06.11.2006 07:43
'Irak'tan çekilme' seçim kazandırıyor - Çeviri - Martin Kettle
Amerika'da Demokrat olmak için güzel bir hafta sonuydu, bir sonrakiyse daha da güzel olacak. Zira araseçim kampanyası doruğa ulaşırken kafalardaki tek ciddi soru Demokratların Başkan George W. Bush'un Cumhuriyetçileri karşısındaki zaferinin boyutuyla ilgili. Zafer en alt seviyede mi gelecek; yani Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kıl payı farkla yeniden ele geçirip Senato'daki Cumhuriyetçi çoğunluğu tersine çevirmek için yeterli kazanım sağlayamayacak mı? Yoksa 2006 iktidardaki partinin toptan reddedildiği seçimlerden birine sahne olacak ve gelecek hafta bu zamanlar Demokratlar kendilerini Temsilciler Meclisi'nde 40, Senato'da da dört sandalyelik çoğunluğa sahip halde mi bulacaklar?
İntikam ön plana çıkacak
Netice ne olursa olsun 2006'daki Demokrat zaferinin Amerikan siyasi ortamı hakkında ne manaya geleceğini anlamak önem taşıyor. 2004'teki başkanlık seçiminin aksine bu seçimler öncelikle Irak'a odaklanıyor. Geçen 24 ayda üst üste gelen ıstırap ve aşağılanmalar Amerikalıların Bush'un yaklaşımına ilişkin güvenini onarılmaz biçimde sarstı. New York Times/CBS anketine göre 'ABD mevcut Irak stratejisiyle devam etmeli' diyen Amerikalıların oranı sadece yüzde 8. Bush'un Irak'a dair net bir planı olduğunu söyleyen her Amerikalıya karşılık, aksini söyleyen üç tane var. Başkan'ın 2009'a kadar Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'le çalışma konusundaki kararlılığı da sadece aradaki farkı derinleştirmeye yarıyor.
Amerikalılar salı günü yüzlerini Demokratlara çevirecek, çünkü onların askerlerini Irak'tan eve getirmeyi daha çok istediğini düşünüyorlar. New York Times/CBS anketinde de 'Eğer Kongre'nin yetkisi dahilinde olsaydı hangi partinin Amerikan askerlerini Irak'tan daha çabuk çekebileceğini düşünüyorsunuz' diye soruldu. Ankete katılanların yüzde 12'si Cumhuriyetçilerin, yüzde 76'sı da Demokratların bunu yapacağını söyledi. Bu oran her şeyi açıklıyor.
7 Kasım bize iki şey gösterecek. Öncelikle de Amerikalıların Irak'tan çıkmayı ne kadar istediklerini. İkinci olarak da, bunu Demokratlar'ın sağlayabileceğine dair inançlarının seviyesini... Kısmi bir zafer, Amerikalıların Irak'tan çekilmeyi epey istemekle birlikte kafalarında başka şeylerin de olduğu ve belki de Demokratların bunu sağlayacağına tamamen inanmadıkları manasına gelir. Demokratların geniş çaplı bir zaferiyse durumun aciliyetini, Kongre'nin hüküm verip Başkan'ın da buna uyması gerekeceğini gösterecektir.
Demokratlar için büyük bahislerin döndüğü dönem artık başlıyor. Gelecek haftaki zafer muazzam bir katarsis olacak, özellikle de Kongre'nin her iki kanadı da ele geçirilirse. Zafer her şeyi telafi etmez ama pek çok Demokrat'ın Gingrich devrimi, Cliton'ın azli, Bush'a karşı Gore davasındaki Yüksek Mahkeme kararı, seçim bölgelerindeki düzmece ayarlamalar ve John Kerry'e yönelik kişisel saldırılar gibi Cumhuriyetçilerin ticari hırsları ve kültürel muhafazakârlıkları yüzünden geçen 10 yıl boyunca dünyanın gerisini küçümseyen bir Amerika yaratmak için denedikleri tüm yöntemlerden dolayı intikam zamanının geldiğini düşüneceğinden şüphe etmeyin.
Bush'un azli gündeme gelebilir
Seçim zaferinin en önemli sonucu, Demokratların Kongre'nin sorgulama yetkilerine kavuşmasıyla gerçekleşecek ve bu Bush'un Beyaz Saray'ının 11 Eylül'den önce ve sonraki başarısızlıklarını ortaya sermek için acımasızca kullanılacak. Britanya Başbakanı Tony Blair bu noktada kendisinin de darbe aldığını görebilir. Ancak ABD'deki etkiler daha da öteye gidebilir. Göze gözün, yani George W. Bush'un azlinin Demokrat Parti'nin bazı kesimleri için ne kadar cazip olduğunu göz ardı etmeyin.
7 Kasım sonrası dönemde Demokratlar için daha büyük bir siyasi meydan okuma ortaya çıkacak. 2006 araseçimleri Demokratların zaferinden ziyade Cumhuriyetçilerin, özellikle de Başkan'ın Irak kaynaklı bir yenilgisine yorulacaktır.
Amerikalılar Demokratları daha öncesine göre daha fazla tercih ederek savaşın yürütülüş tarzından duydukları hayal kırıklığını yansıtacak. Ancak bu, Demokratların Irak dışındaki mevzularda da Amerikan halkı adına konuştuklarından emin olabilecekleri manasına gelmiyor. Demokratlar bu son kazanımlarını 2008'de Beyaz Saray'ı ele geçirerek taçlandırmak istiyorlarsa zeki, dikkatli ve açık davranmalı.
Tehlike o ki, pek çok Demokrat zaferlerinden dolayı kendilerine dair yanlış bir izlenime kapılacak. Birçok güncel başarısızlıkları yüzünden Demokratlara yüklenmek çok kolay. Eleştiriler bazen beklenmeyecek kadar artabiliyor. Buna karşın salı günü elde edilen sonuç, partiyi Irak dışındaki diğer konularda Amerikan kamuoyuyla gerçekte olduğundan daha fazla aynı çizgide bulunduğunu düşünmeye sevk edebilir.
Yeterli donanıma sahipler mi?
Ronald Reagan'ın beyaz çalışan sınıf seçmenlerini büyük ölçüde Cumhuriyetçi saflara çekmesinden bir nesil sonra Demokratlar hâlâ mağduriyet içinde ve kendilerine sempati duyanlardan ötesine ulaşmak için uğraşıyorlar. Zira Cumhuriyetçilerce sürekli olarak örgütlenmede geride bırakıldılar.
Sonuçta amaç ve felsefedeki başarısızlıklar, Al Gore ve John Kerry'nin başkanlığı ele geçirememesinde en az 'Cumhuriyetçilerin karanlık sanatı' kadar etkiliydi. Ayrıca tüm partide temeli sağlam bir tedirginlik hâkim ve bu da Hillary Clinton'ın adaylığını engelleyebilir. İşte bu nedenle pek çok kişi karizmatik Barack Obama'yı 2008 seçimlerinde partinin kurtarıcısı olarak görüyor. Ancak Obama'nın hızlı yükselişi onun aşikâr yeteneği kadar Demokratların ne tür bir varoluşsal batak içinde olduğuna dair de çok şey söylüyor.
Demokratlar için önemli bir hafta. Ancak bundan böyle Amerikan ilericiliğine ve kamu yararının doğasına dair düşünce dolu kitaplar ve şık makaleler yazmak için daha az zaman olacak. Siyaset Demokratlar için yeniden gerçeklik kazanıyor. Sorun sadece Amerika değil, dünyanın geri kalanı üzerinde de etki yaratacak bir görev için onların gereken donanıma sahip olup olmadıkları. (The Guardian, 4 Kasım 2006)
(Radikal, 6 Kasım ’06)