Ana Sayfa / Basın / 
04.12.2008
24.10.2006 09:19

Daha iyi bayramlara - Nuray Mert

 

Bayram günü canınızı sıkmak istemezdim ama, gündemde yine kasvetli bir konu var. Irak, üç yılı aşın süredir, bayram seyran dinlemeden kan kaybediyor. Geçen hafta, Irak'ı kana bulayanlar, politikalarının iflasını ilan ettiler.

Üç yıl önce, işgale karşı çıktığımız için küçük akıllarınca bizi tiye alanların yüzü kızarıyor mu bilemiyorum. ABD yönetiminin ağzında, 'Irak Vietnam'a dönüyor' görüşü telafuz ediliyor. 'Irak Vietnam olur mu?' diyenlere karşı, 'Ne münasebet, bunlar Soğuk Savaş kafası, uymayın bunlara, tüm gücünüzle ABD politikalarını destekleyin, Türkiye'nin selameti bu yönde' telkini yapanların kılavuzluğunun sonucu ortada. Ben, ABD işgaline, başarısız olacak diye değil, ilke olarak karşı çıkmış biriyim, başarılı olsalar da sonuna kadar karşı çıkacaktım. Ancak, diğer taraftan, ABD şüphesiz başarılı olacak öngörüsü ile Türkiye bu işe bulaştırılmaya çalışılıyordu. Dahası, bu istikamette Türkiye'nin Suriye ve İran'a karşı cephe alması tavsiye ediliyordu. Şimdi, dolaylı yollardan ABD'nin İran ve Suriye'nin yardımını talep etmesi söz konusu.

Geçen hafta, ABD yönetiminin oluşturduğu ve başında eski Dışişleri Bakanı James Baker'in olduğu, Irak Çalışma Grubu'nun, Baker Raporu basına yansıtıldı. Bu rapora göre, artık söz konusu olan Irak'tan çekilme stratejisinin ne olacağı. Ve ortada doğru dürüst bir plan yok, olamıyor. İşgalciler o kadar çaresiz ki, düne kadar sonuna kadar hedef ilan ettikleri Suriye ve İran'ın bu işe bir şekilde el atmasını umuyorlar.

Bizim işgalciler, Türkiye, Suriye ile görüşüyor, yakınlaşıyor diye kıyametleri koparıyorlardı. Barış girişimleri olarak Suriye'yi ziyaret ettiğimiz için bizi 'muhaberat ajanı' ilan etmişlerdi. Kafaları 'ABD ne derse o olur'dan başkasını almıyordu. Mesele sadece ABD de değil, bu kafalara göre, genel olarak, 'Güçlü olan hem haklıdır, hem gücü hiçbir şekilde sarsılamaz, kurallar para ve silah ile yazılır ve uygulanır'. Bu kafada oldukları için, ülkesi işgal edilen insanları, silaha sarıldığında ayrım yapmaksızın 'terörist' ilan ettiler. Onlara göre, Ortadoğu, orada yaşayanların ülkesi, vatanı, köyü, kenti, hayatından oluşmuyor, emperyalistlerin satranç tahtasından ibaret. Akıllarınca, bu satranç tahtasında hamle öneriyorlardı, siyasetten anladıkları da bu. Vicdanları yok, üstelik akılları az.

Peki, biz öngörülerimizin isabetli olduğuna sevinecek durumda mıyız? Tabii ki hayır. Gelinen noktada, Irak'ta günde ortalama 100 insan ölüyor, can güvenliği yok, tam bir kaos söz konusu, ülkenin geleceği belirsiz. Daha doğrusu, geleceği tamamen karartılmış vaziyette. Meslek sahibi, eğitimli nüfusun üçte birinin şimdiden ülkeyi terk ettiği söyleniyor. Sadece Bağdat Üniversitesi'nde ders verenlerin 100'den fazlası öldürülmüş, genelde öldürülen entelektüel sayısı bunun kat kat üstünde. Irak'ta yaşayan Hırıstiyanlar can korkusu ile akın akın Suriye'ye sığınıyor. Can ve mal kaybı bir yana, ülkenin toplumsal dokusu tamamen bozulmuş durumda.

Irak bu bölgedeki en kötü rejimle yönetilen, Saddam sultası altında uzun süredir kan kaybeden, çöküşe geçen bir ülkeydi. Böyle bir ülkede bile işgal sonrası, öncesini aratır hale gelmiş durumda. Irak, işgal politikalarının maliyetini algılamak için, bu açıdan iyi bir örnek. Bundan sonra, herhangi bir ülke işgal tehdidine uğradığında, neleri hesaba katmamız gerektiğini Irak'a bakıp daha iyi tayin edebiliriz. Nitekim, ABD'nin, 11 Eylül sonrası işgalci politika ve müdahaleleri tamamen iflas etti. İlk hedef olan Afganistan'ın da tam bir fiyasko olduğu bugünlerde iyice açığa çıktı. Lübnan'da Hizbullah'ı yok ederek, istenilen düzenlemelerin yapılması mümkün olmadı. Bu üç müdahale noktası, şu anda kördüğüm olmuş vaziyette. Bundan sonra, dünyada olan biten karşısında tavır alırken, daha eskisini unutmuş olsak da son beş yılda olan biteni hatırlamakta fayda var. Kısaca, daha iyi bayramlar yaşamak umuduyla.

(Radikal, 24 Ekim 06)


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4