20.10.2007 05:24
Modern Türkiye tarihiyle hesaplaşmalı – The Economist
Türkiye'nin, 1. Dünya Savaşı'nda Ermenilerin, daha yakın dönemde de Rum, Alevi ve Kürtlerin maruz bırakıldığı korkunç muameleyle yüzleşmesi gerek. Fakat Kongre'nin tarihe burnunu sokması aşırı milliyetçileri güçlendirmekten başka işe yaramayacak
Türkler gururlu, çabuk kızan, eleştiriden hemen alınan bir halktır. ABD Temsilciler Meclisi'nin Ermeniler'in 1915'te Osmanlılarca katledilmesini soykırım olarak niteleyen tasarısı, Türklerin bu özelliğini açıkça gösterdi. Tasarı henüz genel kurula getirilmedi. Fakat Türkiye öfkeyle tepki verdi, elçisini geri çağırdı. Askeri bağları koparmaktan, İncirlik'i Amerikalıların kullanımına kapatmaktan söz ediyor. Tehditlerin de gösterdiği gibi, Türkiye sadece öfkeli bir müttefik değil. 75 milyonluk nüfusu ve dünyada 19. sırada gelen büyük ekonomisiyle hayati önemde bir müttefik. Avrupa-Asya arasında önemli bir köprü, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip, Batı için çok önemli bir enerji koridoru ve Irak, İran ve Suriye gibi sorunlu ülkelerle sınırdaş. Dahası, Müslüman dünyada canlı, laik bir demokrasinin nadir örneklerinden. Ancak sakar yabancılar burnunu soktuğunda, iç gerilimleri de artıyor.
Bu yıl ordu ve laiklerle ılımlı İslamcı AKP hükümeti arasında bir dizi çatışma yaşandı; neticede AKP seçimden zaferle çıktı. Erdoğan ülkeyi AB yolunda tutmak için, birçok Avrupalının hasmane bir tavra yönelmesine rağmen, cesur bir çaba sergiliyor. Bazıları Kuzey Irak'ta üslenmiş PKK gerillalarıyla çatışmalara karşın Amerika'yla iyi ilişkileri korumak istiyor. Velhasıl ABD için, 90 yıl önce, daha modern Türkiye'nin ortada olmadığı bir dönemde yaşanmış olaylardan dolayı kavga çıkarmak açısından kötü bir zamanlama söz konusu.
Bu, ülkelerin geçmişleriyle yüzleşmelerinin kötü bir düşünce olduğu anlamına gelmiyor; bilhassa da o geçmiş, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşananlar kadar şiddet doluysa. Almanya Nazi döneminin günahlarını kabul etmek hususunda hayranlık verici bir açıklık sergilemişti. Modern, demokratik Türkiye'nin 1. Dünya Savaşı'nda Ermenilerin (daha yakın dönemde de Rum, Alevi ve Kürtler gibi diğer azınlıkların) maruz bırakıldığı korkunç muameleyle hesaplaşması iyi olur. Son yıllarda bu yönde cesaret verici işaretler de vardı: Birkaç tarihçinin düzenlediği konferanslar, Ermenistan'la ilişkilerin geliştirilmesi yönünde teşebbüsler, Kürtçe'nin giderek kabul görmesi ve sık sık 301. maddenin değiştirileceğinden söz edilmesi.
Fakat büyük ölçüde siyasi bir tasarının kabul edilmesi, daha fazla doğru adım atılmasını sağlamanın en kötü yolu. Bu karar ateşli Türk milliyetçiliğinin üzerine körükle gitmekten ve daha açık tartışma isteyenleri yalnızlaştırmaktan başka işe yaramaz. Tasarının kabulü için bastıranların Türkiye, hatta Ermenistan'dan ziyade, Ermeni seçmenlerden çıkarı var. Birçok Türkiyeli Ermeni'nin, hatta İstanbul'daki Ermeni kilisesinin patriğinin tasarıdan hoşnut olmaması manidar.
Zarar verici etkileri gören Bush yönetimi, tasarının kabulünü önlemek için mücadele ediyor. Yönetim yaşayan sekiz eski dışişleri bakanını tasarıya karşı çıkmaya sevk etti. Bu karşı çıkış Türkiye'nin öneminin bir yansıması. Aynı zamanda nasıl hassas bir dönemden geçildiğini de gösteriyor. Türk meclisi hükümete PKK teröristlerinin üslendiği Kuzey Irak'a olası bir askeri müdahale yetkisi veren tezkereyi onayladı.
Müdahale başka bir vahim adım olacaktır. Türklerin Kuzey Irak kaynaklı rahatsızlıkları anlaşılabilir. Iraklı ve Kürt yetkililere PKK'nın üzerine gitmeleri için yapılan çağrılar yanıtsız kaldı. Ancak bir işgal sadece Irak'ın en istikrarlı bölgesini karıştırmakla kalmaz, (bazı Türk generallerin bile kabul ettiği gibi) muhtemelen işe de yaramayacak. ABD'nin Irak'taki PKK varlığına karşı daha fazlasını yapması ve Türkiye'nin de Kürt nüfusunun hayat şartlarını düzeltmeyi amaçlayan önceki çabayı tekrar sergilemesi daha iyi olacaktır.
Türkiye'yi Batı yanlısı yolda tutmak, sadece Irak için değil, bütün Türk ve Kürtlerin selameti için hayati önemde. Son sürtüşmeler Türk kamuoyunda gerek AB'ye gerekse ABD'ye yönelik keskin bir karşıtlık yarattı; İran ve Rusya'nın suiistimal etmeye dünden hazır olduğu bir durum bu. Türkiye'de 301'in kaldırılması ve açık tartışmaya izin verilmesi yönündeki baskı sürmeli. Fakat bunu yapmanın yolu Temsilciler Meclisi'ndeki tasarı değil. (Başyazı, 18 Ekim 2007)
Radikal, 20 Ekim 2007