21.12.2007 09:27
Direnişte bir bayram - Nazım Alpman
Bayram geldiğinde doğal bir mutluluk duygusu kaplar her yanı. Ancak son yıllarda dini bayramlar İslam dünyası için büyük mutluluklardan ziyade burukluklara vesile oluyor.
Elbette başta komşumuz Irak geliyor.
Yaralı ülke esir liderinin boynuna bir bayram günü işgalcilerin yağlı urganı geçirildi.
Dış alemler öyle de biz de farklı mı?
Bugün bayram ama Yörsan işçileri eşleriyle çocuklarıyla kutlama yerine Susurluk'taki fabrikanın önünde ve kara kış koşullarında bekliyorlar.
Tam 400 işçi! Eşleriyle 800, bir çocuklarıyla 1200, iki çocuklarıyla 1600 insan açlığın pençesine terk edildi. Din-i bütün işveren, işçilerin Türk-İş'e bağlı Tek Gıda İş Sendikası'na üye olmalarını kendisine karşı yapılmış bir ihanet olarak algıladı.
Bütün işçileri kapının önüne koydu!
Peki Türkiye'de sendikalı olmak yasak mı?
Hayır.
Hatta hem yasal, hem de anayasal bir hak! Ancak bunları kullanmamak kaydıyla. Kullandıkları zaman işçiler işleri kaybedebiliyorlar.
Tıpkı Türk-İş'e bağlı Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası TÜMTİS'e üye olan Akdeniz Nakliyat işçileri gibi. Toplam dokuz işçi tam 4 aydır İzmir Pınarbaşı'ndaki şirketin önünde kurdukları direniş çadırında bekliyorlar.
Çalışmak istiyorlar ama sendika üyesi olarak.
İşverenler ise “hayır” diyorlar:
- Benim istediğim gibi çalışacaksınız, ne verirsem kabul edeceksiniz!
Tıpkı kölelik dönemindeki gibi.
İşverenlerimiz ticari olarak 21. yüzyılı yaşıyorlar, işçilerine karşı ise 17. yüzyılın ruhu ile davranıyorlar. O yıllarda da sendika falan yoktu.
Son dönemi ilişkin tek mutlu haber Antalya'dan geldi. Novamed işyerinde örgütlenip Petrol-İş'e üye olan kadın işçilerin tümü işten atıldı. Direndiler, kazandılar. Yabancı patron sonunda “pes” dedi. Kadınların sendika üyeliğini kabul etti. Toplu sözleşme imzaladı.
Bayramı direnişlerde geçiren işçi kardeşlerimizi selamlıyorum.
Yakınlarının, uzaklarının, destekleyenlerinin, köstekleyenlerinin de (yani herkesin) bayramlarını kutluyorum.
Sansürsüz.com/21.12.07