26.10.2006 06:51
ABD ile ilişkiler yeni bir sınavda mı? - Murat Yetkin
Ankara'nın bütün kanallardan ABD ile ilişkilerin Irak'taki PKK varlığı nedeniyle bir sınavdan geçtiği açıklaması ardından, NATO'dan dikkat çekici bir talep geldi.
NATO'nun Avrupa Kuvvetleri'nin Amerikalı komutanı Orgeneral James Jones, Türk askerinin Afganistan'da Kâbil dışında da görev yapmasını istediklerini açıkladı. Bu açıklama, NATO savunma bakanlarının 28-29 Eylül'de Slovenya'da yaptığı toplantıda Afganistan'daki tüm güvenlik operasyonlarını devralma kararından sonra geldi.
Yazının asıl konusuna geçmeden önce, bu açıklamanın Türk kamuoyunun pek bilmediği bir gerçeği açığa döktüğünü de kayda geçmek gerek. Türkiye, 2002'de NATO'nun Afganistan operasyonlarının başladığından bu yana görev aldı. Ancak bu görevler, Başkent Kâbil ile sınırlıydı. Türk askerlerinin güvenlik harekâtı daha çok şehir içi devriye ve halkla ilişkiler göreviyle sınırlıydı. Diyelim Türk askerleri şehre gelen Batılı heyetlerin ya da diyelim iki buçuk yıl boyunca NATO'nun Afganistan'daki kıdemli temsilciliğini yapan Hikmet Çetin'in yakın korumalığını yaparken, uzak korumayı, yani çevre korumasını genellikle Amerikalılar olmak üzere diğer NATO askerleri yapıyordu. Anlaşma böyleydi. Ankara, Türk askerinin bu önemli terörle mücadele ve dayanışma görevinde burnu kanasın istemiyordu.
Şimdi durumun değiştiği anlaşılıyor. NATO Başkomutanlığı, Türkiye'nin de Taliban ve El Kaide militanlarıyla yüz yüze çatışmaya girme ihtimali olan kırsal alanda da askeri görev üstlenmesini istiyor.
Bu talepte ilginç birkaç unsur ve onlara bağlı birkaç soru var. Birincisi, NATO'da kararlar, Türkiye'nin de katıldığı oybirliği ile alınıyor. Acaba bu talepte Türk Milli Savunma Bakanlığı'nın, Genelkurmay'ın oyu olumsuz ya da çekinser mi oldu?
Buradan ikinci unsura geçebiliriz: Bu talep daha önce de, örneğin son NATO savunma bakanları toplantısından önce de yapıldı. O zaman dile getiren NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer idi. Ancak 8 Eylül günkü gazeteler Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, Türkiye her gün PKK'nın terör eylemleriyle mücadelesinde şehit verirken, Afganistan'da terörle mücadelesine verecek bir tek askeri olmadığı yazılıyordu.
O günden bu güne değişen bir şey mi oldu?
Ya da Türkiye bu talebi kabul edecekse, Kâbil dışına çıkan birlikler, terörle mücadelede çarpışacak diğer NATO birliklerine lojistik, sıhhiye ya da karargâh desteği mi verecek? Bu açık değil.
Üçüncüsü, Afganistan'daki NATO operasyonlarını ülke sathına yayan 28-29 Eylül toplantılarında, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ile özel bir görüşme yapmıştı. O görüşmede, o günlerde bir ABD askeri dergisinde yayımlanan ve Türkiye'den de bir Kürdistan çıkaran yeni Ortadoğu haritası ile ilgili gazete manşetlerini Rumsfeld'in önüne koyduğunu ve Rumsfeld'in de soruşturma açtıracağını söylediğini açıklamıştı.
Dördüncüsü, ki bununla yazının başına dönüyoruz, 13 Eylül'de ABD'nin PKK ile mücadele için atadığı ve daha önce Orgeneral Jones'un NATO'da komutanlığını yapmış olan emekli Orgeneral Joseph Ralston Ankara'da idi. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın teklifi üzerine Terörle Mücadele Özel Temsilcisi atadığı emekli Orgeneral Edip Başer ile görüşmüştü. Başer-Ralston ikilsinin görüşmeleri özel telefon hattı, e-posta ve ekim ortasında, bayramdan önce yüz yüze yaptıkları görüşmelerle devam etti, ediyor. Başer de, diğer yetkililerde defalarca, PKK konusunda kısa sürede sonuç alınmasının ABD ile ilişkiler açısından yeni bir sınav olduğunu söylediler. Irak savaşındaki 1 Mart 2003 dönemeci ardından ilişkilerin toparlanıp yeni bir raya oturması sınavıydı belki bu.
Geçtiğimiz günlerde, Türkiye'nin bütün baskısına karşı Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı ve KDP lideri Mesud Barzani, işi iyice ileri götürerek PKK'nın askeri yöneticisi Murat Karayılan'ın kendi kontrolündeki televizyonda konuşmasına izin verdi. Karayılan'ın bu konuşmada, ABD'de Özel Temsilcisi Ralston'dan kendileriyle de görüşmesini istediği ve bir yerde Türkiye'de karşı koruma (ve buna karşı tıpkı Barzani gibi tam işbirliği) talep ettiği anlaşılıyor.
Belki ortada bir Afganistan-Irak-PKK ve ucu 2007'deki Kerkük referandumuna varacak bir Kürt pazarlığı olup olmadığını sormak için yeterli veri olmayabilir henüz elimizde. Ancak kapalı kapılar ardında gerçekten ilginç gelişmeler oluyor ve bunlar artık kapılardan dışarı sızmaya başladı.
(Radikal, 26 Ekim ’06)