31.01.2008 12:07
Alman basınından özetler
31 Ocak 2008 tarihli Alman gazetelerinde Afganistan’a Almanya'nın asker göndermesi, İsrail'de yankı yaratan Winograd raporu, ayrıca Avrupa ve uyum politikaları göze çarpıyor.
İtalya’daki hükümet krizine değinen Frankfurter Allgemeine Zeitung'de şu değerlendirme yapılıyor:
“İtalyan başbakanları, ülkeyi idare etmek ve yararlı yasalar hazırlamak yerine iktidarlarını nasıl sağlama alabileceklerini düşünürler. Berlusconi döneminde hortlayan bu zararlı yaklaşım Prodi hükümetinin istifasıyla doruğa ulaştı. İtalya’nın yeni bir seçim yasasına değil, ülkenin sorunlarına el atacak bir başbakana ihtiyacı var. Napoli’nin çöp yığınları, adliyenin normal davaları sonuçlandıramaması, sağlık hizmetlerindeki mafya oyunları, azalan satın alma gücü ve hanelerin artan borçları gibi. İtalya, ciddi ve kararlı bir hükümetin yokluğuna daha fazla katlanamaz.”
Bonn’da yayımlanan General-Anzeiger gazetesinden aktaracağımız yorum ise Afganistan’da görev alması istenen muharip Alman birliklerinin techizat açığını konu alıyor:
“Savunma Bakanlığı, doğru olmadığını bildiği halde silahlı kuvvetlerin mükemmel donanıma sahip olduğu izlenimini yaymaya çalışıyor. Son Afganistan ziyareti sırasında Almanya Savunma Bakanı’na eksiklerin neler olduğu anlatıldı. Emir-komuta yetkisi savunma bakanında. Techizat açığını kapatmak ayıp değildir. Bakanın bir sözü yeter. Ama o zaman istediklerini de alabilmelidir.”
Lübnan savaşıyla ilgili araştırma raporunun yayınlanmasıyla İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in siyasi geleceği daha da karardı. Neue Osnabrücker Zeitung gazetesinin konuyla ilgili yorumu özetle şöyle:
“2006 yılındaki Lübnan savaşını konu alan rapor karşısında İsrail Başbakanı’nın derhal istifa etmesi gerekirdi. Çünkü askeri sorumluluk ondaydı. İsrail savaşta yüksek kayıp verdi ve hedeflerine de ulaşamadı. Ne Hizbullah’ın kaçırdığı İsrail askerleri kurtarılabildi ne de örgüt zayıflatılabildi. Bu bakımdan komisyonun Olmert’i istifaya davet etmemesi yadırganacak bir durumdur. Ama şimdiye kadar Olmert’i yerden yere vuranlar rahat nefes aldı. Çünkü başbakanın istifası erken seçim ve sonunda da aşırı sağcı Netanyahu’nun iktidara dönmesi anlamına gelir.”
Rheinische Post gazetesinin baş yorumu ise Almanya Başbakanı Angela Merkel’in dış politikasına ayrılmış. Merkel’in yanıldığı iddia edilen yorumda şu satırları okuyoruz:
“Angela Merkel, dış politikada kısmen de olsa sağı solu belli olmayan bir lider izlenimi yaratmamaya özen göstermeli. Bayan Merkel daha kısa süre önce, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin AB’ne benzer bir Akdeniz Birliği kurulması şeklindeki önerisine Avrupa’yı bölebileceği endişesiyle karşı çıkmıştı. Almanya Başbakanı, şimdi Fransa Cumhurbaşkanı’nın planını desteklediğini söylemekle hem kendini yalanlamış hem de güvenirliğine gölge düşürmüş oluyor. AB’nin kardeş bir oluşuma ihtiyacı yok. Zaten birçok ülke avantaj koparmaya, işine gelmeyen yükümlülüklerden ise kaçmaya çalışıyor. Bu milliyetçi düşünce ve egoizme dönüş, AB’nin sonu demek olur.”
Berlin’in Tageszeitung gazetesi de Almanya’nın göç politikasını konu alıyor:
“Hristiyan Birlik kanadı uyumun teşvik yanını bir yana bırakıp şartlarını ağırlaştırarak göçmenlere engel çıkarıyor. Göç yasasının sertleştirilmesi çözüm değildir. Yetkili bakan, şimdi de göçmen derneklerinden, gençlik suçlarıyla mücadeleye katılmalarını talep ediyor. Oysa hükümetin nedenlere uzanması ve göçmen çocuklarının eğitim imkanlarının nasıl arttırılabileceğini düşünmesi gerekirdi.”
DW-World/31.01.08