29.11.2007 18:13
Demirtaş: Türkiye’ye dönüyorum – Celil Demiralp
Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Başkanı Nurettin Demirtaş, Avrupa’daki temaslarını tamamladıktan sonra Türkiye’ye döneceğini söyledi. Hakkında basında çıkan iddiaların maksatlı olduğunu söyleyen Demirtaş, ANF’ye konuştu. Demirtaş, Türkiye’de hükümet ve partilerin Kürt sorununa çözüm projesi olmadığını belirtirken Başbakan Erdoğan’ı da Ezop dilini kullanmakla eleştirdi. Demirtaş, Amerikalıların Ankara’da yaptığı temasları da değerlendirdi.
HABERLER MAKSATLI
- Hazırlık soruşturması sivil mahkemece yapıldığı halde askeri savcılık yine de hazırlık soruşturması başlatıyor. Bu soruşturmanın sizi hedeflediği söyleniyor doğru mu?
-Öncelikle şahsımla ilgili Türkiye’de bazı basın yayın organlarının tutumu gayrı ahlakidir. Partimize karşı yürütülen linç kampanyasının bir devamıdır. Yeni açılan bir dava sözkonusu. Bu dava belli bir aşamadan sonra askeri savcılığa havale edildi. Biz işin bu yönü ile çok da ilgilenmiyoruz. Yani askeri ilgilendiren bir konu olduğu için, askeri savcı bakabilir. Ama neticede yeni açılan bir davadır. Ortada bir tutuklama kararı yokken, yargıyı yönlendirerek tutuklanmam istenmektedir.
Basın üzerinde yapılan bu tür tartışmalara ayrıca cevap vermeyi uygun bulmuyorum. Yargıya intikal etmiş olan bir konu, dolayısıyla döndüğümüzde soruşturma kapsamında elbette biz de savunmamızı yapacağız. Dolayısıyla basın üzerinden yapılan tartışmaları burada yorumlamanın çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Fakat basının tutumu oldukça ilginç ve dikkat çekicidir. Bir genel başkan hakkında ortada herhangi bir gerekçe yokken, ve gerçekten tarafımıza herhangi bir şekilde yargılama konusu, yada tutuklamaya dair herhangi bir şey iletilmediği halde bu tür haberlerin yapılması maksatlıdır.
Bu dava nedeniyle yurtdışına çıkmış değilim. Avrupa büromuzla çalışmalarımızı düzenlemek için geldik. Büromuzla görüştükten sonra bir program çıkardık. Diplomatik çalışmalarımız devam etmekte. Avrupa Parlamentosu’ndaki Kürt konferansına katılacağız.
TÜRKİYE’YE DÖNECEĞİM
-Hakkınızda son olarak yakalanma emri çıkarıldığına dair bir bilginiz var mı?
-Hayır, bunun için herhangi bir gerekçe söz konusu değildir. Bir parti temsilcisine, genel başkanına bu tarzda bir yaklaşım sözkonusu olamaz. Basının bu tutumunu gayrı ahlaki buluyor ve kınıyorum.
- Türkiye’ye dönmeyeceğinize ilişkin spekülasyonlar var, Türkiye’ye ne zaman döneceksiniz?
- Avrupa Parlamentosu’ndaki Kürt konferansına katıldıktan sonra ve yine bir dizi toplantı ve görüşmelerden sonra Türkiye’ye döneceğim.
HÜKÜMET VE PARTİLERİN ÇÖZÜM PROJESİ YOK
-DTP’yi kapatmaya davasının yanı sıra dokunulmazlıkları kaldırması tartışılıyor. Sınırötesi operasyon ve linç kampanyası ile birlikte bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Tabi Türkiye’de yeni bir takım tartışmalar yapılmaktadır. Ancak ortaya Kürt sorununun çözümü konusunda bazı projelerin konulacağı söylenmekte ama her nedense bir türlü proje nedir bu da kamuoyuna açıklanmamaktadır. Biz ortada bir proje göremiyoruz. Gerçekten demokratik çözüm yönünde bir proje varsa, ortaya konulsun, tartışalım, değerlendirelim. Bizim yaklaşımımız bu temeldedir. Partimizin rolü, demokratik çözümün yolunun açılmasıdır. Bu konuda cesuruz, kararlıyız. Diğer partiler gibi düşünmek zorunda değiliz. Diğer partilerin bir projesinin olmadığı ortada. Biz proje oluşturduk, beğenilir veya beğenilmez, buyurun tartışalım diyoruz.
ERDOĞAN EZOP DİLİNİ KULLANIYOR
Diğer partiler bazen duygusal yaklaşabilir. Hatta halkın duygularına hitap edip milliyetçiliği körükleyebilirler. Ama biz oldukça sorumlu davrandık ve bundan sonra da projemiz çerçevesinde çalışmalarımızı yürüteceğiz. Bizim projemiz var. Bu projeyi demokratik özerklik başlığı ile ifade ettik. Bunun çalışmalarını da yürütmekteyiz. Ancak şimdiye kadar diğer partilerden sadece meselelere askeri mantıkla bakma ya da işte sorunu sadece bir güvenlik sorununa indirgeme konusunda bir yaklaşım sözkonusu. Bu yaklaşımların tek başına sorunların nedeni olduğu ve sorunları aslında derinleştirdiği yeterince açığa çıkmış durumda. Ancak partilerin siyasi olarak da demokratik çözüm yönünde herhangi bir çözüm projesi sözkonusu değil. Ortada sadece retorik, içi doldurulmayan sözler var. Hatta anlaşılması çok mümkün olmayan, neredeyse Ezop diliyle konuşan bir hükümet veya onun başında bulunan Başbakan var.
Tabii ki Başbakan ve hükümet başta olmak üzere Türkiye’de partilerin sorunun demokratik çözümü yönünde bir diyalog ortamı oluşturmaları gerektiğini ve bu yönlü çaba sarf etmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Ki bu konu da partimizin rolü önemlidir. Ve bu rolü biz yerine getirecek durumdayız. Ancak herhangi bir proje sözkonusu değil, biz bunu göremiyoruz.
MECLİS’TEN ÇIKMAMIZI İSTEYENLER VAR
-DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, geçtiğimiz hafta “Meclis’te gözümüz yok, bu linç politikası sürerse, düşüncelerimizi ifade edecek zemini bulamazsak burada olmayız” yönünde açıklamada bulundu. Meclis’ten çekilme gündeme gelebilir mi?
- Belki bu açıklama kimi kesimlerce erken yapılmış açıklamalar olarak görülmüş olabilir. Ancak Türkiye’de yürütülmekte olan linç politikasına karşı verilmiş bir yanıttır. DTP’yi adeta rehin alma politikasına karşı verilmiş bir yanıttır. Dolayısıyla bizler elbette ki Meclis’i bir çözüm zemini olarak görüyoruz ancak partilerin böyle bir tutumu yok. Partilerin çözüm yönlü ortaya koyduğu herhangi bir projesi yok. Aksine sürekli olarak DTP’nin rehin olarak görülmesi, linç politikası ile yaklaşılması karşısında verilmiş cevaplardır.
Arkadaşlarımızın yanıtlarını böyle algılamak gerekiyor. Eğer önümüzdeki dönemde DTP’nin kapatılması, ki bir dava süreci işleyecek, ya da milletvekillerimizin dokunulmazlıklarının kaldırılarak Meclis’ten düşürülmesi gibi bir yaklaşım sözkonusu olursa biz bunu gündeme gelmeden hemen ele alıp değerlendirmek istemiyoruz. Ama neredeyse kimi çevreler ve partiler bunu yüksek sesle dillendirmekte ve istemektedir. Elbette bunun Türkiye’ye getireceği hiçbir şey yok. Sorunların çözen bir dil değil, bir çözüm dili değil. Hatta öyle ki, siyaseten bakıldığında aslında partimizi zorlamaktan ziyade, gerçekten de Türkiye kamuoyunu zorlayan yaklaşımlardır.
MECLİS ÇÖZÜM YERİ OLMALI
Dolayısıyla sorunlara duygusal değil, bilimsel, gerçekleri doğru tespit ederek ve çözüm yollarını ortaya koyarak yaklaşmak gerekiyor. Böyle yaklaşıldığında ben inanıyorum ki, Türkiye’de Meclis’in temel rolü bir diyalog zemini oluşturmak, proje oluşturmak ve sorunlar çözme yeri olarak şekillenecek. Biz de daha etkili bir şekilde rolümüzü oynayabileceğiz. Ancak şimdiden işte, şu gelişme olursa, şunu yaparız biçiminde bir tavır belirlemekten ziyade, bu yaklaşımlara karşı verilmiş bir cevabımız var tabi. Biz dolayısıyla halkın temsilcileri olarak politika üretmek, çözüm üretmek durumundayız, bütün çabalarımız da bu yönlüdür.
DTP’DE NETLEŞME SAĞLANDI
-Sizin Genel Başkan olmanızdan sonra bazı çevreler ve aydınlar partiniz içerisinde farklı düşüncelerin olduğunu belirterek, bunu “şahinler ve güvercinler” olarak nitelendirdi. Bu konudaki tavrınız nedir? Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Şimdi şöyle düşünmek gerekiyor. Muğlak, ne dediği belli olmayan, neyi savunduğu belli olmayan bir DTP’mi, doğrultusu, çizgisi, söylemi net olan bir DTP’mi Türkiye’de daha iyi olur, Türkiye için daha hayırlı olur, demokratik bir parti olarak daha iyi oynayabilir? Bu soruyu sorduğumuzda, bizim elbette ki yanıtımız çok açık. Olağanüstü kongremizle birlikte DTP’de bir netleşme sağlanmıştır. Bunun adına kimileri radikalizm, kimileri şahinlik vs demiştir. Bu tartışmalar tamamen bizim dışımızdadır. Biz netleşmeyi önemsedik ve bu temelde yaklaşım gösterdi.
Dolayısıyla bu netlik de projesi olan, ne dediği, ne savunduğu belli olan, üslubu, yöntemiyle bunu çok açık ortaya koyan bir parti profili sözkonusu ve yeni parti yönetimimiz de bu konuda güçlüdür diyebiliriz. Dolayısıyla net olan bir partiden rahatsızlık duyulduğunu görmekteyiz. Belki de bunu yakınımızdan, çevremize kadar zaman zaman anlamayanlar olabilmektedir. Tabi ki anlamanın ötesinde kimi çevreler de maksatlı bir şekilde bu tartışmaları gündeme getirmektedir. Elbette demokrasi, pasifizimle sağlanabilecek, muğlaklıkla sağlanabilecek bir olgu değildir. Net olmak, etkili olmak gerekiyor. Partimiz bu konuda büyük bir kararlaşmayı yaşamıştır. Biz bunu bu şekilde tanımlıyoruz.
AMERİKALILARIN GİRİŞİMİ DTP’Yİ ETKİSİZLEŞTİRME ÇABASI
-Ankara’da yeni gelişmeler var. Amerikalıların diğer Kürt çevrelerle, diğer bir ifadeyle AKP içerisindeki Kürt siyasetçilerle temasları oldu. AKP öncülüğünde DTP dışında bir siyasi oluşum mu sözkonusu?
- Aslında bu yönlü arayışlar öteden beri var. Sahte Kürt particiliği öteden beri gündeme getirilmekte, ısıtılmakta, yer yer bu tür denemeler yapılmaktadır. Ancak en son olarak Amerikalıların yaptıkları temaslar hakkında, yurt dışında bulunmamızdan dolayı basından izlemenin ötesinde ayrıntılı bir bilgiye sahip değiliz. Bunları biraz izlemek ve anlamak gerekiyor. Biz bugüne kadar bu tür denemelerin sonuçsuz kaldığını biliyoruz. Sonuç alsa bile ne olacak. Yani bir partileşme sözkonusu olabilir. Kürtler içerisinde başka partiler çıkabilir. Ki var zaten, HAK-PAR var, KADEP var, işte birleşme çalışmalarını da yürütmektedirler. Dolayısıyla başka partilerin de kurulması mümkün. Hatta işte AKP’deki Kürt kökenli dedikleri milletvekilleri toplanıp, bir ayrı parti de kurabilirler. Adına Kürt partisi de diyebilirler. Bütün bunlar ne için, ne amaçla yapılıyor.
Gerçekten Kürt sorununun demokratik yönde çözümü için bir yaklaşım göstermek için midir yoksa Kürtlerin aldatılması, uluslar arası alanda Kürt sorununun olmadığına dair bir aldatmaca senaryonun ortaya konulması için mi yapılıyor? Yani bunları görmek, anlamak gerekiyor, halkımız bunları çok iyi görüp çözebilecek ve tavır alacak pozisyondadır. Dolayısıyla bu tür süreçlerde, halka sormak gerekiyor, dikkatli olmak gerekiyor. Biz de eğer bu süreç gerçekten de Kürt sorununun demokratik çözümüne katkı sunacak bir süreç biçimine dönüşürse ki biz bu ihtimali çok zayıf görüyoruz. Burada bunun ibarelerini ve emarelerini çok görmedik. Ama diyelim ki böyle olsaydı, biz zaten bu tür süreçlere demokratik bir şekilde katkı da sunardık. Ama görülen o ki, DTP üzerinde bir linç politikası yürütülürken, AKP uluslar arası alanda dile getirdiği gibi neredeyse üzerinde de hiçbir baskı sözkonusu, hiçbir sorun sözkonusu değil gibi bir yaklaşım ile tamamen DTP’yi de etkisizleştirmeye çalışmakta. Ve bu konuda uluslar arası alanda çeşitli girişimlerin ortağı olmaktadır. Biz bunların çözüm getirmeyeceğine inanıyoruz.
‘ÇOK GÜÇLÜ PROJELERİMİZ VAR’
Parti olarak kesinlikle önümüzdeki dönem çok güçlü planlamalarımız sözkonusudur. Bu planlamaları hayata geçirirken, bir çok engelle karşılaşacağımızı biliyoruz ama bu engeller, bizim gözümüzü korkutmamakta. Gerçekten de bugüne kadar çok büyük bedeller ödendi, çok büyük acılar çekildi. Dolayısıyla partilerin üzerinde uzlaşabileceği, demokratik, asgari normlarda bir çözüm seçeneğini oluşturabilecek bir durumu, bir ortamı yaratmak gerekiyor. Uluslar arası güçlerin de demokratik barışçıl çözümlere katkı sunması gerekiyor. Yoksa böyle partileri birbiri karşısında bir pozisyona sokacak tutumlardan çekinmek gerekiyor.
TÜRKİYE BİR YOL AYRIMINDA
-Avrupa’daki temaslarınız sırasında, Avrupa ülkelerinin Kürt sorununun çözümü konusundaki tavrını nasıl gözlemlediniz?
- Biz Avrupa’da Kürt sorununun demokratik çözümü için demokratik özerkliği anlatıyoruz. Avrupa Birliği’nin, Amerika’nın Kürt sorununun demokratik çözümü yönünde bir yaklaşım göstermeleri gerektiğine inanıyoruz. Çünkü Türkiye’de mevcut partiler bu gücü özellikle statükoyu korumu Avrupa ve Amerika’ya dayanarak yapmak istemektedir. Özellikle AB’nin etkin bir rol oynaması gerektiğine inanıyoruz.
Avrupa Birliği’nin Kürt sorununa çözümüne dönük yaklaşımında, demokratik çözüm açısından çok etkili olmadığını ve daha etkili rol oynaması gerektiğini belirtebiliriz. Geldiğimiz aşamada Türkiye gerçekten bir yol ayrımında. Bu kritik dönemi çok sağduyulu bir şekilde karşılamak gerekiyor. Partilerin boş retoriklerle değil, gerçekten somut, elle tutulur projelerle ortaya çıkması gerekiyor. Eğer bunu yapmıyorlarsa bizim projemiz var. Türkiye’nin ülke bütünlüğü içerisinde Kürt sorununun demokratik çözümünü onurlu ve eşit temellerde gerçekleştirebilecek bir proje sözkonusudur. Bu proje üzerinde tartışalım. Hayır, bizim projemiz var diyorlarsa, bular ortaya konulsun. Elbette biz diğer partiler gibi düşünmek zorunda değiliz, farklılıklarımız olacaktır. Ancak demokratik çözüm yönünde bir uzlaşı zemini yaratamayacağımız anlamına gelmiyor. Partimizin rolü de tam da burada önem kazanıyor. Dolayısıyla Türkiye’de bu şartı bütün çevrelerin doğru değerlendirmesi gerekiyor.
TABANDA ÇOK GÜÇLÜ ÖRGÜTLENME
-Sizin parti olarak üzerinde önemle durduğunuz iki konu dikkat çekiyor. Bir çatı partisi, bir de DTP örgütsel ağının geliştirilmesi. Bu konuda önümüzdeki dönemde ne gibi planlamalarınız var?
-Bakın, DTP Türkiye’de siyaseti sadece Kürt halkı için yürütmüyor. Türkiye’nin demokrasisi için yürütüyor. Refah düzeyinin yükseltilmesi için yürütülüyor. Bunun için de en temel sorun olan, Kürt sorununun çözümünü en öne almış bir partidir. Bu partinin seçim oyunlarına gelmeyecek kadar büyük bir tecrübesi var. Seçimlerde inanılmaz bir eşitsizlikle ve antidemokratik yöntemlerle girmemize rağmen, bir temsiliyeti sağlama ve demokratik çözümü Meclis zemininde yaratma adına önemsedik. Ve belli bir sonuç da alındı. Ancak DTP’nin günü sadece Türkiye’de yok. Bizzat bunu Avrupa’da yaşayan halkımızın özlemlerini, heyecanlarına tanık olarak yaşadık. Beklentileri çok yüksek, bu da sorumluluklarımızı elbette ki arttırıyor. Sanıldığı gibi diaspora demokratik çözümleri engelleyen pozisyonda da değil. Aksine çok net bir tutumla çözüm bekliyor.Bunu anlamak ve değer vermek gerekiyor. DTP’nin çok büyük bir taban gücü var. Bunu Avrupa’da da çok sıcak bir şekilde görmekteyiz. Dolayısıyla bu gücün sağladığı moral değerlere bağlı kalarak kendi örgütlenmelerimizi tabanda çok daha güçlü bir şekilde geliştirmeye çalışıyoruz. Bu dönemde buna çok stratejik bir önem atfediyoruz. Elbette ki örgütlenmeleri yürütürken, bu çalışmaların başında olan, arkadaşlarımız, DTP temsilcileri büyük bir özveri ve fedakarlıkla çalışmaktadır. Ve kısa sürede sonuç alınacağına da inanıyorum. Bununla birlikte Türkiye’de bugüne kadar denenmemiş bir partileşme yöntemini, tartışmasını yürütüyoruz. Çatı partisi tüm demokratik kesimlerin, partilerin, sivil toplum örgütlerinin, aydınların ülkenin entelektüel potansiyelinin, tüm emekçileri bir potada buluşturmayı amaçlıyoruz.
DEMOKRATİK ÇATI HAREKETİ ÇALIŞMALARI BAŞLADI
Buna demokratik çatı hareketi diyebiliriz. Bu çalışmalar şimdiden başlamış durumdadır. Demokratik çatı hareketi kendi tartışma zeminini yarattıktan sonra, kendi kendisine bu kararı verebilecektir. Ne zaman partileşilir, buna ne kadar ihtiyaç var, nasıl bir programla, nasıl bir yönetimle Türkiye kamuoyunun önüne çıkılır, buna demokratik çatış hareketi oluştuğunda kendisi karar verecektir. Ancak bunun çok büyük ihtiyaç olduğunu önemle, altını çizerek sürekli belirttik ve bugün itibariyle bu çalışmalar çeşitli görüşmelerle başlamış durumdadır.
ANF / 29.11.07