31.01.2007 08:00
Derin devletin dibiyle Erdoğan! - Hasan Cemal
Biliyorum, malumu ilan ama yine de altını çizmekte yarar var. Bu memlekette devletin durumu iç açıcı olmaktan çok uzak. Hrant Dink suikastı, devletin nasıl tel tel döküldüğünü bir kez daha sergilemeye başladı.
Devlet gibi bir devletimiz olsaydı, daha doğru deyişle, demokratik hukuk devletine gerçekten sahip olsaydık, sevgili kardeşim Hrant Dink bugün hayatta olabilirdi.
Ne yazık!
Gazetemiz Milliyet'in dünkü birinci sayfasına bakıp haberleri okuyunca, devlete ilişkin acı bir tablo şekilleniyor.
Şöyle ki:
(1) Yasin Hayal, suikastın azmettiricisi. Katilin eline silah tutuşturan, birtakım gençlere atış talimleri yaptıran kişi. Tutuklananlardan birinin deyişiyle, Mehmet Ali Ağca ve Abdullah Çatlı olmak istiyormuş...
Aynı zamanda bombacı!
Trabzon'da McDonald's'ı bombaladığı için 6 yıl 8 ay hapse mahkûm olmuş. Ama mahkeme, bir süre sonra sürpriz bir kararla Yasin Hayal'i serbest bırakmış, Yargıtay'daki temyiz sürecini tutuksuz geçirmesi için...
Tabii akla takılıyor:
Yasin Hayal tutuklu kalsaydı, Hrant Dink bugün hayatta olabilirdi.
(2) Yasin Hayal'in mahkûmiyet dosyası Yargıtay'da 8 ay bekliyor. Dosya vakitlice ele alınsaydı, karar onansaydı, bombacı hapse girebilecekti.
Tabii akla takılıyor:
Yargıtay gecikmese, Yasin Hayal cezasının kalan kısmını çekmek üzere hapse girse, Hrant Dink bugün hayatta olabilirdi.
(3) Erhan Tuncel, Trabzon'da öğrenci. Aynı zamanda polis muhbiri. Yasin Hayal'i ve o çevreyi biliyor. Ve tam 11 ay önce Hrant Dink'in 'bombacı' Yasin Hayal tarafından öldürüleceğini Trabzon Emniyeti'ne bildiriyor. Üstelik, Yasin Hayal'in İstanbul'a gitmesi halinde kalacağı adres bile ihbarda belirtiliyor.
Trabzon Emniyeti de bu suikast ihbarını, hem Emniyet Genel Müdürlüğü'ne, hem İstanbul Emniyeti'ne resmen bildiriyor.
Tabii akla takılıyor:
Emniyet, bu ihbarı ciddiye alarak gerekli önlemleri zamanında alsaydı, Hrant Dink bugün hayatta olabilirdi.
(4) Trabzon Emniyet Müdürü bu arada değişiyor. Yeni gelen müdür, Erhan Tuncel'in muhbirliğini sona erdiriyor.
Tabii akla takılıyor:
11 ay önce suikast ihbarı yapan, 'bombacı' Yasin Hayal'le çevresini tanıyan bir muhbirin -ya da polis ajanının- görevine son vermek yerine, kendisinden daha iyi yararlanılmış olsaydı, Hrant Dink bugün hayatta olabilirdi.
Ne yazık!
Şimdi Rakel'in, Hrant'ın sevgili eşinin sesi bir kez daha kulağımda çınlıyor. Hrant'ı daha yeni kaybetmiştik. Agos gazetesi anababa günüydü. Bir köşede, çocuklarının kollarında haykırıyordu Rakel:
"Devlet, şu kapının önüne iki polis koymuş olsa, şimdi Hrant'ım yaşıyor olacaktı."
Yazık değil mi?
Devlet soyut bir varlık değil. Yargı, mahkemeler onun bir parçası. Polis, güvenlik güçleri onun bir parçası. Devlet, birbirine geçmiş birçok dişliden oluşuyor.
Devlet, Trabzon'dan başlayarak iyi işleseydi... Devlet güçleri görevlerinin gereğini titizlikle yapmış olsalardı... İhbarların üzerine ciddiyetle gidilseydi... Yargı, hukuk devletine yakışan bir işleyiş gösterseydi... Trabzon'daki o malum çevre baştan itibaren yakın markajda tutulsaydı...
Bütün bunlar olsaydı...
Hrant Dink bugün hayatta olacaktı.
Yazık değil mi?..
İhmal mi? Adamsendecilik mi? 'Milliyetçi duygular' mı? Kasıt mı? Hepsinden bir şeyler mi?
Bilemiyorum.
Ama bir şeyi bilmek istiyorum:
Bütün bunların hesabı sorulmayacak mı? Bunların hesabının sorulamadığı rejimin adına demokratik hukuk devleti denebilir mi? Bu hesap sorulamadan bu ülkede derin devletin dibi görülebilir mi?
Bu sorular ve yanıtları en başta, 'derin devlet'in dibini göremediğini itiraf eden bir Başbakan'ı, Tayyip Erdoğan'ı ilgilendiriyor. Bu konu en başta onun sorumluluk alanı içinde çünkü...
(Milliyet, 31 Ocak ‘07)