Ana Sayfa / Basın / 
22.11.2008
26.11.2007 05:59

Annapolis'te bir deja vu...

 

Suudi Dışişleri Bakanı Suud el-Faysal, Annapolis'teki Ortadoğu barış konferansına katılacağını açıkladı. Hangi düzeyde olduğu açıkça belirtilmese de, Suriye de katılabilir. İsrail-Filistin barış görüşmelerini yedi yıldan sonra tekrar başlatacak olay için son iki yapı taşı da yerinde görünüyor. Fakat asıl soru şu: Bu hafta Filistin Yönetimi Başkanı Abbas, İsrail Başbakanı Olmert ve ABD Başkanı Bush'tan duyacağımız yüce gönüllü açıklamaların herhangi biri anlam ifade edecek mi? Clinton 2000'de yaptığı bir konuşmada, Ortadoğu'daki siyasi ufka odaklanmıştı. Dört yıl sonra Bush da bu uzaktaki manzarayı teyit etmişti. Üçüncü bir 'ufuk gezintisi' niye farklı olsun ki?

Mevcut zayıf liderler arasında, en zayıfı Abbas. Arafat'ın Camp David'de başına geldiği gibi masaya sürüklenmesi gerekmese de Annapolis'e halkının sadece yarısının lideri olarak gidiyor. Abbas'ın, Gazze adlı hapishanede kilitli kalmış diğer yarıya, İsrail'le ilişkinin somut yarar getirdiğini göstermesi gerek. Hamas İsrail'e karşı sadece gücün işe yaradığını savunuyor. Abbas siyasetin barikatları kaldırabileceğini göstermek zorunda.

Olmert'in muhalifleri, başbakanın siyaseten ayakta kalma becerisini hafife almış olabilir. Fakat, İsrail'in fikirlerinin -barış için toprak ve ilişkiyi tek taraflı kesmek- miadı doldu. Olmert'in Abbas'la ilişkisi, kalan tek siyasi yatırımı. İsrail'de bazıları, iki devletli sonucun iki devletli çözümden yüksek ihtimal olduğunu, yani kapsamlı barış anlaşması yapılmadan fiilen birlikte yaşanabileceğini savunuyor.

Fakat bu mütevazı amaç bile Filistinliler açısından elle tutulur yararlar gerektirecektir ki, bu hâlâ gerçekleşmiş değil. İsrail iki devletli çözümün sonsuz 'raf ömrü' varmış gibi davranıyor. Fakat öyle değil: Ülke, Arap demografisi onu sollamadan bir Yahudi çoğunluk devleti olarak hayatı bir savaş verme ihtimaliyle karşı karşıya. Bush'un da, Ortadoğu'daki diğer girişimleri yanlış gitmişken, bir şeyin doğru gitmesine ihtiyacı var: Sürece ilgisinin asıl nedeni, İsrail-Filistin ihtilafının Sünni devletlerin İran'a cephe almasını karmaşıklaştırması olabilir.

Toplantıyı dikkate değer bulmamak zor değil. Fakat bu statüko için bir gizleme aracı veya kazanan tarafın kökleştiğinin gizlenmesi için tasarlanmış bir hareketse, gerçek konular ne zaman ve nerede ele alınacak? Annapolis'in harekete geçirmesi beklenen barış sürecinın inanılır bir alternatifi yok. Fakat bu, Hamas tarafından yönetildikleri için görüşmelerden dışlanan 1.4 milyon Gazzeli'nin unutulabileceği anlamına gelmiyor.

Hamas'ı sıkıştırmak Fetih'in işine geliyor. Vaatleriyle günlük hayatın eziyeti arasındaki uçurum genişlerken, Hamas'a destek düşüyor. Bu durum Fetih'i, Gazze'nin yöneticilerine karşı İsrail'inkini bile geçen katı kampanyasını sürdürme yönünde cesaretlendirebilir. Annapolis'in Filistinlilerin bölünmüşlüğünü somutlaştırmak için kullanılması, Filistinlilerin ve Abbas'ın nihai olarak ortadan kaldırılması anlamına gelir. İsrail'deki bir kreşi vuran tek bir Kassam veya tek bir intihar saldırısı, tüm bahislerin iptaline yol açar. Gerçekten de, başarılı bir konferans sonrası, İsrail'in Gazze'ye müdahalede bulunması daha küçük değil, daha büyük ihtimal olacaktır. Annapolis ancak, hem İsrail hem de Filistin liderliği açıklamalarını uygulamaya zorlanırsa işe yarar. Abbas halkını birleştirmek, İsrail de Filistinlilerin hayatını pratikte kolaylaştırmak zorunda. (The Guardian, Başyazı, 24 Kasım 2007)

Radikal / 26.11.07


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30