Ana Sayfa / Basın / 
03.12.2008
16.11.2006 08:35

Vietnam'la başladı, Irak'la güçlenebilir - Turgut Tarhanlı

 

Geçen haftalarda, Irak'taki özel mahkemede yargılanan Saddam Hüseyin idam cezasına mahkûm oldu. Devrik Irak yönetiminin diğer bazı ileri gelenleri de idam cezası dahil, farklı uzunlukta hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm oldular. Bu dava, Saddam Hüseyin'in, ülkesindeki Şii topluluğa karşı gerçekleştirilen kıyım eylemindeki sorumluluğu nedeniyle açılmıştı. Irak'ta, bu dönemde gerçekleştirilmiş ve bu vaka dışında, bir dava konusu olabilecek ağırlıkta başka kıyımların da olduğu biliniyor. Örneğin 1980'lerin sonlarında, ülkenin kuzeyinde, Kürtlere karşı düzenlenen Halepçe katliamı bunların en bilinenlerinden biri.

 

Sadece basına yansıyan bilgiler ışığında, bu kapsamda ve ağırlıkta, sistematik kıyım eylemlerinin insanlığa karşı suç oluşturması kuvvetli bir olasılıktır. Bunun, aynı zamanda bir soykırım derecesinde olup olmadığı, hem kıyımın nesnel, maddi koşullarının niteliği hem de öznel, manevi unsuru bakımından ayrı bir incelemeyi gerektirir. Kısaca, teknik bakımdan, bu olanların, bugünün uluslararası ceza hukuku, insancıl hukuk kuralları ve insan hakları hukukunun ortak paydasını oluşturacak nitelikte suçlar olduğu tartışmadan uzak bir konu değil.

 

Ancak, buna rağmen, sanırım tüm dünyada bu dava ve verilen mahkûmiyet kararları, büyük bir iç huzuruyla nihayet Irak'ta adaletin tecelli ettiği şeklinde yorumlanmaya da müsait değil. Bunun başlıca nedeni, Irak'ta her gün 100 civarında insanın farklı kesimlerden kaynaklanan bir terörün kurbanı olması değil. Saddam Hüseyin'in, geçmişteki icraatı nedeniyle yargılanması adilâne bir tarzda yapılmış olabilirdi ve buna rağmen ülkedeki tabloyla yine de karşılaşılabilirdi. Asıl sorun, bu davanın, Irak'ın bugünkü koşullarına rağmen bu ülkede açılmasında ve yürütülmesinde ısrar edilmiş olması. Dolayısıyla sonuçta, bu bir yargılama olmaktan çok bir dava parodisi olmaya daha elverişli bir duruma yol açtı.

 

Davanın yürütülüş tarzı, savunma hakkının kullanılmasındaki güçlükler hatta savunma avukatlarının art arda suikastlara kurban gitmesi göz ardı edilemeyecek ağırlıkta gerçekler. Sadece bu nedenle bile, insan hakları hukukundaki iddia ve savunma arasındaki hukuki güç eşitliğini vurgulayan 'silahların eşitliği' ilkesinin ne ölçüde uygulanabildiği çok tartışma kaldırır.

 

Bu dava, Irak'ın yabancı askeri işgal altında bulunduğu, ülkede hukuk ve düzenin tesis edilemediği bir ortamda, hukuki gerçeğe ulaşma azminden çok, rövanşist bir mesafe alma ve ülkenin bu kaotik durumuna karşı, bu sayede adeta bir aba altından sopa gösterme tavrından başka değer taşımıyor. İşgalcilerin ülkedeki mezalimi, mevcut uluslararası hukuku tamamen hiçe sayan pervasız bir şiddeti müsamahayla karşılaması ise bu tabloyu daha da karartan diğer unsurlar. Irak için bu kalitede bir 'adalet'in yeterli kabul edilmesi, aslında sömürgecilikte söz konusu olmuş bir 'çifte statü' tavrına ait bilinçaltının da tezahürü olsa gerek.

 

Bazı ülkelerde, ABD'nin eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'e karşı, evrensel yargı yetkisine dayanarak ceza davalarının açıldığı görülüyor. Almanya'da da, bugünlerde böyle bir girişim ikinci kez deneniyor. Ancak akıbeti henüz belli değil. Bu konularda ABD'nin kılı kıpırdamıyor, ama diğer ülkelerdeki bu girişimlerin başını çeken çevreler de, insan hakları ihlâllerine karşı dava yolu uygulamasını sürdürmede deneyimli sivil toplum örgütlenmeleri. Bunlar arasında, Richard Falk'ın 1990'ların başındaki deyişiyle, ulusal sınırları aşan bir sivil toplum tavrıyla yakın işbirliği de yapılıyor.

 

Ve bu sayede, bir kez daha, bilinen bir gerçeğin oluşumuna tanık oluyoruz: Uluslararası hukuk kuralları, aslında devletlerin kendi düzenleri içinde uygulanmak üzere girişimlerde bulunulduğu ölçüde etkilidir ve gerçekten 'uluslararası'dır. Bu tutum, devletler arasındaki çıkar temelli hukuksuzluk politikaları karşısında, yeniden dikkate alınmaya ve geliştirilmeye değer. ABD'nin Vietnam Savaşı bu tutumun güçlü örneklerinden birini doğurmuştu, bu ülkenin Irak'ı işgali de bu tutumun güçlendirilmesini sağlayabilir.

 

(Radikal, 16 Kasım ’06)

 


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4