29.11.2006 10:13
Küresel Bir Masal: Üretkenliğe Dayalı Büyüme – Erinç Yeldan
Dünya ekonomileri 2000 sonrasında hızlı bir büyüme sürecinden geçiyor. Bir yandan küresel finans piyasalarındaki spekülatif şişkinlik ve faiz oranlarında dünya ölçeğinde gözlenen düşme ile birlikte artan borçlanma olanakları, diğer yandan da küresel düzeyde artan işsizlik baskısı ve dolayısıyla ücretlerdeki gerileme sonucunda, sermaye sınıfları kârlılığını yükseltebildiği yeni bir "altın çağ" yaşıyor. Ancak bu yeni "altın çağ" döneminin II. Dünya Savaşı sonrasında olduğunun aksine, orta sınıflarca ve emekçilerce paylaşılmadığı, bilakis doğrudan doğruya emeğin artan sömürüsü sonucunda gerçekleştirilebildiği anlaşılıyor.
Kapitalizm, küresel ölçekte üretim merkezlerini emeğin en ucuz olduğu bölgelere kaydırırken, merkez ekonomilerde de emekçileri işsizlik baskısı ve sosyal devletin kazanımlarının geriletilmesi yoluyla yoksulluğa mahkûm ediyor. Bütün dünya ekonomilerinde ücretler ve emeğin kazanımları geriletilir iken, sermayenin kârlarında baş döndürücü bir artış ve yoğunlaşma gözleniyor.
Buraya kadar olan gözlemlerin Türkiye ölçeğindeki yansımalarını daha önceleri bu köşede yazılan yazılarda belgelemeye çalışmış idim. Türk ekonomisinde işçi başına üretim artar iken işçilerin reel ücretlerinin neredeyse sabit kaldığını bu köşede yer alan resmi verilerden açık olarak izleyebilmiş idik. Emekçinin yarattığı üretim değeri ile eline geçen ücreti arasında giderek derinleşen uçurum, emeğin üretim sürecinde artan sömürüsünü yansıtmaktadır. Aşağıda söz konusu verileri açıklayan grafiği tekrarlamakta yarar görüyorum.

Türkiye'de 2000 yılında işçi başına saatlik üretim (saat başı üretkenlik) değerini 100 kabul edersek, 2006'nın ikinci çeyreği itibarıyla bu rakam 178'e ulaşmaktadır. Oysa aynı dönemde reel ücret düzeyi 82'ye gerilemiş durumdadır. Yani, 2000-sonrasında işçilerin üretkenliği yüzde 78 artar iken, reel kazançları yüzde 18 geriletilmiştir. Bu iki değer arasındaki fark, ücretli emeğin artan sömürüsünü yansıtmaktadır.
Buraya kadar aktarılanları kapitalizmin merkez ülkesi olan Amerikan ekonomisindeki veriler ile karşılaştıralım. Merkezi Vaşington'da bulunan Ekonomi Politika Enstitüsü' nün (www.epi.org) yeni yayımlanmış olan ABD'de "Emeğin Durumu, 2006 Raporu" konumuzla ilgili ilginç sonuçlara ulaşmaktadır.
Amerikan ekonomisinde 2000 sonrasında saat başına işçi üretkenliği 100 endeks değerinden, 117'ye çıkar iken, Amerikalı işçilerin reel ücret gelirleri sadece yüzde 3 oranında artırılabilmiştir. EPİ raporuna göre aynı dönemde Amerikan ailelerinin ortalama reel gelirleri ise yüzde 2.4 oranında gerilemiş durumdadır. Amerikan işçi sınıfı da aynı Çin, Hindistan ya da Türkiye'deki emekçiler gibi, sermayenin artan saldırısı ve sömürünün yoğunlaşması ile karşı karşıyadır.
***
Dünya ekonomileri 2000 sonrasında hızlanan büyüme sürecini artan işsizlik, yoksullaşma ve proleterleşme ile birlikte yaşıyor. Küresel ölçekte savunulan "üretkenliğe dayalı büyüme" masalının, aslında "sömürüye dayalı büyüme "den ibaret, küresel bir yalan olduğu da çok açık olarak anlaşılıyor.
(Cumhuriyet, 29 Kasım 06)