Ana Sayfa / Basın / 
03.12.2008
18.11.2006 08:09

Seçim ve ekonomi ikilemi - Taner Berksoy

 

Önümüzdeki yıl içinde iki seçimden geçecek olan AKP'nin bir ikilem arasında sıkışacağına, ekonomi veya seçimden birisini kurtarmak durumunda kalacağına dikkat çekmiştim.

 

Altını tekrar çizmek istediğim üç nokta var. 2007 yılı öncesinde ne ekonomi ne de siyaset geri plana atılabilecek rahatlığa sahip değil. Tersine, son eğilimler her ikisinin de iktidarın özel ilgisine, yani kurtarmasına, muhtaç durumda olduğunu gösteriyor. Bu bir.

 

Ekonomi ve siyasetin ikisi de kurtarma gerektiren durumdaysa (ben böyle olduğunu düşünüyorum) bu siyasi iktidarı bir seçim yapmaya zorlar. İktidar ekonomiyi kendi haline bırakıp, seçimi kurtarmayı seçebilir. Ya da seçim kaygısından uzak durup, ekonomiyi kurtarmaya karar verebilir. Başka bir deyişle AKP iktidarı birinci döneminde enerjik biçimde kovaladığı istikrar arayışını bir kenara koyup, seçimlerde başarılı olmanın peşine düşebilir. Bu tercih son altı yılda istikrar hevesiyle alınan yolun ve bu yolda halka yüklenen bedellerin heba edilmesi anlamına gelir. Tersi de mümkündür. AKP ekonomideki kazanımları heba etmek yerine, seçimlerde oyunun gerilemesini göze alıp, istikrarı kovalamayı devam ettirebilir. 2007 yılında iktidar bu iki seçenekten birisini seçmek zorunda kalacaktır. Bu iki.

 

Ekonomi ve siyasete bozulan eğilimler hâkim olmaya başladıysa, seçim ve ekonominin birlikte kurtarılması neredeyse olanaksızdır. Siyasi iktidarın böyle bir seçeneği yoktur. Birisini seçmek ötekinin sonuçlarına katlanmak durumundadır. Bu da üç.

 

* * *

 

İlk iki noktayı tartışmıştık. Bu yazıda üçüncüyü tartışalım. Mevcut koşullarda AKP iktidarının kendi seçim çıkarını kollarken ekonomin gerektirdiği politikaları yürütebilme olanağı var mı sorusunun yanıtını arayalım. Bu arayışın başlangıç noktasına, 2000 yılından bu yana sürdürülen program çerçevesinde, ekonominin mevcut durumunun değerlendirilmesini koymak durumundayız.

 

Ekonomi yedi yıldır enflasyonu düşürmeyi hedefleyen bir istikrar arayışı doğrultusunda yönetilmektedir. İktisat politikaları bu yönde sıkılaştırılmış, gelirlerin ve iç talebin baskı altında tutulmasını sağlayacak politikalar uygulanmıştır. Bu, siyaseten zor bir iştir. Önemli ölçüde başarı da sağlanmıştır. Ama bu uygulama sokaktaki insana ağır yükler yüklemiş, sonuçlar sokağa yansımıyor şeklinde yoğun şikâyetlere neden olmuştur. Şikâyetler de haklıdır. Bu, istikrar arayışının bedelidir.

İstikrar arayışının bir diğer bedeli de iç denge düzeltilirken dış dengenin ciddi ölçekte bozulmuş olmasıdır. Kendisi sürdürülebilirlik tehdidi altında olan yüksek cari açık, istikrarın sürdürülebilirliği açısından da çok ciddi bir risk haline gelmiştir. Cari açık ancak dış sermaye girişi ile sürdürülebilecek bir konumdadır. Açık yükseldikce gerekli sermaye girişi boyutu da büyümektedir. Sermaye girişi ise bir yandan program disiplininin bir yandan da güvenilirlik sağlayan IMF ve AB gibi kurumsal çıpaların varlığının devamına bağlıdır.

 

Bu zincirde olası bir kopma yüksek oranlı devalüasyonla başlayan bir altüst olmanın yolunu açacaktır. Altüst olmayı engellemek için ekonomiyi özenle yönetmek, zincirin kopmasına neden olacak ek riskler yaratmaktan kaçınmak gerekli görünmektedir. 2007 yılında AKP seçime böyle bir ekonomik kilitlenme ortamında gidecektir.

 

* * *

 

AKP'nin seçimlerde kendisini rahat hissedebileceği ortam da gittikçe ortadan kalkmaktadır. İktidar kendi parti yapısındaki örtük koalisyonun baskılarını daha yoğun hissederken, başlangıçta topluma vermeyi başardığı ekonomik ve siyasi güven duygusunu da kaybetmektedir.

 

Bu durumda genel seçimler AKP açısından, rahatlık hissi vermek bir yana, kurtarılması gereken bir siyasi durum olarak algılanabilir. Güven duygusunun aşındığı siyaset ikliminde partinin seçmene siyaseten verebileceği fazla bir şey kalmamıştır.

Seçimi bu açıdan kurtarma olanağı sınırlıdır.

 

AKP eğer seçimi kurtarmaya soyunacaksa, bunu seçmene yeni ekonomik imkânlar yaratarak yapmak durumundadır. Örtük ya da açık popülizm anlamına gelir bu. Böyle bir gevşeme devreye girerken ekonomiyi sürdürülebilirlik zincirini kırmadan yürütmek olanaksızdır. AKP seçimi kurtarayım hevesine kapılırsa, bunun bedelini ekonominin bir kez daha altüst olmasıyla ödemek durumunda kalabiliriz.

 

Kısacası, ekonominin ve siyasetin içinde bulunduğu koşullarda hem seçimi hem de ekonomiyi kurtarmayı sağlayacak sihirli bir formül yok. İki ucu kötü bir ikilem bu. AKP'nin bu ikilemin içinden nasıl çıkacağını ben de merak ediyorum doğrusu.

 

(Radikal, 18 Kasım ’06)

 


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4