11.01.2008 16:15
Öcalan: Herkes barış için çalışsın
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 3 Ocak’ta Diyarbakır’da meydana gelen patlama için, “ben durumun bu noktaya geleceğini tahmin ediyordum” diyerek “Diyarbakır adına siyaset yapanlara kızıyorum. Herkes barış için çalışmazsa çok kişi ölecek, böyle bir risk var. Bütün halktan rica ediyorum, herkes barış için çalışsın” çağrısını yaptı. Öcalan ayrıca Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ile AKP arasında tarihi bir anlaşma olabileceğini belirtirken, ABD ile Türkiye arasındaki uzlaşmanın da tam olduğunu kaydetti. AKP’nin din kisvesi altında her türlü sahtekârlığı yaptığını söyleyen Öcalan, Ortadoğu’da İngiliz planının saat saat işlediğini ifade etti. Öcalan , “Bugün de bir Sevr durumu var. Ancak bu öyle o zaman ki Sevr’e benzemez, öyle küçük Sevr değil, daha kapsamlı bir Sevr planı var” dedi. Tutukluluk koşullarına da dikkat çeken Öcalan, hücre cezasının idam benzeri bir ceza olduğunu belirterek AİHM’den ihtiyati tedbir talep etti. Öcalan Güney Kürdistan’a ilişkin gelişmeler konusunda ise “Türkiye Güney Kürdistan’ı tanıma noktasına gelecek mi? Hayır!” diye konuştu.
EĞER DOĞRUYSA TALABANİ KÜRTLERE KARŞI ANLAŞTI
Irak Devlet Başkanı ve YNK lideri Celal Talabani’nin Kürtlerin AKP’yi desteklemesi gerektiği yönündeki açıklamalarına dikkat çeken Öcalan, “Sanırım Talabani, bir röportajda Kuzey Kürtlerine çağrıda bulunarak, yerel seçimlerde AKP’yi desteklemeleri gerektiğini söylemiş. Eğer bu doğruysa bu, tarihi bir anlaşmadır. Bir anlaşma var; bunlar Kürtlere karşı kendi aralarında anlaşmışlar. Anlaşma yapılmıştır, bu anlaşma devam ediyor” diye konuştu.
UZLAŞMADAN YANA KESİMLER TASFİYE EDİLDİ
Öcalan, Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ABD Başkanı George W. Bush arasındaki görüşmeyi ise şöyle değerlendirdi: “Abdullah Gül’ün Bush ile görüşmesi önemlidir. Anlaşılan uzlaşma tamdır. Ama Türkiye’de buna karşı güçlü bir muhalefet vardır. Türkiye’nin böyle bir potansiyeli var, bunu kabul etmezler. Bu noktaya gelindiğine göre demek ki bu uzlaşmaya karşı olan kesimler tasfiye edilmiş. Fakat ben daha önce de dile getirmiştim; Kürt sorununun çözümünde PKK’yi tasfiye etmek çözüm değil, bu meseleyi kullanacaklar. Onun için artık acil çözüm gerekiyor. Ben pratik olarak önder olmadığımı, buradan örgütü yönetmemin mümkün olmadığını söylemiştim. Bu durumu savcıya verdiğim itiraz dilekçesinde de söylemiştim. Doğrudur benim manevi etkim güçlüdür, hem de çok güçlüdür. Türkiye’de güçlüdür, Irak’ta güçlüdür, Suriye’de güçlüdür, İran’da güçlüdür. Bu yüzden Amerika iş yapamıyor, Barzani iş yapamıyor, Talabani iş yapamıyor.”
‘DİYARBAKIR ADINA SİYASET YAPANLARA KIZIYORUM’
3 Ocak’taki Diyarbakır patlamasına da değinen Öcalan, durumun bu noktaya geleceğini bildiğini söyledi. Öcalan şöyle dedi: “Diyarbakır’daki patlamaya ilişkin şunu söyleyebilirim; ben durumun bu noktaya geleceğini tahmin ediyordum. Daha önce de bunu dile getirmiştim. Ben bu olayların zaten dışındayım. Bazı kesimler buna tepkili olabilir. Diyarbakır bu olaya takılıp kalmasın, geleceğine sahip çıksın. Daha önemli şeyler var. Ben ölenler açısından önemli değil demiyorum. Daha büyük katliamların önlenmesi gerekiyor. Diyarbakır adına siyaset yapanlara kızıyorum. Herkes barış için çalışmazsa çok kişi ölecek, böyle bir risk var. Bütün halktan rica ediyorum, herkes barış için çalışsın. Ben daha büyük katliamların önlenmesi için çabalıyorum. Devlet yetkililerinin tavrı, bildik şeyleri söylemedir. Dil talepleri konusunda bile eski tutumları aynen devam ediyor.”
‘AMERİKA TUZAĞA DÜŞÜRÜYOR, İNGİLİZ PLANI SAAT SAAT İŞLİYOR’
“Biz halkların birlikte yaşamasından yanayız” diyen Öcalan Amerika ve İngiliz politikalarına dikkat çekerek uyardı. “Amerika onları tuzağa düşürüyor, bunu göremiyorlar mı?” diye soran Öcalan şöyle devam etti: “İki-üç yıl sonra görürüz ne olacak, yaşarsak hep birlikte göreceğiz! Ortadoğu’da İngiliz planı işliyor, hatta saat gibi işliyor. Ben size İngiliz planının saat saat nasıl işlediğini açıklayabilirim. Türkiye’yi seviyorlarsa bunun önüne geçerler. Yarın 40 milyon Kürt silahlandırılırsa ne olur? Türkiye bunun karşısında ne yapabilir? Bunu düşünmüyorlar mı? Bu bir felakettir. Buraya geldiğimde Kıvrıkoğlu’nun temsilcisi geldi, bir şartı vardı; “Bu işi kardeşçe çözelim” demişti. Ben de makul gördüm ve üzerime düşeni yapacağımı söyledim. Bu onların görüşüydü, “kendimiz çözelim, kimseyi karıştırmayalım” diyordu. Daha sonra gelmedi. Hüseyin Kıvrıkoğlu onlar durumu biraz kavramışlardı. Ben öyle tahmin ediyorum ki, MHP’ye de ihtarda bulunmuş bu konuda, hükümete de ikaz da bulunmuş ama gücü yetmedi. Tabi benim elimde kanıt yok ama bunu sezinliyorum. Sonra anlaşıldı ki, bunları tasfiye ettiler. Aytaç Yalman’ı ve bu ekibi tasfiye ettiler. Beni Türkiye’ye getirdiklerinde Amerikalı yetkili Michael Rubin –bu adam biliyorsunuz Amerika’nın en sağcı adamlarındandır- benim idam edilmem için muazzam çaba sarf etti. Tabii onlar bir şeyi çok iyi tespit etmişlerdi; beni idam ettirip Kürt sorununu bütün ağırlığıyla Türkiye’nin üzerine yığacaklardı. Türkiye’yi Iraklaştıracaklardı. Amerika 1950’lerde MHP’yi de eğitti; Amerika’da hazırladılar, sonra Türkiye’ye gönderdiler. Bunları sadece ben söylemiyorum. Kendileri de dile getiriyorlar. Talat Turhan da kitabında dile getiriyor; Amerika onları eğitip sonra bizi birbirimize düşürdü diye.”
‘2 MİLYON İNSAN ÖLDÜĞÜNDE MUTLAK ZAFER NEYE YARAR!’
Öcalan şu ifadeleri kullandı: “Zamanında bana da geldiler fakat ben kabul etmedim. Ulusal kurtuluş hareketlerinde böyle bir çatışma ile en az bir-iki milyon insanın öleceğini biliyorlardı. İki milyon insanın ölmesiyle elde edilecek mutlak bir zaferdense bir tek insanın dahi ölmediği siyasi demokratik çözümü esas almayı tercih ettim. Bu nedenle Demokratik Cumhuriyet projesini geliştirdim. Bir-iki milyon insan öldükten sonra mutlak bir zafer neye yarar!
‘DTP ÇALIŞMIYOR, ANLATAMIYOR’
Diyarbakır olayına dikkat çekerek DTP’yi eleştiren Öcalan şunları belirtti: “Belirteyim ki; Diyarbakır üzerine siyaset yapanlar eğer, çok kötü niyetli değillerse barışçıl ve demokratik bir ortamın oluşması için gereğini yapmalılar. Yapmazlarsa çok kötü niyetlidirler. Sonu çok kötü olur. Buna kimse hazır değil. Çok öfkeleniyorum, iki milyon kişi ölür diyorum! DTP’nin de en büyük eksikliği burada ortaya çıkıyor. Çalışmıyorlar, anlatamıyorlar bu tehlikeyi. Gerekirse beş gün Ankara’da kalınır, geri kalan zamanda halk içinde kalınarak halkla beraber barış için çalışılmalıdır. Diyarbakır’ın 1920’deki tavrı doğruydu. O zaman Kürtler İngilizlerin planına dayanacaklarına demokratik mücadeleye önem verseydiler daha iyi sonuç alırlardı.”
‘BEN KEMALİST DEĞİLİM, DÜŞÜNCELERİM BELLİDİR’
Öcalan şöyle devam etti: “Bana da Şeyh Saitçilik yaptırmaya çalışıyorlar. Ben şu anda demokratik özerklik diyorum, bu temelde M. Kemal ile ilişki geliştirselerdi bugün Ortadoğu’da Kürtlerin durumu çok daha ileri düzeyde olurdu. M. Kemal 1920’de Kürtlerle işbirliği yaptı. Bu doğru bir tavırdı. Bağımsızlıkçıydı ve emperyalizme karşıydı. Bunlar Kemalist olmadıkları halde Kemalist olduklarını söylüyorlar, yalan söylüyorlar, neden gerçek fikirlerini ortaya koyamıyorlar? Ya gerçek Kemalist olsunlar ya da Kemalist olduklarını söylemesinler. Ben M. Kemal’in olduğu yerdeyim, O’nun kıyamet kopardığı noktadayım. Ben bunları dile getirdiğim zaman bana Kemalist oldu diyorlar. Hayır, ben Kemalist falan değilim, görüşlerim, düşüncelerim bellidir. M. Kemal bu noktada önemlidir, tehlikeyi görmüştü; İngiliz oyununu görmüştü ve kıyameti koparmıştı. Atatürk’ün daha sonra, özellikle 30’lu yıllarda yaptıklarını eleştiriyorum.”
‘AMAÇ BENİ SUSTURMAK VE YOK ETMEK’
ABD ve İngilizlerin tehlikeli oyunlarını boşa çıkardığını dile getiren Öcalan, “Amaç beni susturmak ve yok etmektir. Burada ağzımı açmama müsaade etmiyorlar. Bana düzenlenen komplo da bunun içindir. Bunu yapanlar Türk ve Türkiyeli değiller. Sadece onlara uygulattılar. Çünkü ben ABD’nin ve İngilizlerin tehlikeli oyunlarını boşa çıkarıyordum. Bundan sonra da burada bana ne yaparlar bilmiyorum” diye belirtti.
'BU İNGİLİZLERİN 400 YILLIK PLANLARIDIR'
Öcalan Güneyli güçlere de seslenerek, “Güneyli güçlere de söylüyorum, diyelim ki bizi yok ettiler, siz ne yapacaksınız? Yarın öbür gün soykırım başlarsa ne yapabilirsiniz? Saddam ABD’ye güvendi, sonu hazin oldu. Irak’ın durumu ortadadır. Bu İngilizlerin 400 yıllık politika ve planlarıdır” diye kaydetti.
TÜRKİYE GÜNEY KÜRDİSTAN’I TANIMAYACAK
“Yapılabilecek çok şey var ancak biz burada mahkûmuz” şeklinde devam eden Öcalan Türkiye’nin Güney Kürdistan’ı tanıma noktasına gelmeyeceğini söyledi. Öcalan şöyle konuştu: “Türkiye Güney Kürdistan’ı tanıma noktasına gelecek mi? Hayır! Talabani ve Barzani’nin PKK’nin tasfiye edilmesini istediğini mi sanıyorsunuz? Aslında PKK’nin başı bugün Talabani’dir, Barzani’dir. Talabani benden daha pratik PKK lideridir. Ben burada kimseyi suçlamak istemiyorum. Objektif olarak durum böyledir. Osman nerede, kimlerin elinde? Onların kontrolünde. Bunların hepsi oyun. Yarın bölgede başka oyunlar oynanabilir. PKK tasfiye edilse bile bu Kürt burjuvazisinin taleplerini ne yapacaklar? Yurt dışında yüzlerce ağa, şeyh ve diğer bazı kesimler yetiştiriliyor, eğitiliyor. Bunlar Türkiye’ye gönderiliyor. Yarın öbür gün bunları ne yapacaksınız? Bunlarla nasıl başa çıkacaksınız? Bütün bunlar birleşirse ve bu plan devreye girerse siz ne yapacaksınız? Ermeniler hazırlıklıdır; Yunanlılar hazırlıklı, Kıbrıs sorunu var. Bu yüzden biz sorunun Demokratik Cumhuriyet projesi ile birlikte yaşamak anlayışı ile çözüleceğini söyledik. Bütün aydınlar, yurtsever demokrat çevreler buna destek olmalı. AKP Türkiye’yi seviyorsa onları da uyarıyorum, çok geç olmadan bu konuda adım atmalılar.”
‘BUGÜN BİR SEVR DURUMU VAR’
Bugün yaşanan durumu Sevr’e benzeten Öcalan, “Bugünkü durum 1918’deki duruma benziyor. Bugün de bir Sevr durumu var. Ancak bu öyle o zaman ki Sevr’e benzemez, öyle küçük Sevr değil, daha kapsamlı bir Sevr planı var. 21. yy.ın Sevr’i başkadır. Ben Sevr demek istemiyorum ama ortada böyle bir durum var” değerlendirmesini yaptı.
‘GÜNEYDEKİ OLUŞUMA KARŞI DEĞİLİM’
Federal Kürdistan Bölgesi’ne karşı olmadığını sözlerine ekleyen Öcalan şu ifadeleri kullandı: “Bunları dile getirdiğim zaman sanki ben Kürtlerin hakkını savunmuyormuşum, Güney’e karşıymışım gibi yansıtmaya çalışıyorlar. Hayır, ben Güney’deki oluşuma karşı değilim, kimse böyle anlamasın. Ama ben halkların yararına olan demokratik çözümü savunuyorum.
Kürtler’e karşı bir oyun oynanıyor, hükümet de bu işin içinde. Bunlar din kisvesi altında her türlü sahtekârlığı yapıyorlar, Kürtlerin bazı üst kesimiyle de anlaşmışlar. Bunların 2005’de Diyarbakır’a gidip “Ben Kürt sorununu tanıyorum” demesi de bir oyundu. Ecevit gibi bile olabilseydiler bazı çözümler gelişebilirdi. DTP bunların yaptıklarını çok iyi bir şekilde anlatmalıdır. Bunu yaparken de mecliste Türk demokratları gibi çalışabilir demiştim. Türk demokratları gibi demiştim, daha ne diyeyim! Bizim istediğimiz anayasaya evrensel değerlerin taşınmasıdır. Bu değerlerin yanında Kürt hakları da anayasal güvenceye alınırsa ciddi bir çözüm gelişir. Ben yine tekrar ediyorum, bu sorun yüz yıllık, iki yüz yıllık bir sorundur. Bu sorunun çözülmesi gerekiyor. Sorunu ben çıkarmadım. Bu sorunu ben Ankara’da önümde buldum. Başbakan’dan da rica ediyorum; bu işin çözümü için yapması gerekeni yapsın! Kürt sorununun çözümü ancak demokratizmle mümkündür.”
‘SOYKIRIM DEVREYE GİRERSE KİMSE KALDIRAMAZ’
Öcalan konuşmasında soykırım tehlikesine işaret ederek, “Bunu önemle tekrar ediyorum bu çok önemlidir. Soykırım devreye girerse kimse bunu kaldıramaz. Ben daha büyük katliamların önüne geçmek istiyorum. Demokratik bir ortamın oluşması ve barış için her şeye hazırım. Barış için elimden gelen her şeyi yaparım. Benim bu görüşlerimi herkes bilsin. Türk toplumuna da iyi anlatılsın.
Hizbullah yapılanmasına ilişkin de; evet, bunlar önce bu tarz örgütlenmeleri kurup sonra Kürtlere karşı kullanıyorlar. Daha önce gördük; biliyorsunuz Hizbullah önce İlim Cemiyeti olarak örgütlendi, sonra ikiye ayrıldılar. Önce on kişiydiler, sonra yüz kişi, binlerce kişi oldular ve Diyarbakırlıları satırlarla doğradılar. Şimdi sayıları daha çoktur ve daha tehlikeli olabilirler. Velioğlu’nu önce desteklediler, kullandılar, sonraki durumu da biliniyor. Bütün Diyarbakır güçlerini seferber ederek, iyi bir çalışma yapabilirler. Diyarbakır adına siyaset yapanlar bunu neden anlatmıyorlar? Fethullah Gülen cemaatinin çalışmaları işin görünen kısmıdır. Bu Amerika’nın bir planıdır” ifadelerini kullandı.
DEMOKRATİK CUMHURİYET KONGRESİ
Tehlikeli planların çok çalışılarak boşa çıkartılabileceğini dile getiren Öcalan, “Demokratik Cumhuriyet Kongresi ile ilgili, ben bu konuda daha önce de söylemiştim, bütün güçler birleştirilmeli, çok çalışılmalı. Her yerde, Diyarbakır’da kongre üstüne kongre, toplantı üstüne toplantı yapılabilir. Güçler birleştirilerek bir çatı örgütlenmesine de gidilebilir. Herkes çok çalışırsa bu tehlikeli plan boşa çıkartılabilir. Aydınlarla sürekli görüşülebilir. Akil insanlar komisyonunun kurulması konusunda ben İlter Türkmen’i önermiştim. Bu hemen oluşturulmalı, herkese gidilmeli. Aydınlar, herkes bu konuda çok çalışsın” çağrısını yaptı.
HÜCRE CEZASI İDAM GİBİ
Öcalan sağlık ve tutukluluk koşulları hakkında ise şunları söyledi: “Sağlık sorunlarımı atlatmaya çalışıyorum. Burun için damla verdiler, onu kullanıyorum. Bu sefere de herhalde gözlerime etki yapıyor.
Ben AİHM’e iki sayfalık dilekçe yazdım. Bu dilekçede hücre cezasının idam benzeri bir ceza olduğunu dile getirdim ve bunun bir daha uygulanmaması için AİHM’den ihtiyati tedbir talep ettim. Bana avukatlarımın getirdiği birçok dergiyi vermiyorlar. Herkese ve cezaevindekilere selamlar.”
ANF / 11.01.08