Ana Sayfa / Basın / 
22.11.2008
26.11.2007 08:05

'ABD PKK'yı tasfiye edecek' – Neşe Düzel

 

MİT eski İstihbarattan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, Taraf gazetesinden Neşe Düzel'e konuştu: "TSK'nın operasyon yapmasına gerek yok. Washington'da karar verildi. PKK birkaç ayda biter..."

 NEDEN?

Son zamanlarda Türkiye"de önemli değişiklikler oluyor. Özellikle Kürt meselesinde daha önce pek rastlanmayan biçimde açıklamalar yapılıyor devlet kanadından. Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Kürt sorununa yaklaşımda yapılan hataları anlatıyor. Deniz Baykal, Kuzey Irak"a dostluk önerileriyle yaklaşıyor. "Kuzey Irak"a operasyon" fikri, medya dışında pek taraftar bulamıyor. Hükümet sivil çözüm arıyor. Ve tam bu noktada, Yardgıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, DTP"ye kapatma davası açıyor. Hem devleti hem de Kürt meselesini çok iyi bilen, MİT"in eski İstihbarattan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Cevdet Öneş"le devletin bir kesiminin Kürt sorununa yaklaşımındaki değişimin nedenlerini, bu süreçte DTP"ye açılan kapatma davasının yaratacağı sonuçları, Kürt sorunuyla ve PKK"yla ilgili önümüzdeki günlerde neler olabileceğini, Amerika"nın meseleye yaklaşımını konuştuk.

NEŞE DÜZEL: Türkiye Kürt sorunun kilitlenmiş vaziyette. Siz daha önceden, "seksen yıldır çözümlenemeyen" bu soruna yeni çözümler bulunması gerektiğini söylemiştiniz. Yeni çözüm yolları aranması gerektiğine olan inancınız sürüyor mu?

CEVAT ÖNEŞ: Daha da fazla sürüyor. Üstelik Washington görüşmelerinden sonra, Kürt sorununun çözümü, çok daha acil bir hale geldi bugün.

Kürt sorunun çözümü niye daha acil hale geldi?

Çünkü ulusal bir sorunumuzun, aynı zamanda nasıl bölgesel ve küresel bir sorun haline geldiğini ve Irak"taki PKK"nın bir tehdit ve pazarlık kartı olarak Türkiye"ye karşı nasıl kullanıldığını Washington"da iyice gördük.

Demokratik Toplum Partisi"ni kapatarak Kürt sorununu acilen çözebilecek miyiz peki? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, DTP"nin kapatılması için dava açtı. DTP niye kapatılmak isteniyor? Niye yapıyor hukukçular bunu? Bu gelişmenin anlamı ne?

Kürt sorununa çözüm sürecini zedeleyen bir olay bu. Çağdaş demokrasilerde silaha başvurmadıkça bütün görüşlerin açıklanabilmesi gerekir. Ama ne var ki, DTP"yi PKK"yla bütünleştiren bir zihniyet ve atmosfer içerisinde bu yargı süreci başlatıldı.

Emekli paşalar, Kürt sorununun çözümüyle ilgili "hata yaptık" derlerken, Başbakan Erdoğan "Bu adamların dokunulmazlıklarını kaldıralım da dağa mı çıksınlar" diye konuşurken, Kürtçe"nin okullarda seçmeli ders olarak okutulmasının önü yeni anayasayla açılmaya çalışılırken, niye Kürt sorununu çok sertleştirecek bir gelişme yaşandı şimdi?

Devletin tüm kurumlarında sorununun çözümünde bir bütünsellik yok. Ama şu var. Böyle bir süreçte parti kapatmanın arkasında durmayan, meclis çoğunluğuna sahip bir siyasi iktidar var. Başbakan"ın açıklamaları da gösteriyor ki, siyasi iktidar demokratik sürecin engellenmemesini istiyor. Temenni edelim ki, DTP"yle ilgili yargı süreci, Kürt sorununun siyasi çözümüne bir engel oluşturmadan neticelensin.

Kapatma davasının DTP açısından sonuçları ne olur peki?

Kürt kesiminde radikallere prim yaratır bu. Radikalleri ön plana çıkarabilir. Demokrasimizi güçlendirme çabaları içindeyken bir siyasi partinin kapatılması doğru değil. DTP"nin kapatılmasını temenni etmiyoruz. Özellikle bu dönemde siyasi çözüm için herkese ve özellikle DTP"ye önemli görevler düşüyor.

Bir siyasi partinin görevini yapabilmesi için açık olması gerekmiyor mu? DTP"nin kapatılması, Kürt sorununu siyasi yoldan çözmenin önünü kapatmaz mı?

Önemli bir engel çıkarır. Ama DTP gene de Kürt sorununun çözümünde önemli bir rol oynayabilir. İçinde bulunduğu bütün zor şartlara rağmen, öncelikle silahların bıraktırılması konusunda kendisine düşen sorumluluğu devam ettirmek zorunda DTP.

PKK"yla DTP aynı yapılar gibi algılanıyor.  Sizce PKK ile DTP aynı mı?

O şekilde değerlendirmemek lazım. DTP, PKK"nın etkilediği kitlesel tabandan destek alan bir siyasi parti. Bu yüzden  kendine göre hassasiyetleri var. Ama artık silahlı mücadelenin geçersiz olduğunu anlatabilmeli. DTP, AKP"nin aldığı oyları değerlendirmeli. Güneydoğu"da AKP"ye oy vermek demek, silaha karşı olmak, PKK"nın silahlı gücüne karşı durmak demek. Ayrıca Öcalan da yeni bir değerlendirme yapmak zorunda.

Ne gibi?

Öcalan PKK"nın hala manevi lideri. Eskisi kadar olmasa da belirli şekilde gücünü koruyor. Öcalan, kendisini Kürt hareketinin lideri olarak görmek ve sorunun çözümünde rol oynamak istiyor. Silahların bıraktırılması konusunda Öcalan"ın katkısı olabileceğini düşünüyorum. O, PKK"nın Kuzey Irak"taki yapısının nasıl kart olarak kullanıldığını görüyor. Çünkü kendisi de zamanında kullanıldı. Eğer bir hizmet yapmak istiyorsa, silahların bırakılması konusunda kendi düşüncesini ve kararını açıklamalı. Bunun mesajını verebilir.

Kuzey Irak"taki PKK"yı bugün kim kullanıyor?

PKK’nın, 1990-91 Körfez Savaşı"ndan ve özellikle de 2003"te ABD"nin Irak"ı işgalinden itibaren Kuzey Irak"ta silahlı bir güç oluşturması,  PKK"nın kimler tarafından kullanıldığını ortaya koyuyor. Irak, ABD tarafından işgal edilmiştir ve ülke genelindeki güvenlik sorumluluğu da ABD"ye aittir. Irak"ın kuzeyinde sayısı 2 bin- 2 bin 500 olan bir PKK gücü var. PKK"nın orada yaşaması ABD"nin, Irak merkezi hükümetinin ve özellikle de bölgesel Kürt yönetiminin kendisine göstereceği himayeye bağlıdır. Bunlar himaye etmese, PKK orada yaşayamaz.

Niye yaşayamaz?

PKK, himayesi kesildiği anda biter. Çünkü PKK"nın Irak"ta kitlesel bağlantısı yok. Orada tabanı zayıf. Türkiye"de ise PKK"nın bir tabanı var. Bu yüzden PKK"yla Türkiye"de mücadele şartları, onun tabandaki etkileri sebebiyle güçtür. "Silahlarınızı bırakın, Irak"ı terk edin" talimatı verildiği anda PKK Irak"ta biter.

Peki, Kürt sorunu nasıl çözülür sizce?

Bu sorunun bugüne kadar olduğu gibi, "Kürt yoktur, herkes Türktür" diyerek, zor kullanılarak çözülmediğini gördük. Sonuçlarının Türkiye"ye ne yarattığını da gördük. Sadece güvenlik konseptleriyle soruna yaklaşan ve çözümü silahlı güce, askere havale eden bir anlayış, bugün Türkiye"de yaşanan sonuçlarla artık ortadan kalktı. 21"inci yüzyılın şartlarına uymayan bu çözüm yolunun tekrarlanması mümkün değil. Biz artık Kürt sorununu çözmek için, evrensel değerleri, bireysel hakları, özgürlükleri, hukukun üstünlüğünü kabul eden ve AB yolunda ilerleyen gerçekten çağdaş, laik ve demokratik bir Türkiye vizyonu oluşturmak zorundayız.

Siz MİT müsteşar yardımcığından emeklisiniz. Emekli olmadan önce de bu görüşlerinizi dile getirdiniz mi?

 Çeşitli kademelerde bu konu tartışıldı. O kadar söyleyebilirim.

Devletin içinde bu önerilere ne tür tepkiler veriliyor?

Fikret Bila"nın komutanlarımızla yaptığı röportajlarda da gördüğümüz gibi, Türkiye"de bir demokratik çözüm iradesi ortaya çıkarılamadı. Türkiye bir "milli demokratik güvenlik konsepti" ortaya koyamadı.

Emekli Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Milliyet gazetesinde Fikret Bila"yla yaptığı konuşmada, Kürt sorununa çok yanlış yaklaştıklarını itiraf etti. Orgeneral Yalman"ı böyle bir açıklama yapmaya iten sebep nedir sizce?

Sebep, bugün geldiğimiz noktadır. Kürt sorunu, askeri, silahlı yöntemlerle çözülebilecek bir olay değildir. Kuzey Irak için ortaya çıkan askeri yöntem, Kürt sorununu çözecek bir şey değildir. Kuzey Irak"ta PKK"yı bitirmek Türkiye"de PKK sorununu da kesinlikle çözmez. Aytaç Yalman"ın ve diğer komutanlarımızın bugün geldikleri nokta, geçmişte yaptığımız hataları göstermesi ve Kürt sorununun demokratik sivil siyasetle çözülmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından çok önemli bir başlangıç.

Komutanların bu açıklamaları, Kürt sorununda askeri çözümden vazgeçildiğini mi gösteriyor?

Kürt sorununun sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini açıklıkla ortaya koydu. Bugüne kadar uygulanan politikaların, hatalarını itirafıdır bu.  Komutanların açıklamaları, sorunun demokratik yoldan çözümüne kapı aralamaktır bence.

Siz de, Orgeneral Yalman da devletin tepe noktalarında bulunmuş insanlarsınız ve bugüne kadarki Kürt politikasını sizler oluşturdunuz. Şimdi Kürt meselesine yeni bir açıdan bakıyorsunuz. Bu yaklaşımınız devlet içinde paylaşılıyor mu?

Muhakkak Eğer üst derece komutanlarımız bu itiraf içerisindelerse ve bizler şimdi bu şekilde konuşuyorsak  Zaten siyasi iktidar da AB için daha aktif olunacağı mesajını veriyor. Şartlar, Türkiye"de sivil siyasetin artık güçlendiğini ve güçlenmeye devam edeceğini gösteriyor. Hem Türkiye"nin iç dinamikleri, hem de AB süreci açısından Türkiye"nin gelişme dinamiği böyle.

Devletin içinde sertlikten ve şiddetten yana olanlarla yeni çözümler aranmasını isteyenler gibi iki ayrı görüş mü var?

Her zaman farklı görüşler var. Bugüne kadarki politikalarda hatalı uygulamalar oldu ve bunlar askeri yöntemlerle bütünleşti. Ama bugün artık bu görüşler zayıflıyor, azınlıkta kalıyor. Zaman geçtikçe de marjinal olacaklar.

Peki PKK"nın aniden şiddeti artırmasını neye bağlıyorsunuz?

Aniden şiddeti artırma PKK"nın kendi içsel iradesiyle olmadı. PKK bugün parçalanmış durumda. Yurtiçindeki PKK odaklarıyla Irak"takiler arasında farklılık var. Son eylemleri de Kuzey Irak"tan gelenler yapıyor. ABD"nin işgali altında bulunan ve bölgesel Kürt yönetiminin kontrolünde olan Kuzey Irak"ta varlığını sürdürme mücadelesi veren PKK"nın, başta da söyledim,  bu güçlerden direktif almadan veya himaye görmeden Türkiye"ye gelip böyle provokatif eylemler yapması mümkün değil. Orada PKK bir kart olarak kullanılıyor ve şartlara göre Türkiye"de eylemlilik durumunu azaltıyor veya tırmandırıyor.

PKK Abdullah Öcalan"ın liderliğini yaptığı bir örgüt değil mi artık?

Öcalan"ın manevi liderliği sürüyor ama Özellikle bölgesel Kürt yönetiminin çıkarları paralelinde PKK silahlı gücüne yaptırılan hareketlerin, Öcalan"ın kontrolünde olmaması ihtimali fazla. Artık bugün Öcalan"ın durumu semboliktir.

Türkiye"deki PKK"yı kim yönetiyor peki?

Onlar, Irak"taki silahlı güçle birlikte hareket ediyorlar.

PKK ile Türk devletinin bazı görevlileri arasında bir ilişki, bir bağ, bir diyalog var mıdır? Böyle gizli ilişkiler olabilir mi?

u bilemiyorum. Haber alma bakımından o tip irtibatlar ise her zaman olabilir ama derecesi nedir onu söylemek mümkün değil.

Siz, PKK"lıların da bu ülkenin vatandaşları olduğunu söylediniz. Bu tür bir yaklaşım, devletin başka görevlilerinden tepki alıyor mu?

Alabilir. İnternette gezindiğimde bu tepkileri görebiliyorum. Ama şu var. Ben o kelimeyi bilerek kullandım. Çünkü onlar gerçekten vatandaşlarımız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları onlar. Eğer bir terör örgütüne bu derece kapsamlı bir kayış olmuşsa ve bu kayışın önü bugün de kesilmemişse ve 25 seneden fazladır bu iş devam ediyorsa, bizim kendi bünyemizde zafiyetlerimiz var demektir.

Ne gibi?

Devleti "baba ve ana" olarak ifade edersek… Demek ki, çocuklarımıza anne babalık görevini yapamamışız biz. Olay bu kadar açık. Bu çocukların hepsi de, olumsuz ekonomik, kültürel şartlar, gördükleri baskılar, yok sayılmalar sebebiyle, böylesine bir kararı almışlar. Yüz kişiden, iki yüz kişiden bahsetmiyoruz. Siyasi, sosyolojik, psikolojik ve ekonomik sebepleri bütünsellik içinde ele alıp çocuklarımızın dağa çıkmalarını önlememiz gerekiyor. Yoksa biz onlar için farklı bir kelime kullandığımızda, bu, onları Türk vatandaşı olmaktan çıkmıyorlar. Nüfus dairelerimizde kayıtlılar onlar.

Sizin Kürt meselesiyle ilgili görüşleriniz her zaman böyle miydi yoksa sonradan mı değişti?

Kürt sorununun sivil siyaset tarafından çözülmesi konusundaki görüşlerimde bir devamlılık var. Hiçbir zaman farklı bir görüş içinde olmadım.  Ancak Birinci Körfez Savaşı sırasında Diyarbakır"da MİT Bölge Başkanı olarak bizzat olayın içinde yaşadım ve daha fazla etkilendim. Hem Kuzey Irak"tan göçü, hem PKK terörünü, hem devletin kullandığı gücün yarattığı sorunları ve Kürt olmanın yarattığı ağırlığı, sıkıntıyı gördüm.

İçeride bir Türk-Kürt çatışması yaratmak isteyenler var mı sizce?

Emareler bunların olabileceğini gösteriyor ama bunlar çok organize çok güçlü bir yapı değil. Dağlıca gibi çok acı bir olayın ardından çok küçük kıvılcımlarla ve küçük kışkırtmalarla bu hareketler konjonktürel bir şekilde hemen yaygınlaşabiliyor. Yoksa o kışkırtmalar çok yaygın örgütsel bir yapının sonucu değil.

Eğer görevde olsaydınız hükümete nasıl bir politika önerirdiniz?

Washington toplantısından çıkan sonuç şudur. PKK"nın tasfiyesine karar verildi. PKK tasfiye olacak. O karar verildi. Bir, iki ay içinde tasfiye edilmiş olmalı. Aslında PKK"nın tasfiyesine 1999"da Öcalan bize teslim edildiği zaman karar verilmişti. Amaç, Kuzey Irak"ta oluşan federe yapıya bir hukuki statü kazandırma ve o yapının yani Barzani ve Talabani"nin karşısındaki PKK gibi muhalif güçleri tasfiye etmekti  ama tasfiye süreci belirli çıkarlar için uzatıldı.

Şimdi PKK tasfiye olacak mı peki?

Bugün Türkiye"nin önemi ve gücü bu sürecin gene uzatılmamasını sağlayacak. Zaten Türkiye"nin de ABD açısından kazandığı bu önemi çok iyi değerlendireceği anlaşılıyor. Başbakan Erdoğan da Washington"da Kuzey Irak operasyonun sınırlarını PKK"nın takibi olarak koydu. O konuda bir tereddüt yok. Yalnız şu var. Böylesi ucu açık operasyonel çalışmalara gerek duyulmadan Irak"taki PKK"ya silah bıraktırılabilir.

Türkiye Amerika"dan aldığı istihbarata dayanarak Kuzey Irak"taki PKK"ya askeri operasyonlar yapacak. Dışişleri Bakanı Ali Babacan ABD"yle istihbarat alışverişinin başladığını açıkladı geçen hafta. Siz, Irak"taki PKK, Kuzey Irak"a bir askeri operasyon yapılmadan bitirilir mi diyorsunuz?

Evet. PKK"nın Irak"taki silahlı güçleri askeri operasyon yapılmadan bitirilebilir. Ama bunun için ABD"nin bu konuda iradesinin ve talimatının olması lazım. Ayrıca Irak hükümetinin ve bölgesel Kürt yönetiminin de bu konuda kararlılığının ortaya çıkması lazım. Bakın… Türkiye bugün çok önemli bir noktada. Kuzey Irak"taki PKK silahlı gücünün ortadan kaldırılabileceğine dair emarelerin bulunduğu bir noktadayız. Bu yüzden siyasi iktidarın…

Evet… Hükümet ne yapmalı?

Hükümetin .  Kürt sorununu demokratik yoldan çözme konusunda acilen ciddi bir adım atması lazım. Hemen Anayasadan başlayarak hukuki, siyasi, ekonomik tedbirleri içeren, hak ve özgürlükleri kapsayan çok kapsamlı sivil bir projeyi hemen devreye sokması lazım. İşte o zaman Türkiye"deki PKK biter. Sıfırlanmaz ama marjinalize olur.

Peki… Dağlıca baskını hakkında ne düşünüyorsunuz? Niye böyle kanlı bir olay yaşandı?

PKK, kendisini olduğundan güçlü göstermek ve muhatap alınmak istiyor. Oysa Kuzey Irak"ta kaç tane gücü olursa olsun, bir güçten söz edilemez. Talimat aldığı anda silahlarını bırakmak ya da Irak"ı terk etmek zorundadır. Terk etmediğine göre de henüz talimat almamış demektir.

Dağlıca baskınını yapan PKK"lıları Amerika tespit etmemiş midir sizce?

Amerika"nın teknolojik gücü Irak içindeki tüm hareketliliği metrekaresiyle tespit edebilecek durumda.

PKK Irak"ta bitecek dediniz. Amerika bunun karşılığında Türkiye"den ne istiyor?

Belirli varsayımları var bunun. ABD, İran ve Suriye eksinine karşı Türkiye"nin ABD politikalarına destek vermesini istiyor. ABD"nin PKK"yı Washington"da düşman olarak nitelemesinin perde arkasında böyle bir destek arayışı olabilir. Ayrıca ABD, Kuzey Irak"taki Kürt bölge yönetiminin Türkiye tarafından muhatap kabul edilmesini, Türkiye ile ilişkilerinin geliştirilmesini istiyor. Ayrıca ABD, Irak"taki bataklıktan çıkabilmek için de Türkiye"nin desteğine muhtaç. Irak"ın bütünlüğü bozulmadan yani bölgesel Kürt yönetimi federal Irak"ın yapısı içinde korunarak, Türkiye"nin ABD politikalarına desteğinin kazanılması çok önemli.

AKP"nin Kürt sorunu için bir çözüm önerisi var mı sizce?

Bugüne kadar yoktu ama son günlerde AKP, bir çözüm önerisinin olduğuna dair işaretler veriyor. Ayrıca CHP"nin son Kuzey Irak açılımı da çok önemli. Bütün bu işaretlerin, açıklamaların içinin doldurulması gerekiyor şimdi.

Taraf Gazetesi / 26.11.07


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30