25.12.2006 11:30
Sınır ötesi gündemi – Nasuhi Güngör
11 Ağustos 2006 tarihli yazıda, devletin zirvesindeki önemli bir toplantıdan üstü kapalı bazı notlar aktarmıştık. Gelişmeler öyle bir noktaya geldi ki bu toplantıyı biraz daha ayrıntılı olarak hatırlamakta yarar var.
PKK eylemlerinin üst üste gelmesinin ardından temmuz ayında Terörle Mücadele Yüksek Kurulu (TMYK) peşpeşe iki toplantı yapmış, özellikle ikincisinde önemli kararların zemini hazırlanmıştı. (17 Temmuz 2006)
Başbakan Erdoğan, bu toplantının hemen ardından Bakanlar Kurulu’nu toplayacaktı. PKK konusunda ‘Kuzey Irak’a askeri harekat dahil her türlü seçeneği’ ele almak üzere önce dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve özellikle Jandarma Komutanı Fevzi Türkeri’yi uzun süre dinledi. Türkeri, PKK’nın tırmanan eylemleri, örgütün dağdaki eleman sayısını yeniden artırması ve alınan tedbirler konusunda istihbarat ağırlıklı bilgiler aktardı.
Sıra ‘sınır ötesi harekat’ seçeneğine gelince Başbakan, Hilmi Özkök ve kuvvet komutanlarına ‘Böyle bir harekatla ilgili hazırlıkların ne aşamada olduğunu’ sorusunu yöneltti. Komutanlar, böyle bir durumda her türlü hazırlığa sahip olduklarını ve harekat planlarının tamamlandığını belirttiler. Ayrıca birden fazla sayıda ve alternatifli harekat planları olduğunu da ifade ettiler. İşte konuşmanın tam bu aşamasında Orgeneral Özkök sıkıntılı bir noktayı dile getirdi.
‘Yalnız Sayın Başbakanım, önemli bir mesele var. Bir sınır ötesi harekat için her türlü hazırlığa sahibiz. Yalnız sınır boyunca çok önemli miktarda mayın döşenmiş durumda. Böyle bir harekatta ağır kayıplar verebiliriz.’
Economist dergisinin geçen sayısındaki ilginç iddiayı okuyunca bu diyalogu aktarmak daha önemli hale geldi. Derginin haberine göre, temmuz ayında bir haftada 15 Türk askerinin ölmesi ardından Başbakan Erdoğan, George Bush’u birkaç kez arıyor ve ‘Şahin generallerin Irak’a girmesine engel olamayabileceği’ uyarısında bulunuyor.
O dönemde devletin zirvesinde kelimenin tam anlamıyla bir teyakkuz hali olduğu doğru. ABD’nin bizzat Erdoğan tarafından uyarılması, hatta ilişkilerin PKK üzerinden gerginleşmesi de. Bu sürecin hemen ardından iki ülke karşılıklı olarak PKK ile mücadele için koordinatör atadılar. Ancak Irak politikası ve sınır ötesi harekat konusunda devletin herhangi bir kademesinde görüş ayrılığı olduğu, mesela generallerin harekat istediği ya da hükümetin buna soğuk baktığı kesinlikle doğru değil.
18 Aralık'taki TMYK toplantısından sızan bilgiler, ‘Ankara’nın askeri operasyon seçeneğine giderek daha sıcak baktığı’ yolunda. Bahar öncesinde ABD’den PKK konusunda yeni ve kapsamlı bir hamle beklenmiyor. Türkiye tarafından Edip Başer ve ABD tarafından Ralston arasındaki görüşmeler kesintisiz devam ediyor. Ancak Türkiye gelinen aşamadan kesinlikle memnun değil ve Erdoğan’ın ‘sabrımızın sınırı var’ açıklamaları da bunu yansıtıyor.
Irak Çalışma Grubu raporunda, Irak’taki kötüye gidiş devam ederse Türkiye ve İran’ın kendi sınırlarından bu ülkeye girebileceklerinin öngörülmesi ise bir başka önemli nokta. Daha önce Türkiye’nin askeri harekat seçeneğine ‘mesafeli’ olan ABD’nin, ‘sınırları dikkatle tarif edilmiş bir askeri operasyon’ seçeneğine sıcak bakması muhtemel görülüyor.
(Star, 25 Aralık ’06)