Ana Sayfa / Basın / 
04.12.2008
31.10.2006 12:26

Yavuz Bingöl (d)evrimi - Muhlis Özkan*

 

 

Romantik Türkücü: Herhalde 10-15 yıl önce Yavuz Bingöl'e bu yakıştırmada bulunsaydınız kendisi ve gruptaki di­ğer arkadaşları tarafından dalga geçti­ğiniz düşünülerek oldukça yadırganır­dınız ve ayıplanırdınız. Peki kimdir bu Kars'ın bağrından kopup gelmiş olan "romantik türkü­cü" Yavuz Bingöl?

 

Annesi Şahsenem Bacı, vakti zamanında bili­nen bir ozan. ilk zamanlarda annesinin arkasın­dan saz çalarak başlar müziğe. Konserlerde, fu­arlarda annesi gibi sevilen ve sayılan bir sanatçı olma umuduyla. Sonra devrimcilik yılları başlar.

 

Devrime ve "Umuda Ezgiler" söyler artık Yavuz Bingöl. Bu umut ezgilerini, devrim umuduyla yoksul, ezilmiş, sömürülmüş halkı için meydan­larda büyük bir coşkuyla okur. Aynı zamanda iyi bir söz yazarıdır, "Umuda Ezgiler" söylediği dö­nem Sivas katliamı için yazdığı "Sen Kavga Ol Ben Hasret" ve "Örgütlemişler Baharı" gibi dev­rimci literatürde önemli yer tutan eserlere imza atmıştı. Onun sazı ve türküleri devrim içindir ar­tık, öyle ki, o dönemini -kendi ağzından- "Çar­şambayı Sel Aldı türküsünü, içinde Allah geçiyor diye okumazdık" şeklinde ifade eder.

 

Yavuz Bingöl'ün "Umuda Ezgi'deki birlikteliği uzun sürmez ve hem devrimci hareketten hem de dava arkadaşlarından kopuşu başlar ve bir sü­re sonra umuda ezgiler söylemeyi bırakıp, kendi bağımsızlığını ilan eder. "Sen Türkülerini Söyle" diyerek bir anlamda rest çekip sırtını da çevir­miştir davasına. Artık devrim umuduna değildir

 

Turnalar'a söyler türkülerini. Davasına karşı tepkisini öyle bir belli eder ki, hemen ilk kase­tinde "Çarşambayı Sel Aldı" türküsünü de okur.

 

İşte Yavuz Bingöl'ün dönüşümü umuda söyle­diği ezgilerde değil de, "Sen Türkülerini Söyle" diyerek turnalara söylediği türkülerde başlar. "Turnalar", Yavuz Bingöl'ün alacağı mesafenin mihenk taşı sayılacak türküsüdür.

 

Daha sonra vakti zamanda söylediği "Kürdün Gelini" türküsünün yerini 'Türkmen Gelini*" alır. Madımak'a, Sivas'a, Kızıldere'ye söylediği türkü­lerine "Çanakkale Türküsü"nü de ekler. Bir za­manlar sokak konserlerinde Pir Sultan edasıyla havaya kaldırdığı sazının yerine de piyanosunu koymuştur, işte sazın yerini piyanonun aldığı yerde "romantik türkücü" unvanı da yakıştırılmıştır kendisine. Aynı zamanda konser mekânları da değişmiştir. Sokakların yerini lüks salonlar, açıkhava tiyatroları ve elit insanların geldiği mekânlar almıştır artık.

Çaw Bella'dan Memleketim’e

 

Haliyle konseri bitirme şekli de değişmiştir, bir zamanlar sokakta, meydanlarda grup arka­daşları ile "Çaw Bella"yı hep bir ağızdan okuyup konserini bitiren romantik türkücü, artık tek ba­şına pardon, elit kalabalıkla "Memleketim" şarkı­sını okuyarak bitirir konserlerini.

 

Bir de televizyonculuk macerası başlar bir ara, uğruna devrime giriştiği, yıkmaya çabaladığı ağalık ve feodal sistemin yansıması olan bir dizi­de iki karısı olan bir ağayı oynar. Sonra da aşk, ihtiras dolu bir dizide bir işadamı olur. Bir za­manlar klibi bile yayınlanmayan, rağbet görme­yen veya sakıncalı bulunan Yavuz Bingöl, artık televizyonlarda çok eşli, bol paralı ağa veya işa­damı rollerindedir. Devrimcilik yıllarında kendi­sine biçtiği rollere inat…

 

Daha sonra bir röportajında, -kendi ağzından bir zamanların devrimci "Mahirlerin, Denizlerin yolunda gidip, dava arkadaşları ile Mahirci ve Denizci ayırımları, silahlı, silahsız devrim seçim­leri" yüzünden ters düşen Yavuz Bingöl, -yine kendi ağzından- "ben Abdullah Gülcüyüm" diyebilecektir. O Yavuz Bingöl ki bütün bu değişimi­ni bir klibine sığdıracak kadar da elini çekecektir bu devrimcilik işlerden ve ibreti alem için bu küple gösterecektir herkese. Söz konusu klip "İki Dağın Arası" adlı masum bir türküye ait. Klip kısaca şöyle: Müzik başlar ve büro gibi bir yere uzun paltosu, kirli sakalı, kazağı ve başında Lenin kasketi ile lümpen -veya devrimci diyelim- Bingöl girer, koltuğa oturur ve başlar söyleme­ye: "İki dağın arasında kalmışam/ne gün görmüş ne de murad almışam..."

 

Bir süre sonra sıkılır ayağa kalkar ve başka bir odaya geçer Bingöl. Sonra takım elbiseli, traşlı, kravatlı bir Bingöl geri döner, müthiş bir dönü­şüm olmuştur ve sanırım klibin en can alıcı nok­tası devrimci Bingöl'ün kapitalist Bingöl'e dönüş­tüğü an içeri girdiğinde odanın bir köşesinde gö­rülen "Good Bye Lenin" filminin afişidir. Bir dö­nüşüm sanırım en güzel bu şekilde ifade edilirdi. Sonra o Bingöl masaya oturur ve bu sefer önün­de bir anda "Good Bye Lenin"in kitabı çıkar, Bingöl eline alır, sayfalarını çevirir ve yüzünü ek­şiterek, üstüne, sıkıldığını ifade eden bir "offlff" da çekerek kitabı savurup atar bir köşeye... Ya­vuz Bingöl'ün devrimcilik hikâyesinin özeti. Oysa piyanosu eşliğinde romantik şarkılarından birini söyleyebilirdi ve bu dönüşüme türküleri alet et­meyebilirdi...

 

* Marmara Üni., Mahalli idareler ve Yerinden Yönetim, yüksek lisans

 

(Radikal Genç, 31 Ekim 06)

 


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4