01.12.2007 06:40
İnşallah biz yanılırız - Resul Tosun
Annapolis Toplantısı bitti. Üç bölümlük bir şovdu bitti. Taraflar 1. Şiddete ve teröre karşı göğüs germe,
2. Filistin ve İsrail devletleri amacını içeren bir barış anlaşmasını 2008 bitmeden sonuçlandırmak için karşılıklı görüşmelere başlama,
3. Yönlendirme ve denetleme mekanizmasının kurulmasına ve ilk toplantısını 12 Aralık 2007 de yapılmasına,
4. Abbas ve Olmert'in 2 haftada bir görüşmelerine
5. 30 Nisan 2003'te belirlenen 'yol haritası'na göre taraflar yükümlülüklerini yerine getirme kararı aldılar. Ayrıca
6. ABD de barış anlaşması imzalanıncaya kadar her iki tarafın anlaşmaya uymalarını denetleyecek.
Bardağın dolu tarafına bakarak iyimser bir yorum yapmak gerekirse sonuç hiç de fena değildir. Barış görüşmelerinin başlaması ve 2003'te kabul edilen 'Yol Haritası'nı uygulama kararlığı ve en önemlisi ABD'nin denetleyici rol alması Annapolis'in elle tutulur somut meyveleridir. ABD'nin denetleyici olma arzusu belki İsrail'i yola getirir diye düşünülebilir. Çünkü ABD ilk defa taşın altına elini koyuyor görünmektedir. ABD gibi büyük bir devletin bir ranlık gösterememesi Irak işgaliyle iyice zayıflayan itibarının tamamıyla sıfır tüketmesi demek olacağından ABD İsrail'in kulağını çekebilir.
Bunu umuyor ve temenni ediyoruz.
Bu 6 maddede özetlediğimiz kararların satır aralarını okuduğumuzda ise umutlarımız yerini umutsuzluğa terk ediyor ve geriye sadece kuru bir temenni kalıyor.
Çünkü
1. Şiddete ve teröre göğüs germenin Türkçesi işgale karşı direnen Filistin halkının sindirilmesidir. Çünkü bu görüşmeler yapılırken dahi İsrail şiddet uygulamaktan geri kalmamış Filistin'deki İsrail saldırıları devam etmiştir. Bu maddeyle Filistin mukavemeti şiddet ve terör olarak adlandırılmış ve şiddeti durdurma görevi de Abbas yönetimine verilmiştir. Yani kardeşi kardeşe kırdırma politikası.
2. 2008 bitmeden barışa ulaşılması için görüşmelere başlama kararı da Filistin davasını takip edenler için sade bir tebessüm vesilesinden öteye geçemez. Çünkü daha önce de kaç kez bu karar alındı ama İsrail tarafı yerleşim birimlerini korumak ve 67 sınırlarına çekilmemek için görüşmeleri sabote etti. Olmert'in bu görüşmeleri başlatması da zor görünmektedir. Çünkü temsil gücü yoktur. Zaten koalisyon ortağıdır ve ortakları böyle bir barışa karşıdırlar.
Aynı pozisyon Abbas için de geçerlidir. Abbas Filistinlilerin tamamını temsil etme yetkisine sahip değildir. Filistinlilerin seçerek temsiline yetki verdikleri meclis ve hükümet Abbas yönetiminin de yardımlarıyla safdışı bırakılmış, vekillerin bir kısmı İsrail cezaevlerine diğer kısmı da Gazze'ye hapsedilmiştir.
3. Yönlendirme ve denetleme mekanizmasının kurulması aslında Annapolis'i somutlaştıran bir gelişme sayılabilir. Ama İsrail'in katı tutumunu yumuşatacağını tahmin etmek çok zor.
4. İlerlemeye yardımcı olmak için Abbas ve Olmert 2 haftada bir görüşme yapmasını öngören madde de Filistin meselesini yakından takip etmeyenler için olumlu bir gelişme gibi görünebilir. Oysa tam tersine temsil yetkisi ve müeyyide uygulama gücü olmayan Abbas'ın yapacağı bir şey yoktur. Bundan önce de Abbas Olmert'le tam 9 kez görüştü ama hepsinde daha fazla taviz veren taraf Filistin tarafı oldu.
5. Yol haritasına göre tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesi maddesi de İsrail lehinedir. Direnişi şiddet ve terör olarak gören, İsrail güvenlik güçlerine Filistin'in güvenliğini kontrol izni veren, Filistinlileri doğrudan ABD ve İsrail vesayetine sokan ve İsrail'in Arap ülkeleriyle ilişkilerini iyileştirmeyi içeren Yol Haritası adı verilen 30 Nisan 2003 tarihli anlaşma zaten İsrail lehine ve Filistin aleyhine bir anlaşmadır. Göstermelik bir Filistin devleti öngörmektedir. Buna rağmen anlaşmayı uygulamayan taraf İsrail tarafı olmuştur.
Annapolis bu ölü doğan yol haritasına tekrar hayat vermeyi karar altına almıştır.
6. ABD'nin denetleyici olması ise Filistin halkının ezilmesi demektir. Evvelki sene ABD ve İsrail'in onayıyla yapılan ve uluslar arası gözlemcilerin Arap dünyasının en demokratik seçimleri diye tarif ettikleri Filistin seçimleri yapıldı. ABD ve İsrail o seçimlerde El Fetih kazansın diye neler yapmadılar! Seçimlerden HAMAS galip çıkınca başta ABD ve bütün batı ülkeleri Filistin'e ambargo koymadılar mı? Filistin'in meclis başkanı dahil 46 milletvekili şu anda İsrail hapishanelerinde. ABD nerede? Sözde demokrasi havarisi kesilen ABD bu insanlık ayıbına karşı bugüne kadar ne yaptı da bundan sonra anlaşmaya uymalarını denetleyecek? Denetlediği Irak ortada!
Annapolis'in İran boyutu ise bir başka mevzu. Neyse, inşallah biz yanılırız.
(Yeni Şafak, 1 Aralık 2007)