Ana Sayfa / Basın / 
03.12.2008
18.11.2006 08:07

Kürt meselesi ve terör - Taha Akyol

 

SAYIN Org. Edip Başer'i terörle mücadele temsilciliğine atanmadan önce tanıdım. İki defa sohbetlerde görüşlerini dinledim. Bunlardan biri etnik sorunları bulunan Türkiye'de ülke tarihinin ve cumhuriyet tarihinin yazımıyla ilgiliydi. O zamandan beri sadece "iyi asker" değil, aynı zamanda toplumsal vizyona sahip bir aydın olduğunu düşünürum.

 

Dünkü açıklamaları da onun bu niteliğini yansıtıyor. Terörle mücadele için ordunun ve polisin gerekli teknik teçhizata ve motivasyona sahip olduğunu, ama "silahlı militanı ortadan kaldırmakla terörü ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını" belirtiyor.

 

Gerçekten, güvenlik güçlerimizin kahramanlık ve donanımı ya da hükümetlerin desteği yetersiz olduğu için değil... Bu mesele sadece silahla çözülemeyeceği için sorun devam ediyor. Başer'in dediği gibi:

 

- 'Ben olsam şöyle yapardım, vurduğum gibi girerdim, canına okurdum, bilmem ne yapardım' kahramanlıklarıyla bu işi çözmek mümkün değil!.. 'Ben vururum, giderim Kandil dağına' diyen kahramanlara soruyorum. Kandil dağına gittiğinizde orada kaç teröristi yok edeceğinizi düşünüyorsunuz acaba?!

 

Sorular, sorular

 

Türkiye'nin bu en önemli, hatta tek önemli sorununu daha iyi kavramamız için, ben de birkaç boyuta dikkat çekmek isterim:

 

Çatışmaya giren militan elbette ya yakalanacak ya öldürülecektir. Ama öldürmekle, hapsetmekle PKK militanlarının sayısı azaldı mı?! 'Kaynak' niye bu kadar 'verimli'dir?!

 

İster 1923'ten alalım, ister 12 Eylül'den... Şu kadar hükümet bu meseleyi niye çözemedi? Hatta sorun neden giderek daha 'kritik' hale geliyor?!

 

Kürtçülüğün yaptığı iki büyük kitlevi patlamanın 12 Mart ve 12 Eylül darbelerini izleyen süreçlerde gerçekleşmesi tesadüf mü?! Darbelerin ideoloji ve yöntemlerinin bu meseleyi büsbütün azdırdığını, şimdi terörün tabanını daraltmak için farklı ve sivil çözümlere ihtiyaç olduğunu görmek gerekmiyor mu?!

 

ASALA terörü çoktan bitti ama Ermeni sorunu uluslararası planda giderek yoğunlaşan bir problemdir. PKK terörü tamamen bıraksa bile, Kürt meselesinin de zamanla uluslararası platformlara yerleşmesi ihtimaline karşı, şimdiden sorunu yumuşatacak, gündemin aşağılarına çekecek ve 'içimizde' tutacak tedbirler, açılımlar nelerdir?!

 

 

Tarihi uyarı

 

Türkiye'de üniversitelerin darbe çağrıları olmuştur ama bu hayati soruna ilişkin araştırmaları yoktur!

 

Bu en hayati sorunumuzu 'yok'laştırmak için Atatürk'ün Milli Mücadele sırasındaki bazı konuşmalarını bile sansürledik! Böylece kendi ufkumuzu daralttık, Milli Mücadele'de milli birliği nasıl sağladığımıza dair muazzam değerdeki bu tecrübeyi arşivlere hapsettik!

 

Çeşitli ülkelerde etnik milliyetçi hareketlerin hangi şartlarda tırmanıp hangi şartlarda sakinleştiği, ateşini düşürmek için ne tür politikalar geliştirildiği konusunda da araştırmalarımız yoktur!

 

Edip Başer'in konuşması tarihi bir uyarıdır, meselenin bütün boyutlarını ortaya koyuyor.

 

Bildik klişelerle sorun çözülmüyor! Söylem düzeyinde dahi ciddi sorunlar vardır ve 'devlet'in elinde, hangi söylemlerin etnik milliyetçiliği azdırdığı, nasıl bir söylemin duyguları yumuşatacağı konusunda bile bilimsel bir araştırma yoktur!

 

Peki, "hayatta en hakiki mürşit" neydi?!

 

(Milliyet, 18 Kasım ’06)

 


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4