilaveten yeni bölgesel formasyonlar oluşturulmasını 18 ay erteleyen kararı gösteriyor. Ancak ekliyor: '18 ay çabuk geçer. Başka bir federal bölge olur mu, bu Iraklıların karar vereceği bir konu. Pekala ilave bölgeler olabilir.' Tabii yeni bölgesel oluşumlar, Irak'ın parçalanma sürecine girmesi demek. Amerikalı yetkiliye soruyorum: 'Kürtleri bağımsız bir devlet ilan etmekten kim alıkoyabilir?' 'Realite' karşılığını veriyor...

Türkiye'nin tehdit ve baskısı da şüphesiz bu 'realite'nin bir parçası. Ve genel manada 'Irak realitesi' ABD'yi 'Türkiye realitesi' karşısında daha dikkatli olmaya itiyor. Mesela 'realite'ye dönüştürülme ihtimali giderek artan Amerikan askerlerinin ağırlıklı olarak Kuzey Irak'a konuşlandırılması senaryosu, bir yönüyle Irak'ın ve Kürt bölgesinin geleceğinin özellikle Türkiye ve İran 'realite'sine karşı dengelenmesi demek.

Amerikalılar Türkiye'nin PKK yüzünden Kuzey Irak'a müdahale tehditlerinin 'realite'ye dönüşeceği hissine kapılır kapılmaz General Ralston'u devreye sokmuşlardı. Bence Ralston'un temel misyonu Ankara'yı yatıştırmak. Dolayısıyla fazla somut netice beklemiyorum. Nitekim Amerikalı yetkiliye Ralston'un gayretlerinde bir süre tahdidi koyup koymadığını soruyorum. Süre veremiyor. Yani Türkiye'nin Irak'taki güvenlik çıkarları Kürt liderlerin 'süresiz' keyfine kalmış görünüyor. Onlar da PKK'yı Kerkük için pazarlık unsuru olarak kullanma eğiliminde. Washington'un iç siyasete yansıyan mevcut kaotik Irak tablosunda desteğine muhtaç olduğu Kürtleri şu sıralar fazla zora koşmayacağından emin olabilirsiniz...

Irak, Amerika ve Türkiye dahil ilgili herkesin 'realite' duvarına çarptığı yer. Realiteler, can acıtsa da, realist çözümleri kaçınılmaz kılabilir. En ehven-i şer çözüm, süresiz kaos ve çözümsüzlükten iyidir. İş, çözümün adını doğru koyabilmekte...

(Zaman, 23 Ekim 06)


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4