22.01.2008 10:39
Bir bayram hediyesi - Fidel Castro Ruz
Haberler çabucak yayıldı. 6 Ocak'ta, Bush'un Hıristiyan bayram tatili biter bitmez Ortadoğu gezisine çıkacağını öğrendik. Bush, M.S. 11'inci yüzyılda Hıristiyanlığa geçen ve kafirlere savaş ilan eden Avrupalılardan farklı bir dine ve kültüre sahip bir Müslüman bölgeye gidecekti.
Hıristiyanlar, hem dini hem de ulusal nedenlerle birbirlerini öldürdüler. Sanki tarih her şeyin üstünden süngerle geçiverdi. Hıristiyan olsun olmasın, bütün dini inançlara, efsaneler ve gelenekler saygı duyulmalıydı. Atlantik'in diğer yakasında, dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi, çocuklar 6 Ocak'ta Üç Bilge Adam'ı getirecek develere yetecek kadar çavdar toplayarak heyecanla beklediler. Ben de çocukken benzer duyguları yaşardım; bazı vatandaşlarımızın kararlı ve onurlu Devrimimizden mucizeler beklemesi gibi, Üç Bilge Adam'dan imkansızı isterdim.
Pazar günkü seçimlerde aday olduğum belediyenin vatandaşlarına doğrudan konuşmak için fiziksel olarak hazır değilim. Yapabildiğim şeyi yapıyorum: yazmak. Benim için bu yeni bir deneyim: yazmak, konuşmakla aynı şey değil. Bugün, bilgilenmek ve gördüklerimi değerlendirmek için daha fazla vaktim var, yazmak içinse o kadar zamanım yok.
İnsan hep iyi haber bekliyor. Kötü haberler bizi şaşırtır ve canımızı sıkar. En kötü habere hazırlıklı olmak, en iyi habere hazırlanmanın tek yoludur.
Diğer halkların hammaddelerini ve enerji kaynaklarını iç eden ve dünyanın rotasını belirleyen Bush'un, kendi amaçlarına ulaşmak için kaç yüz bin insan öldüğünü veya kaç gizli hapishane ve gizli işkence merkezi kurulduğunu bilmemesi gerçekdışı görünüyor. "Dünyanın altmış veya daha fazla köşesi" önleyici saldırılara hazırlıklı olmalı. Gözlerimizi kapatmayalım, Küba bu karanlık köşelerden biri. İmparatorluğun başkanı bunu çok kez ifade etti ve ben de uluslararası toplumu bu konuda çok kez uyardım. AP ajansı, Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de, İran'dan birkaç kilometre ötede, ABD Devlet Başkanı George W. Bush'un, İran'ın dünya üzerinde güvenliği tehdit ettiğini ve ABD ile Arap müttefiklerinin geç olmadan bir araya gelerek tehlikeye karşı koymaları gerektiğini söylediğini aktardı. "Bush, Tahran hükümetini teröristleri desteklemekle, Lübnan'da istikrarın altını oymakla ve Afgan dini milis örgütü Taliban'a silah göndermekle suçladı. Bush, İran'ın, Birleşmiş Milletleri yok sayan tehditkar söylemiyle komşularını tehdit etmeye çalıştığını ve nükleer programı konusunda açık davranmayarak bölgede istikrarsızlığa neden olduğunu belirtti." "Bush, ‘İran'ın hareketleri, her yerdeki ulusların güvenliğini tehdit etmektedir. Bu nedenle BM, Basra Körfezi'ndeki dostlarımızla güvenlik konusundaki uzun vadeli taahhütlerimizi güçlendirmekte ve bizi bu tehlikeyle yüzleşmeye çağırmaktadır' dedi."
"Bush, 3 milyar dolara inşa edilen ve bir gecelik ücreti 2 bin 450 doları bulan Emirates Palace Hotel'de konuştu. Bir uçtan diğer uca uzunluğu bir kilometre olan otelin 1.3 kilometrelik beyaz kum plajı da var. Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki ABD Büyükelçiliğinin sözcüsü Steven Pike, plajdaki kumun Cezayir'den getirildiğini ifade etti."
Bütün dünya Bush'un İran'a karşı savaşmak istediğini biliyor, bu onun savaşı. Üstelik ABD askerlerinin en az 10 yıl daha Irak'ta kalacağına söz veriyor.
Daha da kötüsü, arkasından gelecek olan iki partinin en büyük adayları, bunlara engel olmaktan aciz. Biri bile, teröre karşı savaş bahanesine dayanan bu emperyal düzeni, sistemin ürettiği bu şeytanlığı ve onun amansız ve doymak bilmez tüketiciliğini reddedip, aynı zamanda imkansızı istemeyi, sürekli büyüme, tam istihdam ve sıfır enflasyonu gerçekleştirmeyi göze alamıyor.
Martin Luther King'in, Malcolm X'in ve Abraham Lincoln'un hayalleri bunlar değildi. İnsanlığın çalkantılı tarihi boyunca gelip geçen o büyük liderlerin hayalleri de bunlar değildi. İnternetten, televizyondan ve kitaplardan haberleri okuyup düşünmeye vakti olan herkes dünyanın itilmekte olduğu çelişkileri görebilir. İspanya'nın yüksek tirajlı gazetesi El Pais'te yayımlanan bir makalede, gıda ve yakıt fiyatları inceleniyor. Tarih profesörü, Yale Üniversitesi Uluslararası Güvenlik Çalışmaları'nın müdürü ve ülkenin en etkili düşünürlerinden biri olan Paul Kennedy'nin imzasını taşıyan makalede, "Harici güçler arasında ABD için en büyük bağımlılık unsuru petroldür" deniyor.
"18'inci yüzyılın ortalarında Britanya, dünyanın en büyük gemi inşa sanayine sahipti. Ancak, tersanelerinde her yıl binlerce olmasa da yüzlerce gemi üretildiğinden, bazı İngiliz mucitler Galler'in güneyindeki bitüm depolarında saklanan devasa enerji kaynağını kullanan buharlı motorun sihrini üretiyordu. Buharlı ve kömürlü motor, Britanya İmparatorluğu'nu 150 yıl boyunca ileri taşıdı." Yazar daha sonra, bizim için ilginç bir görüşünü dile getiriyor: Petrol ve gıda arasındaki büyük bağlantı. Bunun nedenleri malum: Asya'nın büyük ekonomilerinin dev enerji ihtiyacı ve en zengin ülkelerin - ABD, Japonya ve Avrupa'nın - tüketimi azaltamaması.
"Ancak, büyük oranda Asya'da tüketimin artmasına bağlı olarak, dünyada soya fasulyesine yönelik talep tekrar yükseliyor. Çin'deki milyonlarca domuz her yıl inanılmaz miktarda soya fasulyesini sömürüyor. Soya fasulyesinin gelecekteki fiyatları, geçen yıla göre (2006) bu yıl (Aralık 2007) yüzde 80 daha yüksek olacak."
"Kimse bundan emin olamaz, ama dünya nüfusundaki sürekli artış ve yakın geçmişte iki milyarın üzerinde insanın gelirindeki dalgalanma, dünyanın protein ihtiyacında daha da büyük bir talep anlamına gelecek; daha fazla sığır, domuz, tavuk, balıketi ve onları beslemek için daha fazla tahıl."
Yale Üniversitesi profesörü, önemli miktarda yem tüketimi gerektiren yumurta ve süt talebindeki artışı da ekleyebilirdi bu listeye. Ancak, makalenin ilerleyen satırlarında, Avrupa finans çevrelerinin başlıca gazetesi The Economist'ten, "son derece detaylı, etkileyici ve korkutucu" olarak nitelendirdiği bir makaleye atıfta bulunuyor. Makalenin adı "Ucuz Gıdanın Sonu". "Bu gazete, gıda fiyatları endeksini 1845'e kadar götürüyor. Bugün ise fiyat endeksi, son 162 yılın en yüksek noktasında."
Petrol açısından bol rezervleriyle kendini ayakta tutan Brezilya şüphesiz bu ikilemden sıyrılacak. Yüksekliği 300 ila 900 metre arasında değişen bir plato üzerinde uzanan bu ülkenin yüzölçümü Küba'nın 77 katı. Bu kardeşimiz 3 farklı iklimi yaşıyor. Orada neredeyse her çeşit gıda yetiştirilebiliyor. Tropik fırtınalarla boğuşmuyor. Arjantin'le birlikte, Meksika da dahil olmak üzere bütün Latin Amerika ve Karayip halklarını kurtarabilirler. Ne var ki halkların güvenliğini garanti altına alamazlar, çünkü bölge, bu tür bir birliğe asla izin vermeyecek olan imparatorun insafına kalmış durumda.
Yazmak, çoğu insanın bildiği gibi, konuşma dilinin hızından, tonundan ve vurgulamalarından mahrum bir araç. Yazıda mimik kullanılmaz. Hayatımızda ender bulunan uygun vakitlerimizi alır. Yazmanın avantajı, gece veya gündüz, istenen saatte yapılabilmesidir. Ama yazılanları kimin okuyacağı bilinmez. Çok az insan yazılanları geliştirme, söylenmeyenleri ekleme, söylenenleri çıkarma tahrikine karşı koyabilir. Bazen insan, muhatabını karşısında bulamayınca insanın yazılanları çöpe atası gelir. Hayatım boyunca cehaletin en karanlığından daha fazla boş zamana ve gezegenimize, türlerimize karşı işlenen suçları gözlemleme şansına haiz olduğum bugüne kadar, gördüğüm olaylar hakkında fikir beyan ettim.
Devrimcilerimiz arasındaki en genç bireylere, kendilerine karşı talepkar olmalarını ve çelik gibi bir disiplin geliştirmelerini salık veririm. İktidar hırsından, mağrur ve küstah olmaktan kaçının. Bürokratik yöntemlere ve mekanizmalara karşı dikkatli olun ve basit sloganlara teslim olmayın. En büyük engelin bürokratik prosedürler olduğunu anlayın ve elitist uzmanların aşırı teknik ve anlaşılmaz jargonuna düşmeden bilimi ve matematiği kullanın. Daima bilgiye aç olun ve azimli davranın. Hem fiziksel hem de zihinsel egzersizi hayatınızın bir parçası kılın.
Yaşadığımız bu yeni dönemde, kapitalizm faydalı bir araç bile değildir. Tıpkı kökleri kurumuş bir ağaç gibi, dallarından sadece en kötü bireycilik, çürüme ve eşitsizlik biçimleri fışkırır. Üretme kabiliyeti olan ama üretmeyen ya da çok az üretenlere de yol vermeyin. Elleriyle veya zihinleriyle çalışanların başarılarını ödüllendirin.
Tıpkı yüksek öğrenimi yaygınlaştırdığımız gibi fiziksel emeği de yaygınlaştırmalıyız. Fiziksel emek, adeta dev bir para ve işgücü rezervi gibi, herkesi ihtiyacı olan yatırımların bir kısmını gerçekleştirmemizi sağlar. Özellikle bir bahaneyle kamu teşekkülü kuran ve ardından tüm hayatını kapitalistler gibi bencillik ve imtiyazcılık ekerek geçirmek için kolay kâr peşine düşenlere karşı dikkatli olun.
Bu gerçekliklerin farkına varmadan, yükselen, iç organlarda parazit gibi büyüyen ve insanlığın geleceğini yok etmek üzere olan o imparatorluğu, Marti'nin dediği gibi "zamanında durdurmak" için hiçbir çaba gösteremeyiz.
Diyalektik ve yaratıcı olmalıyız. Başka bir seçeneğimiz yok.
Marangoz Joseph'in oğlu Nazarene'in doğduğu, o beşiğin tam olarak nerede olduğunu kimsenin bilmediği toprakları ziyaret eden Üç Bilge Adam'dan biri olarak rolünü oynayan Bush'a şükran duymalıyız. İmparatorluğun lideri, bu sefer, endüstriyel-askeri holdinglerden silah almaları için Arap ülkelerine milyarlarca dolar verdi. Aynı zamanda İsrail devletini silahlandırmak için sağlanan her silah başına iki dolar ödedi. Diğer yandan konuyla ilgilenen BM, 3,5 milyon Filistinlinin haklarından mahrum bırakıldığını ve yurtlarından ayrılmaya zorlandığını açıkladı.
Bush'un saplantılı olduğu aracı, dünyayı nükleer savaşla tehdit etmektir. Bu bayram hediyesini sadece o taşıyabilir.
Prensa Latina / 22.01.08