31.01.2007 08:48
Hepimiz Malatyalıyız - İbrahim Altınsay
Bakın 'Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Disiplin Talimatı'nda, 'Çirkin ve Kötü Tezahürat ve Davranışlar' başlığı altında ne deniyor:
"Madde 31 - Müsabakanın yapıldığı saha ve tesislerde toplu olarak ve devamlılık arz eden şekilde, söz, hareketlerle veya pankart ve benzeri araçlarla aşağılayıcı, tahrik ve taciz edici kötü söz niteliğinde slogan atılması, hareket ve çirkin tezahüratta bulunulması yasaktır. "
Sıkı durun, 'talimat' daha sonra cezaları sayarken şu hükme yer veriyor: "Yukarıda belirtilen eylemler ırkçılık içerir şekilde gerçekleştirilirse ilgili kuruluşun ilk ihlalinde 3 (üç) puanı tenzil edilir (indirilir), ikinci ihlalde 6 puanı tenzil edilir. Üçüncü ihlalde küme düşürme cezası verilir."
Sezon başında bu madde Disiplin Talimatı'na konduğunda itirazlar olmuştu. "Ne demek efendim 'ırkçılık içerir' demek, bizde ırkçılık yok ki!". Çok iyi hatırlıyorum, Federasyon yetkililerinin açıklaması da tam onlara yakışır oportünizmde olmuştu: "Doğrudur efendim, bizde böyle şeyler olmaz, UEFA'da vardı, biz de aldık talimata koyduk".
Bu beyler "bizde yoktur" derken, siyahlara, kızılderililere, Aborijinlere, Kuzey Kutbu'ndaki Eskimolora, Patagonya'da yaşayan etnik topluluklara yapılan ayrımcılığı, ırkçılık sayıyorlar herhalde. Öyle olmalı, çünkü her Diyarbakır maçında Kürt yurttaşlar "PKK dışarı" diye aşağılanıyor, ses yok. Sivassporlu Balili, Filistin savunuluyormuş kisvesi altında, Yahudi olduğu için aşağılanıyor, ses yok. Son olarak, "Ayağa kalkmayan Ermeni olsun", "Ermeni hakem", "Ermeni Malatya" diye bağrılıyor, ses yok. Bırakın Ermeni kimliğinin bir aşağılama sözü olarak kullanılmasını, bırakın aleni ırkçılığı... Ermeni bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, diyelim Ermeni bir Kayserili Trabzon'da, Ermeni bir Malatyalı kendi şehrinde futbol izlemek ve takımını desteklemek için maça gitseydi, kim bilir başına neler gelecekti?
Harekete geçmedikçe federasyon kendi çıkardığı disiplin talimatını çiğniyor. Tavrını koymadıkça, spordan sorumlu devlet bakanlığı görevini savsaklıyor, topluma düşmanlık tohumları ekilmesine seyirci kalıyor... Hani biz yüzyıllar boyu, farklı etnik topluluklarla barış içinde yaşamış bir millettik!
'Hepimiz Bulgarız" deselerdi
Hrant Dink Ermeni olduğu için öldürüldü. Dahası bu topraklarda farklı olan herkesin eşit ve özgür yaşamasını savunduğu için öldürüldü. Ömer Laçiner'in iki gün önceki Radikal'in "Pazartesi Konuşmaları"nda dediği gibi, "Ermeni milliyetçisi olsaydı öldürülmezdi... Milliyetçiler birbirini besler. Düşmana ihtiyaçları vardır..."
Egemen ve güçlü olmayı, farklı olana hayat hakkı tanımamak olarak anlayan faşist bir kültür var. Karşı uçta ama özde kendi gibi düşmanlar yaratarak ayakta kalan, kendine ancak böyle varlık nedeni bulan militarist güçler var... Geçen hafta yazdığım gibi bu güçler, sadece askere alınıp savaşa sürülürken adam sayılan, işsiz, okulsuz, kadınsız gençlik kitlesine zehrini akıtıyor. Tam da bu ortamda "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz" sözü çok belirleyici. Çoğunluktan sayılan insanların kendilerini azınlıkta olanın, güçsüz olanın, baskı görenin yerine koyması, onun hissettiklerini hissetmesi demek bu. Bir Türk olarak etnik kökenimden değil, "Türklük" adına yapılanlardan utanç duyuyorum. Vicdanım acıyor.
Kendini başkasının yerine koyma işine iki örnek daha vereyim... Başbakan Erdoğan, "hepimiz Ermeniyiz" sloganını beğenmemiş. Diyelim, İngiltere'de demokrat bir Müslüman aydın öldürülse ve halk sokaklarda "hepimiz Müslüman'ız" diye yürüse, Erdoğan da Britanya Başbakanı olsa, "Bu iyi olmadı" diyebilir mi!... Sonra biliyorsunuz, bir zamanlar Bulgaristan'da Türk azınlığı yok etme kampanyaları yürütülmüştü. O zaman azınlık haklarını savunan parti giderek ülkenin önde gelen siyasi gücü oldu ve ülke AB'ye girdi. Bu yüzden Bulgar dostlarımızın kızmayacağını düşünerek şöyle bir örnek vereyim. Türk azınlığın köylerinden söküldüğü, adlarının değiştirildiği, demokrat önderlerinin saldırıya uğradığı o dönemde tribünlerde "Hepimiz Bulgarız" diye bağrılsaydı, hoşunuza gider miydi?
Tribünler toplumun aynası
Pekiyi bir futbol yazısında, İngiltere Premier Ligi'nden, Beşiktaş'tan, Manisa'dan değil de neden bunlardan söz ediyoruz? Tribünler fena halde toplumun aynası oldu da ondan. Konuk takım taraftarları gittikçe tribünlerin bir köşesine tıkıştırılır oldu. Potansiyel suçlu gibi saatlerce bekletiliyor. Öyle bir gerilim var ki, rakibi ezmek için her şeyi yapmanız, her sloganı bağırmanız mübah... Stat dışında tek başına kaldığında ezilen, itilen gençler tribünde kalabalık olmanın verdiği güçle azınlıkta olana, güçsüz olana saldırıyor. Tuttuğu takımın futbolcusunu oyundan ihraç etmeyen hakeme ses çıkarmıyor. Aynı hakem bir dakika sonra tartışmalı bir penaltı verdiğinde ortalığı altüst ediyor. O her zaman haklı, ondan olmayanlar her zaman haksız. Yaşatılmamalı... Tribün kuyrukçuluğuyla ayakta kalacağını sanan yöneticiler de aynı kafada.
Bütün bunlar dururken hafiyeliğe soyunup Emre Belozoğlu'nun ırkçılık yapıp yapmadığını bulmaya çalışıyoruz. Soruşturma sürerken kimimiz karine yoluyla 'suçlu' ilan ediyoruz, kimimiz ise inancımıza dayanarak 'suçsuz'. Hattâ suçlanmasını 'Türk olmasına' bağlıyoruz. Tugay Kerimoğlu'nun aynı ligde baş üstünde tutulduğunu unutarak... Memlekette ise tribünler yanıyor. Tribünler olaylara gebe. Tribünlerde düşmanlık körükleniyor, tribünler savaş alanına döndürülüyor. Bugün 'PKK dışarı', 'Ermeni hakem' sloganlarıyla, yarın başka farklılıklar kullanılarak... Statlar futbolun, futbolseverlerin yeri olmaktan çıkmakta.
Yarın olaylar önlenemez hale geldiğinde Disiplin Talimatı'nı uygulamayan yetkililer, tribün kuyrukçuluğu yapan yöneticiler, 'o stada sonra giremem' kaygısıyla kalem oynatan fikir adamları boşuna sorumlu aramasın. Aynaya baksın yeter...
Siz, futbol oyununun bir spor olduğuna inananlar... Siz, karşınızda güçlü bir rakip varsa ve eşit koşullarda yarışılırsa oyunun anlam ve değer kazanacağını düşünenler... Siz, maçlara takımınızla özdeşleşmek, rakibinize saygı duymak ve futbol gösterisi izlemek için gidenler... Siz, ülkenin bütün sporseverleri... Birleşiniz!
(Radikal, 31 Ocak ‘07)