25.11.2007 13:31
Duran Kalkan: PKK Kürt halkının kimliğidir – Halit Ermiş / Doğan Çetin
Partiya Karkerên Kurdistan (PKK) bundan 29 yıl önce, 1978'de Diyarbakır'ın Fis Köyü'nde kuruldu. PKK'nin kuruluşuyla birlikte Kürtlerin tarihinde bambaşka bir dönem başladı. Kürtler PKK'yle birlikte cumhuriyet dönemi boyunca verdikleri mücadeleyi bambaşka bir alanda bambaşka bir ideoloji ve siyasetle izlemeye başladı. Tam 29 yıldır bu mücadele sürüyor. Bu süre boyunca hiçbir zaman elde edilemeyecek, kazanılmayacak denilen başarılar, haklar elde edildi, kazanıldı.
PKK'yle birlikte sadece Kuzey Kürdistan'da değil, Doğu, Güneybatı ve Güney Kürdistan'da Kürtlerin özgürlük mücadelesi yükseldi ve önemli başarılar sağlandı. PKK aynı zamanda dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Kürtler arasında oldukça etkili oldu ve Kürt ulusallaşmasında ciddi bir rol oynadı. Kürt sorunu PKK'yle birlikte uluslararası platforma da taşındı. Aynı zamanda, Sovyetlerin yıkılışıyla birlikte bittiği belirtilen demokrasi ve sosyalizm mücadelesine de oldukça yeni ve güçlü bir soluk getirdi. Bütün bu gelişmelere karşı başta Türkiye olmak üzere birçok uluslararası güç de PKK'ye karşı her türlü komplo ve oyunu devreye koydu, ancak hiçbiri PKK'yi bitirmeye yetmedi. Bugün ise bambaşka bir mecrada bu mücadele sürüyor. PKK'nin bu uzun soluklu mücadelesini, PKK'nin kurucu kadrolarından KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan ANF'ye değerlendirdi.
- Bugün artık partinizin 29. kuruluş yılını kutluyorsunuz. Neler hissediyorsunuz?
- PKK'nin 30. yılına giriyoruz. Hazırlık dönemini de sayarsak bu 35 yılı buluyor. 30 yaşına basmak bir insan için en olgun çağa ulaşmak anlamına geliyor. 30 yaşı PKK için de en birikimli, en donanımlı ve en kudretli çağı diyebiliriz. 30 yıllık süreçte yarattıkları, 30. yılda ve daha sonrasında neler yapacağının açıkça göstergesidir. Bu bakımdan tabi büyük bir gelişmeyi ifade ediyor. Geleceğe çok daha büyük bir cesaretle, güvenle bakıyor. Bu temelde ben PKK'nin 30. yılını selamlıyorum. 29. kuruluş yılının başta PKK'nin kurucusu, önderi olan Önder Apo'ya ve Kürt halkına kutlu olmasını diliyorum. Bu 30. yılına giriş vesilesiyle Hakilerle, Halillerle, Mazlum, Kemal ve Hayrilerle başlayıp bugün Viyanlarla, Sorxwinlerle devam eden şehitler ordusunu saygı ve minnetle anıyorum. Uğurlarında yaşamlarını verdikleri amaçları adım adım yerine geliyor. 30. yılında da daha fazla kazanım, başarı sağlayarak yerine getirmeyi sürdüreceğiz.
- Ortadoğu gibi bir bölgede her kuruluş yıldönümünde daha fazla gündemde olan tam 29 yılı geride bıraktınız. Size yönelik oldukça yoğun saldırılar var. Sizi bugüne taşıyan gerçeklik nedir?
Elbette PKK hareketi büyük bir haklılık zemininde hareket eden bir mücadele gücü konumunda. Her şeyden önce bunu görmek gerekli. Birinci dünya savaşında sonra Kürt halkı için öngörülenler, tarihte hiçbir ülkeye ve halka biçilmemiştir. Milyonlarca bir topluluk yok sayılıyor. Ülke paramparça edilmiş, bölünmüş, sömürge altına alınmış, daha ötesi örgütsel dinamikleri dağıtılmış. Kürdü yok sayanlar; kendi hayal dünyalarıyla sınırlı kalan topluluklar değil, bunu bir politik karara dönüştürüp pratikleştirmek isteyen güçlerdir. Yok saydıkları gibi olguyu yok etmek de istiyorlar. Dolayısıyla bu şekilde kendilerini haklı çıkarmak, tarih karşısında doğru düşüncenin sahibi kılmak istiyorlar. Bir soykırım hareketi yürütüyorlar. Bunu ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel, askeri, ideolojik, düşünsel bütün alanlarda yürütüyorlar. Her alanı savaş alanı haline getiriyorlar. Şunu demeye getiriyorlar: Siz bir maddi varlık olarak, insan görüntüleri olarak var olsanız da biz size yoksunuz deriz ve yok ederiz, ne dersek o olur. Kürt insanı ve toplumu üzerinde bir tahakküm yürütmek istiyorlar. Aşağılıyorlar, hor görüyorlar, onu düşüncesiz, iradesiz, iddiasız, güçsüz bir varlık olarak görüp küçümsüyorlar. Gerçekten de insan soyunun bu kadar küçümsendiği, aşağılandığı, hakarete uğrandığı bir durum yoktur. Bu durumu utanç vericilik olarak tanımladı Önderliğimiz. Bu utanç verici durumdan çıkabilmek için bir direniş hareketi geliştirdi. Ruhta, düşüncede, duyguda, davranışta, yaşamda. İşte bu içinde bulunulan, hakkında biçilen statünün utanç bilincine varılması Önderliğimizi büyük bir duygu, düşünce ve eylem haline getirdi. PKK'nin yenilmezliğinin esas sırrı buradadır. Şimdi PKK birinci dünya savaşı ardından Kürde biçilen utanç statüsünü ortadan kaldırmak için direniyor. Bu durum çok büyük bir cesaret ve fedakarlık ortaya çıkarıyor. Halk da bu gerçeği görüyor. Öyle sözle ortaya konan amaçlara bağlanan bir halk değil, gerçekten de Kürt toplumunun çıkarları için kendi varlığını nasıl büyük cesaret ve fedakarlıkla ortaya koyduğunu ve hilesiz, yalansız, çıkarsız bir biçimde varlığını bu mücadeleye kattığını gördüğü için Kürt halkı da PKK'ye büyük bir bağla bağlanıyor. Ona sonuna kadar inanıyor. Böyle bir inanç ortaya çıktı. Dolayısıyla PKK bir halk hareketi oldu. Baştan itibaren halkla ilişkilerini güçlü kıldı. Dolayısıyla da nereden saldırı gelirse gelsin, ne biçimde olursa olsun halk denizinde bu saldırılar ezildiler, eridiler, yok oldular. Şimdiye kadar gelişme bu temeldedir. Bu anlamda PKK büyük bir direnç hareketi, büyük direniş hareketi ve mücadele gücü, toplumsal yaşamın özgür ve demokratik kılınması için her türlü çabayı harcayan bir güç.
Bir de PKK'nin kimseye düşmanlığı yok. Bu da büyük bir güç. Kürt milliyetçiliğini bu anlamda aştı, hatta bütün milliyetçilikleri aşıyor. Kendisini başkasından üstün görerek ve başkasını düşman bilerek oluşturulan milliyetçi gelişmelerin hepsine karşı. Tam tersine toplum içinde eşitliği, özgürlüğü savunuyor. Kürt halkının diğer halklarla özgür, eşit ve kardeşçe yaşamını savunuyor. Kürt toplumsallaşmasını, uluslaşmasını böyle bir demokratik çerçevede görüyor. O da büyük bir güç veriyor. PKK'nin büyük güç kaynakları var. Son derece haklı zemini, Kürdistana dayatılan statü karşısındaki duruşunun insanlığın özgür ve demokratik yürüyüşünde taşıdığı anlam, onun militan ölçüleri, mücadele etmedeki kararlılığı, bunların hepsi Önderlik gerçeğini ifade ediyor. Önder Apo'nun kişilik özelliklerini yansıtıyor. Onun aslında sırrı çıkarcılıktan kendisini tümden kurtarmasıdır. Devletçi toplumun insana yedirdiği o kir, pas, tortunun hepsini üzerinden atarak insanın özünü, cevherini ortaya çıkartarak onun sosyal varlığını, özgür, eşit, demokratik yaşam ölçülerini ortaya çıkarması ve buna tutku düzeyinde bağlı olmasıdır. PKK'nin yenilmezliği bu temel tutum ve ilkelere bağlıdır.
- Partinizin kuruluşundan bugüne yürütülen tartışmalar incelendiğinde, PKK'lileşme ve partileşme vurguları çok fazla görülüyor. Bununla kastedilen nedir?
Sonu gelmeyen bir süreçten ziyade bir devamlılık var kuşkusuz. Sürekli gelişme ve ilerleme var, yenilenme var. Değişmeye, gelişmeye ve yenilenmeye açık bir felsefe söz konusu. Dogmatizme, kalıpçılığa, şematizme karşıtlık var. Bu anlamda Önder Apo'nun düşünce diyalektiği çok önemli, kendisi buna kuantomik düşünce dedi. Toplumsal gelişmenin, canlılığın sürekli değişim gerçeğine uygun olarak tabi ki PKK'nin de kendini değiştirmesi, yenilemesi gerekiyor. Bu, PKK diyalektiğinin önemli bir ilkesi zaten. Önder Apo, "PKK'li olmak her gün yeni başlangıçlar yapabilmektir" diye de tanımladı, bu gerçeği. Sürekli kendini yenileyebilmek, her an yeni adımlar atabilmek, her durumda yeni başlangıç yapabilmek, hiçbir zaman ağırlaşmayı, katılaşmayı, durağanlaşmayı dolayısıyla zayıflamayı, yenilgiyi kabul etmemek oluyor. Bu bakımdan PKK düşüncesi büyük bir çözümleyiciliği içeriyor. Bu diyalektik düşüncenin bilimsel esasını oluşturduğu gibi bir de Kürdistan somutunda iş yapabilmenin, ayakta kalabilmenin zorunlu bir sonucu da oluyor.
Kürdistana dayatılan imha ve inkar süreci de aslında böyle bir düşünce sistemini zorluyor. PKK mücadele ettiği, alternatifi olarak geliştiği sistemin ölçü ve özelliklerini gören bir harekettir. Onlara göre şekillenme değil de onları aşacak, parçalayacak dolayısıyla Kürt toplumu için yeni yaşam ölçüleri, insanlık için yeni yaşam ölçüleri yaratabilecek bir gelişme diyalektiğini, ölçü ve özelliklerini esas alıyor. Şimdi partileşmeden kasıt böyle bir duygu, düşünce sistemini kazanmak ve yaşam düzeni içerisine girmektir. Kuşkusuz partileşmek önemli oluyor. Partinin, PKK'nin amaçlarını benimsemek, kendi amaçları haline getirmektir. Partileşmeden kasıt bireyin kendini böyle bir gelişme süreci içerisine sokmasıdır. Bu önemlidir. Çünkü büyük güç bununla ortaya çıkıyor. Bireyin çok verimli, etkili iş yapma gücü böyle ortaya çıktığı gibi büyük örgüt gücüne dönüşmesi de burada oluyor. Sinerji misali bir iki bireyin gücünü aşan parti örgütlülüğü içerisinde birleştiğinde içinde yer alınan topluluğun sayısının kat kat aşan bir enerji, güç birikimi ortaya çıkıyor. Kürt toplumu açısından da bu çok önemli. Çünkü çok zayıflatılmış bir toplum, üzerinde çok baskı uygulanmış. Öyle bireyci davranışla başarılacak, kazanılacak hiçbir şey yoktur. Toplumsal zayıflıklar ancak çok büyük, güçlü, ileri düzeyde örgütsel çizgide aşılabiliyor. İşte PKK çizgisinde partileşme bir yerde bireyin, toplulukların zayıflıklarının aşılması, bireyin büyük gücünün parti örgütlülüğü içerisinde harekete geçirilmesidir. Kürt toplumunun buna çok ihtiyacı var, çünkü böyle bir güçlenme olmazsa inkar ve imha saldırıları karşısında ayakta kalabilmek mümkün değil. Dolayısıyla ancak o sistemi aşan, gerileten parçalayan bir de kendi kimliğiyle özgür insan ve toplum duruşunu sağlayan gelişme böyle bir partileşmeyle oluyor. Onun için Kürdistan'da partisiz yaprak bile kıpırdamıyor. Her şey partiye ve parti öncülüğüne bağlı, halk hareketinin gelişmesi, gerillanın gelişmesi, özgürlük, demokrasi düşüncelerinin gelişip toplumun bu temelde örgütlü hale gelmesi her şey parti öncülüğünde mümkün oluyor. O bakımdan partisiz hiçbir şey olmaz. Bütün gelişmelerin odağında PKK vardır. Onun için Kürt halkı PKK'yi kendi kimliği olarak, öz suyu olarak, damarlarında dolaşan kan olarak gördü ve öyle sarıldı, öyle sarılıyor.
Şimdi böyle bir partileşmenin sürekliliği de önemlidir. Şurada tamamlanmıştır denilmiyor. Sürekli bir yarış gibidir. PKK bütün bir insanlık mücadelesini yürütmek üzere yola girmiş, yarışa dizilmiş bir yarışçı gibidir. Her an yerine getirmesi, başarması gereken görevler var ve bu sürekli gelişme ve değişime içerisinde. Sürekli bir akışkanlık, ileriye doğru bir yürüyüş, gelişme söz konusudur. Partileşme bu bakımdan bir devamlılık, süreklilik işi. Aksi bir durum olamaz. Dogmatizm yaratır, kalıpçılık yaratır, durgunluğa yol açar. Partiyi çürüten, toplumsal gelişmenin canlılığıyla çelişen duruma getirir. Dolayısıyla da öncü, sürekli önde giden ve toplumu ilerleten bir güç değil de, ilerleyen toplumun önünde duraksayan, engel oluşturan, gericileşen, geriye çeken bir parti konumuna götürür. Reel sosyalizmde bu yaşandı. Reel sosyalizmin partileri o zihniyetle böyle bir gericileşmeyi yaşadılar ve reel sosyalist sistemin çözülmesinin de önemli bir etkeni oldular. PKK o durumdan da çıkardığı dersle partileşmeyi, dolayısıyla parti militanının ölçü ve özelliklerini yeniledi. Her zaman özgür demokratik yürüyüşün öncüsü olacak.
- 29. kuruluş yıldönümünde Ortadoğu da halen en çok tartışılan hareket konumdasınız. Ancak bazı çevreler sizin talepleriniz net olmadığı konusunda eleştiriler yapıyorlar. Sizin talepleriniz gerçekten bu kadar muğlak mı?
Ne istediğimizi söylememiz için bir rahat ortam bırakmıyorlar ki, tartışma ortamı bırakmıyorlar ki söyleyelim. Neredeyse söz söylememizi imkansız hale getirmeye çalışıyorlar ya da söylediklerimizi duymazlıktan, anlamazlıktan, görmezlikten geliyorlar. Aslında bir karşı propaganda biçimidir PKK'nin amaçlarının, ne istediğinin belli olmadığını söylemek. Biraz bilinçsiz olan kesimleri aldatabilmek için PKK karşıtlarının dile getirdiği bir husus oluyor. Ben burada şunu söylemek isterim. Bir yandan PKK'nin amacının ne olduğunun belli olmadığını söyleyenler öte yandan da PKK'yi yok etmek için tüm güçleriyle saldırıyorlar. PKK'nin isteklerinin belirsizliği söylemi bir karşıt propagandadan öte her hangi bir değer taşımıyor. Ortamı muğlaklaştırmayı hedefliyor. Daha da ötesi Kürt sorunu gibi çok karmaşık tüm bölgeyi etkileyen bir sorunu bile kabul etmeyenler, çözüm önerilerini muğlak göstererek kendi inkarcı konumlarını gizlemek istiyorlar. Özellikle Türkiye cephesinde bu çok var. Mesela çözüm önerisinde bulunan barışçıl demokratik çözümü günümüz bölge ve uluslararası siyasetine en ileri düzeyde dayatan hareket, PKK. Dolayısıyla PKK'nin ne istediği belli değildir dediği zaman kendi inkarcı, imhacı mantığını kurtarmış oluyor. Bunlar maksatlı sözlerdir, davranışlardır. Kökeninde Kürt inkarcılığı yatıyor. Bu gerçeği görmemiz lazım. Yoksa PKK'nin amaçları, ilkeleri çok nettir. PKK reel sosyalizmi eleştirerek sosyalist ilke ve ölçüleri geliştirdi. 21. yüzyılın özgürlük, eşitlik, demokrasi düşüncesini yarattı. Buna demokratik sosyalizm düşüncesi dedi.
Siyasal planda ise PKK programı kadar somut olan program yok. Temel bölümlerini biliyoruz; bir tanesi Kürdistan üzerinde egemen olan mevcut devlet sistemlerinin demokratikleştirilmesidir. Buna demokratik cumhuriyet ilkesi tanımı getirildi. Devlet sistemlerinin demokratik reformlardan geçilerek, demokrasiye duyarlı hale getirilerek, Kürt sorununun barışçıl çözümü için gerekli siyasi ortamın yaratılmasıdır. Bunların çeşitli maddeleri var. Diğer bir temel bölümü toplumun demokratik komünal örgütlülüğün geliştirilmesidir. Bunda da temel iki ölçü var. Bir tanesi kadın özgürlüğü çizgisini yani cins özgürlüğünü ifade ediyor ki, bütün köleliklerin temelinde cins köleliği yatıyor. Dolayısıyla eşitliğe, özgürlüğe dayalı bir demokrasi olacaksa bu ancak cins özgürlüğüyle yani kadın özgürlüğüyle olabilir. Diğeri ise ekolojik devrim. Ekoloji de tıpkı cins çelişkisi sorunu gibi toplumsal özgürlük ve eşitliğin temel bir sorunudur. Dolayısıyla bütün özgürlüklerin kadın özgürlüğüne dayanması gerektiği gibi tabi insanın her şeyin merkezine kendini koyup doğayı yok eden bir zihniyetten kurtulması da gerekiyor. Bu, günümüzde çevre felaketiyle insanlığı yüz yüze bırakmış durumda. Dar çevre sorunu olmaktan öteye bir zihniyet sorunu doğa karşısında toplumu duruş sorunudur. Çünkü doğaya hükmetme zihniyetiyle insanın birbirine hükmetme zihniyeti arasında kopmaz bir bağ var. İki zihniyet birbirini körüklüyor, birbirine bağlıdır. Bu bakımdan da ekolojik devrimi önemsiyoruz. Bu nedenle toplumun demokratik örgütlülüğü cins özgürlüğüne ve ekolojik devrime dayanmalı ve bu temelde bir komünalizmi öngörmeli.
DEVAM EDECEK...
ANF / 25.11.07