Ana Sayfa / Basın / 
03.12.2008
23.10.2006 09:28

NATO yayılmacı bir misyon üstleniyor - Nejat Eslen

 

NATO (North Atlantic Treaty Organization) adı artık bu teşkilatın misyonunu karşılamıyor. Soğuk Savaş döneminde, yayılmacı amaçlar güttüğü iddia edilen Sovyetler Birliği'nin ve komünizm ideolojisinin genişlemesini tahdit etme görevini benimseyen NATO için Kuzey Atlantik, savunulması gereken esas coğrafya olarak öne çıktığı için teşkilat bu adla tanımlanmıştı. Bugünse NATO, ABD'nin dümen suyunda, Avrasya coğrafyası genişliğinde, küresel boyutta yeni bir misyona hazırlanıyor; hem de Soğuk Savaş döneminin aksine genişleyip yayılarak yeni misyonuna hazırlanıyor.

 

Yeni tehditler

 

Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle birlikte aslında misyonu sona eren NATO önce bir bocalama dönemi geçirmiş ve yeni görevler bulmakta zorlanmıştı; 1991'de kabul edilen yeni stratejik konseptle nükleer silahlar, istikrarsızlıklar ve belirsizlikler yeni tehditler olarak sıralanmıştı. 1999'da gözden geçirilen stratejik konseptte ise belirsizliklerin ve istikrarsızlıkların yanı sıra organize suçlar, kitle imha silahlarının yayılması, terör ve yaşamsal değerdeki kaynakların (enerji) akışının kesilmesi tehdit listesine ilave edilmişti. 1999'da İstanbul'daki zirvede, NATO'nun 11 Eylül sonrası ortamda gerekli ve geçerli bir ittifak olduğuna dair fikir birliğine varılmış; 2002 Prag zirvesinde ise ittifakın gelişen şartlara uygun olarak transformasyondan geçirilmesi gereği vurgulanmıştı.

 

NATO, gelecek ay Letonya'nın Riga şehrinde yapılacak yeni liderler zirvesine hazırlanıyor. Bu zirvede, çok kutuplu bir düzene dönüşmekte olan dünyada, NATO'nun Avrupa kıtası dışındaki misyonu ve bu misyonu yerine getirme-siyle ilgili olarak askeri yeteneklerdeki tahditler ve yetenekleri geliştirme imkânları tartışılacak. ABD'nin NATO'ya empoze etmeye çalıştığı yeni misyon, yeni bir Transatlantik düşünce yapısının oluşturulmasını, Transatlantik ilişkilere yeni bir karakter kazandırılmasını, daha fazla dayanışmayı, yeni bir stratejiyi, ilave askeri yetenekleri, NATO'ya Avrasya kıtasında küresel boyutta görevler yüklenilmesini, Avrasya boyutunda genişlemeyi ve bu amaçla NATO'nun siyasi-askeri yapısının transformasyondan geçirilmesini gerektiriyor.

 

Her talebin Avrupalılar tarafından benimsenmesi olası olmasa bile, bu yeni anlayış içinde ABD Riga'da, NATO'nun Avrupalı üyelerinden 2009'da NATO'nun 60. yıldönümünde kabul edilmesi arzu edilen stratejik konsept için hazırlıklı olmalarını, yeni güvenlik ihtiyaçlarına göre askeri yeteneklerin, istikrar ve yeniden yapılandırma, barışı sağlama ve koruma kabiliyetlerinin geliştirilmesini, gelişen şartları karşılamak amacıyla savunma harcamalarının artırılmasını, Afganistan'daki yeni misyon için daha fazla birlik katkısının sağlanmasını, Avrupa'da NATO'nun genişlemesine ivme kazandırılmasını, NATO'nun Batı ile aynı değerleri paylaştığı iddia edilen Güney Kore, Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda (bu ülkelerin zaman içinde üyeliği gündeme gelebilir) ile daha yakın işbirliğine girilmesini, İsrail ve Pakistan ile işbirliği imkânlarının araştırılmasını, NATO-AB ilişkilerinin Transatlantik anlayışına göre düzenlenmesini isteyecek. 11 Eylül sonrasında Başkan George W. Bush, ABD'nin 'eşi ve benzeri olmayan bir güce sahip olduğunu', 'yeni yüzyılın tarihini yazacaklarını' ilan etmiş, terörle küresel savaş adı altında 'medeniyetler çatışmasını' başlatmıştı. Condoleezza Rice, Ortadoğu'da '22 ülkenin haritalarını değiştireceklerini' iddia ederken, eski Avrupa 'Yaşlı Avrupa' şeklinde tanımlanarak aşağılanmıştı. Geçen kısa süre içinde, Irak'taki ve Afganistan'daki başarısızlıkları, Çin ve Rusya hızla yükselmeye devam ederken, küresel üstünlüğünü sürdürme gayretleri içindeki ABD'nin kendi yetenekleriyle jeostrejik hedeflerine ulaşamayabileceğini ortaya koydu. İşte bu şartlarda, güç yetersizliğini telafi etmek için ABD'nin NATO'yu genişleterek ve yayarak daha fazla devreye sokması gerekiyor.

 

Yayılma alanı

 

Yayılma alanı ise Uzakdoğu da dahil olmak üzere Avrasya'yı kapsıyor. Yani ABD, jeopolitik çıkarları için NATO'yu bir Avrasya gücü yapmak istiyor.

 

Açıkça ifade edilmese bile ABD'nin asıl amacı NATO'nun, terörle küresel savaş adı altında enerji kaynaklarını ve güzergâhlarını kontrol, yükselen güçler Çin ve Rusya'yı çevreleme gayretlerine daha fazla katkısını sağlamak.

 

Doğal olarak, NATO'nun katkıları, onu daha fazla medeniyetler çatışmasının içine de sokacak. Bir üye ülke olarak Türkiye'nin, 'Riga Zirvesi'nden sonra farklı bir misyon benimseyecek NATO'nun yeni şartlarından nasıl etkilenebileceğini', 'yeni NATO içindeki konumunun ve rolünün ne olabileceğini' tartışması gerekiyor.

 

Nejat Eslen: Emekli Tuğgeneral

 

(Radikal, 23 Ekim 06)


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4