Ana Sayfa / Basın / 
04.12.2008
19.11.2006 06:36

Vulnerant omnes, ultima necat - Murat Yetkin

 

Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür. Türk-ABD ilişkilerinin Ermeni soykırımı yasa tasarısının kabul edilmesiyle alacağı dördüncü büyük darbenin diğerlerini geride bırakabileceğine ilişkin işaretler artıyor. Diğer üç darbe, 1964 Kıbrıs-Johnson mektubu krizi, 1974 Kıbrıs-silah ambargosu krizi ve 2003'teki Irak tezkeresi-Süleymaniye krizinden sonra 2007 başında bu darbeye şimdiden hazırlanmakta fayda var.

 

Bunun bir nedeni de 7 Kasım Kongre araseçimlerini kazanan Demokrat Parti bünyesinde bu sorunun Türkiye ile ilişkilerde yol açabileceği tahribatın anlaşılamıyor olması. Dün Demokrat Parti'nin, üstelik dış politika konusunda uzman isimleri arasında sayılabilecek Maryland milletvekili Chris Van Hollen ile yaptığımız görüşmede bunu daha iyi anlama fırsatı buldum.

 

24 Nisan'ı 'Ermeni soykırımını anma günü' olarak ilan etmeyi öngören bu yasa tasarısı her yılın ilk aylarında ABD Temsilciler Meclisi önüne gelir. Her yıl, hatta Türkiye'nin ABD'nin Irak savaşına aktif katılımı reddettiği 2003 yılında bile tasarının Meclis'te oylanması, Başkan'ın (daha önce Bill Clinton'un, sonra George Bush'un) Meclis Başkanı'na yazdığı mektuplarla engellenir.

 

Bu mektuplarda, Türkiye'nin ABD'nin ve bölgesinde İsrail'in güçlü bir müttefiki olduğu vurgulanır. Aslında Türk Dışişleri'nin modası geçmiş lobi çabalarına bile ihtiyacı olmaz ve silah lobisiyle Yahudi lobisi, Türkiye adına gerekli atmosferi oluşturur. Meclis Başkanı, Başkan'ın tavsiyesine uyup oylamayı yaptırmaz, tasarı düşer.

 

Yani her seferinde siyasi açıdan bir fatura ödenerek, sorun gelecek yıla ertelenir. Daha doğrusu ertelenirdi. Demokratların Meclisi ele geçirmesiyle ilk kadın Meclis Başkanı Nancy Pelosi'nin sahneye çıkışına dek demek gerekiyor.

 

Daha önce de yazdık; Pelosi, San Fransisco'daki Ermeni kökenli seçmenine, eline güç geçince soykırım anma günü yasasını geçirme sözü verdi. Şimdi güç elinde.

Van Hollen, uzun yıllar Temsilciler Meclisi'nin Dış İlişkiler Komitesi'nde görev yaptı.

Saddam Hüseyin döneminde Iraklı Kürtlere karşı girişilen Halepçe katliamı raporunun yazarları arasında.

 

Van Hollen, "Yüzde yüz gelir demiyorum ama" diyor, "Bu yasa tasarısı muhtemelen gündemimize gelecektir." Sonra şöyle devam ediyor: "Meclis grubu olarak ilk 100 çalışma saati programımıza iç politika konularını aldık. O arada Ermeni konusu yok.

Ancak sonra gelmesi mümkün. Gündeme gelirse de, Başkan istese de istemese de oylanabilir. Oylandığı takdirde de, büyük ihtimalle kabul edilir."

 

Van Hollen, Irak'ın geleceği üzerine konuşurken sık sık Türkiye'nin stratejik öneminden, dostluğunun devamının öneminden söz etti. Bu sözlerini hatırlatıp Ermeni yasa tasarısının Türk-ABD ilişkilerini nasıl etkileyeceğini düşündüğünü sorduğumda aldığım cevap, bende Demokratların dünya meselelerine henüz bütün boyutlarıyla bakamadığı izlenimine yol açtı. Cevap şuydu: "Umudum o ki, iki ülke bu konuya dürüstçe yaklaşacak ve bu konuda görüş ayrılığı içinde olduklarını kabul edeceklerdir."

 

Demek ki, ABD'nin uluslararası ilişkilerden anlayan bir milletvekili, diğer ülkelerde de zincirleme etkiye yol açabilecek şekilde Ermeni soykırımı günü ilanını, Türkiye'nin basit bir görüş ayrılığı olarak yorumlayıp yoluna devam etmesini bekliyor.

 

Demokratların bu noktada 'Türkiye'yi küstürmemek' adına buldukları formül daha da naif. Temsilciler Meclisi oylayarak kabul edecek, sonra Başkan'ın mektubu Senato aşamasında işleme konularak bekletilecek gibi bir formül bu. Yani ABD Temsilciler Meclisi Ermenilerin Türkler tarafından soykırıma uğratıldığını kabul edecek, Türkiye de bunun yasallaşmamış olmasından dolayı rahatlayacak; umut edilen bu.

 

Türkiye'nin bu yasa tasarısını lobi manevralarıyla erteletme siyaseti karaya oturmak üzere.

 

Birincisi, ABD'li Demokratlara, işin bu kadar kolay olmadığını doğru kanallar bularak, iyice anlatmak gerekiyor.

 

İkincisi, işin özüne yönelik çalışmayı başlatmak, hızlandırmak gerekiyor.

Ermeni meselesinin özüne yönelik olarak Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün uluslararası uzlaşmazlık mahkemesi arayışı sonuç getirir mi? 'Ortak tarih çalışması yapalım' demenin ötesinde ne yapılabilir? Bunlara bir an önce bakmak lazım. Aksi halde, Başbakan Tayyip Erdoğan tam da nisan-mayıs aylarındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi tahmini zor sorunlarla karşı karşıya kalabilir.

 

Eskiden saatlerin üzerine yazılan Latince 'Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür' sözünde başka bir boyut daha var: Öldürücü darbeyi vuran sonuncusu olur, o dakikanın geldiğini artık geri dönüş olmadığında anlarız. O nedenle işi ciddiye almakta fayda var.

 

(Radikal, 19 Kasım ’06)

 


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4