Ana Sayfa / Basın / 
05.09.2008
30.11.2007 08:38

PKK’nin tasfiyesini kim, neden istiyor? – Deniz Baran

 

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ın 5 Kasım’da ABD Başkanı George W. Bush’la görüşmesinden sonra PKK’ye yönelik yeni bir planın devreye sokulduğu bizzat Erdoğan tarafından dile getirildi. PKK’nin tasfiyesini esas alan ve AB’nin de desteklediği bu planın öne çıkan aktörlerinin ABD, Türkiye ve Güneyli güçler olduğu anlaşılıyor.

PKK, gerekli koşullar hazırlandığında silahsızlanarak demokratik siyasal yaşama katılmaya hazır olduğunu defalarca açıklamıştı. Dolayısıyla PKK’nin ya da Öcalan’ın muhatap alınarak sürece dahil edilmesiyle sorunun çözümü kuşkusuz çok kolaylaşacak. Cumhurbaşkanı Gül’ün deyimiyle 1999 sonrası “kaçırılan fırsat” tekrar yakalanabilir.

İKİ AYAKLI PLAN DEVREDE

Ancak anlaşıldığı kadarıyla, PKK sürecin dışında tutularak tasfiye edilmeye çalışılıyor. Başarıya ulaşması imkansız görünen bu plan iki koldan yürürlüğe sokuluyor. Bir yandan PKK direk hedef alınırken, diğer yandan legal zeminde “PKK’nin uzantısı” olarak algılanan DTP vb. oluşumlar dışlanarak “çözüm” için sahte muhataplar yaratılmak isteniyor.

Bu çerçevede PKK’nin “mali kaynaklarının kurutulmasından, nokta operasyonlarla bazı liderlerinin yakalanarak Türkiye’ye teslimine” kadar bir dizi “önlem” planlanıyor. Güneyli güçlerin de bu planın bir parçası olmaya razı olduklarının işaretleri geliyor. 5 Kasım görüşmesinden sonra Güney Hükümetinin tavır değişikliği bunun ipuçlarını veriyor. Bu şekilde “yaşam alanı daraltılan” PKK, koşulsuz silah bırakmaya zorlanacak.

Diğer taraftan ise uzun süredir “PKK’yle arasına mesafe koymaya” zorlanan DTP vb. oluşumlar dışlanarak sahte muhataplar yaratılacak. ABD Kongre üyeleri ve Ankara Büyükelçisi’nin KADEP, Hak-Par gibi temsil güçleri olmayan partilerle, eski vekillerle görüşürken, parlamentoda grubu bulunan DTP’yi görüşme trafiğinin dışında tutması, öte yandan Erdoğan’ın sık sık partisinde 75 Kürt milletvekili olduğunu hatırlatarak bölgeyi esas olarak kendilerinin temsil ettiğini ima etmesi, yine bölge milletvekillerini temaslarda bulunmak üzere AB ülkeleri ve ABD’ye gönderme kararı bu amaca dönük. Zira, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Lagendijk’in DTP Eşbaşkanı Nurettin Demirtaş yerine “PKK’ye daha mesafeli” gördüğü Grup Başkanı Ahmet Türk’le görüşmesi de öyle.

TASFİYEYİ NEDEN İSTİYORLAR?

Peki adeta kurtlar sofrasına atılmak istenen PKK’nin tasfiyesini kim, neden istiyor?

ABD: Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) başarıya ulaşması için önemli bir adım atılmış olacak. Başından beri Ortadoğu’ya dönük planlarının önünde engel olarak görülen PKK ortadan kaldırılırken, BOP’da önemli rol biçilen Güney’deki oluşum ve Türkiye arasında dostluk ilişkileri kurulacak. Belki daha da önemlisi, İran’a yönelik bir müdahale durumunda Türkiye’nin desteği sağlanmış olacak. Hatta kimi yorumcular, İran’a müdahale konusunda iki liderin anlaştıklarını dile getirdi.

Ayrıca, Türk kamuoyunda son dönemlerde artan ABD karşıtı hava da yumuşamaya başlayacak.

KDP-YNK: Kürdistan Federal Bölgesi Türkiye tarafından resmen tanınacak, böylece devletleşmenin önündeki bir engel kalkmış olacak. Türkiye’yle ihale, ticaret ayrıcalıkları vb. yöntemlerle ilişkiler iyileştirilecek, “aşiret reisi” olarak aşağılanan Barzani ve Talabani “meşru liderler” olarak kabul görecek, Ankara’ya davet edilecekler.

TÜRKİYE: Şark kurnazlığıyla hareket eden Türkiye, engel olamadığı ve bir süre sonra belki de tanımak zorunda kalacağı Güney’deki oluşuma razı olmakla birkaç kuş birden vurabileceğini düşünüyor. Hem PKK’nin tasfiyesiyle rahat bir nefes alacak, hem de Güney’i tanıma karşılığında birçok ekonomik taviz koparacak. Öte yandan “stratejik ortağı” ABD ile zedelenen ilişkilerini onarmış olacak.

AKP: AKP Hükümeti, “Türkiye’nin en önemli sorununu çözen, çatışmaları bitiren” hükümet, Erdoğan da Başbakan olarak tarihe geçmek istiyor. Böylece bir dönem daha iktidarda kalmayı başarabilecek.

PKK’SİZ ÇÖZÜM İMKANSIZ

Kim hangi amaçla, ne planlarsa planlasın, gerçek olan bir şey var, o da PKK’nin sürecin dışında tutularak sorunun çözülemeyeceğidir. Bugüne kadar sadece özgücüne dayanarak politika yapan PKK’nin tasfiyesinin o kadar kolay olmayacağı açıktır. PKK’nin elinde önemli kozlar vardır, ve eğer zorlanırsa bu kozlarını devreye sokabileceği unutulmamalıdır. Örneğin Irak’ın en istikrarlı bölgesi olan Kuzeyini istikrarsızlaştırabilir, ABD hedeflerine yönelebilir, Türkiye’de şiddeti batısına da yayarak tırmandırabilir.

Kuşkusuz ki bunlar kimsenin temenni etmeyeceği gelişmelerdir ve PKK de bunu tercih etmeyecektir. Ama demokratik bir proje çerçevesinde silahsızlanmayı kabul edeceğini defalarca açıklamış, 1999-2004 arası silahlı güçlerini sınır dışına çekerek ve defalarca ateşkes ilan ederek samimiyetini kanıtlamış bir hareketin, buna rağmen şiddetle, komplolarla tasfiye edilmeye karşı direneceğini tahmin etmek için de kahin olmaya gerek yok.

YENİ BİR ATEŞKES OLABİLİR Mİ?

Bu arada PKK’nin de Kürt sorununun demokratik çözümüne bir şans daha tanımak için yeni bir ateşkes ilan etme ya da yeniden meşru savunma konumuna geçmesi sözkonusu olabilir. PKK, kendi çözüm projesini açıklayarak, hangi şartlar altında silahsızlanmayı kabul edeceğini deklere edebilir. Ancak bütün bunların gerçekleşebilmesi Ankara’nın Kürt sorunu konusunda somut projeleri açıklamasından geçiyor.

ANF / 30.11.07


YAZICIYA GONDER


August
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31