27.03.2007 04:12
Zirve - Hüsnü Mahalli
Arap liderler yarın Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir araya geliyor. Son 30 yılda 19 kez bir araya gelen 22 Arap lider, her nedense şimdiye kadar Arap ulusunun hiçbir sorununu çözemedi.
Bunun da tek bir nedeni var: Başta Suudi Arabistan ve Ürdün olmak üzere anti-demokratik Arap ülke liderlerinin büyük bölümünün ABD işbirlikçisi olmasıdır. ABD bu ilişkilerini kullanarak zirvelerde önemli kararların alınmasını hep engellemiştir.
Şimdi de öyle yapıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Rice, zirve öncesinde Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin bakanları ile bir araya geldi. Rice daha önce de bu ülkelerin istihbarat örgütlerinin başkanlarını toplamıştı.
Amaç, zirvede İsrail’i rahatsız edecek kararların çıkmamasını sağlamak ve Arap ülkelerini İran’a karşı birlikte hareket etmeye ikna etmek.
Nitekim Arap zirve toplantılarının başarısız kılınması için önceleri hep ön cephede savaşan Suudiler ilk kez bu zirveye ev sahipliği yapıyor. Aynı Suudiler bölgesel inisiyatif almak için Fetih ile Hamas’ı barıştırdı. Lübnan’da ABD ve Batı destekli Sinyora hükümeti ile Suriye ile İran destekli Hizbullah’ı barıştırmayı amaçlıyor. İran Cumhurbaşkanı Ahemdinecad’ın ay başında Riyad ziyareti ise bölgede farklı bir süreç başlattı. Son dönem ABD ile arası açılan Mısır’ın bölgesel rolünü azaltan tüm bu gelişmelerle Suudiler bir taşla birçok kuşu vurmayı planlıyor.
Hizbullah, Hamas ve Suriye’yi İran’dan uzaklaştırmayı da amaçlayan bu planının aynı zamanda Arap-İsrail barışında son hamleyi de beraberinde getiriyor.
Nitekim 18 siyasi içerikli konuyu konuşacak olan liderler öncelikli olarak 2002’de Beyrut’ta onaylanan Arap Barış Planı’nı tekrar İsrail’e teklif edecek. Plan; İsrail’in 1967’de işgal ettiği tüm Arap topraklarından çekilmesini, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve daha önceleri yurtlarından atılan Filistinlilerin geri dönüşlerinin sağlanmasını içermektedir.
İsrail ise ilk iki noktaya sıcak bakarken geri dönüşleri kabul etmemektedir.
İşte bu zirvenin Irak ile birlikte en önemli konusu budur.
ABD; Arap liderlere baskı yaparak 2002 planından son paragrafın çıkarılmasını istiyor.
ABD; aynı zamanda kendini ‘İslam âleminin lideri’ ve ‘kutsal toprakların hamisi’ ilan eden Suudi yöneticileri İsraillilerle barıştırmayı da amaçlıyor.
Suudiler ise ‘Önce İsrail planımızı kabul etsin’ diyor.
Çünkü Suudiler, bölgesel barış sağlanmadan İsrail ile ilişki kurulmasının kendileri için çok tehlikeli olacağını biliyor.
Hamas, Hizbullah, Kaide, İran ve Suriye gibi grup ve ülkeler Suudi Arabistan’ın içini karıştırmak için her şeyi yapar.
İşte bu ve buna benzer birçok karmaşık verinin farkında olan Suudi yöneticiler belki de tarihlerinde ilk kez %10 da olsa ‘ulusal ve milli’ davranmak zorunda hissediyor kendilerini. Çünkü onlar da Afganistan ve Irak işgali ile İsrail saldırganlığının yansımalarının bölgede neye mal olduğunu ve olacağını gördüler.
Özetle Suudiler; Amerikan yalakalığının kendileri için de artık tehlike oluşturmaya başladığını anladılar.
‘’Yalaka inek, kasabın bıçağını bile yalar’’ örneğinde olmak istemiyorlar.
İşte bu zirve, Arap liderleri belki de son kez ‘yalaka inek’ olmaktan kurtarabilir.
İşte tam da bu sırada Türkiye devreye girebilir. Başından beri savaş ve işgale karşı olan ve 1 Mart Tezkeresi’nin reddi ile Amerika’nın bölgesel planlarının parçası olmaktan kurtulan Türkiye, Arap ve İslam aleminde giderek saygınlık kazanıyor.
Geçen yıl tarihte ilk kez Arap liderler zirvesine çağırılan Başbakan Erdoğan yarın da Riyad’da olacak.
Bazılarının Türkiye’nin rolünün giderek zayıfladığını iddia etmesine rağmen Ankara bölgede olup biten her şeyde kilit başkent olarak kalacaktır.
Bir daha söylüyorum “Bölgede ABD ve yandaşlarına rağmen Türkiye’siz hiçbir şey olmaz.” Önümüzdeki günler ve aylar bunu kanıtlayacaktır. Türkiye doğru yoldadır.
Önemli olan Ankara’nın şimdiye kadar izlediği yoldan sapmaması ve inandığı tüm doğruları içtenlikle ve hiç kimseden çekinmeden yüksek sesle söylemesi ve savunmasıdır.
Yoksa BM’nin ‘ödlek’ yeni Genel Sekreteri durumuna düşer.
Tarafsız olması gereken Bay Ban Ki-Moon bölge turunda ne Hamas hükümeti ile görüşüyor ne de Suriye ve İran’a uğruyor.
Oysa Bay Moon bölgeye barış için gitmişti.
Belki de Bağdat’ta patlayan bomba ile ödü patlayan Bay Ki-Moon bundan sonra Ortadoğu meselesini ‘gerçek sahiplerine’ yani Amerikalılara havale eder ve bir daha buralara gelmez. Ama Türkiye bu coğrafyanın en önemli ülkesidir ve hep burada olacaktır!
(Aksam, 27 Mart 07)