31.01.2008 05:01
Örtünen kadın - Derya Sazak
The New York Times gazetesi, AKP ve MHP'nin "türban ittifakı"nı dini topluma yöneliş olarak yorumlamış.
AB sürecinde ilerleyen Türkiye'nin temel hak ve özgürlükler bağlamında salt "örtünüyorlar" diye üniversiteli kızları yükseköğretimden alıkoyması savunulamaz.
Ancak laik bir ülkede, "İslamın emrini karşılıyor" diye çene altından bağlanacak şekilde modeller üretmek, yasa metinlerine "fotoğraf koymayı bile düşünecek" şekilde genç kızların ancak örtünerek üniversiteye gitmelerini sağlamaya çalışmak da Anayasa'ya aykırı değil midir?
AKP böyle zamanlarda "mehteran politikası" izlediği için önce "sivil anayasa" ile sorunu çözmek yönünde adım atmayı denedi. Olmadı.
Özgürlükçü bir anayasa ile tüm toplumu kucaklamak yerine MHP ile "Türk-İslam sentezi"ne dayanmak işine geldi iktidarın. İki parti arasında "tarihi uzlaşma"ya rağmen sıkıntılı bir tablo var:
Toplum türbandaki düzenlemenin üniversiteyle sınırlı kalmayacağını, ortaöğretime ve zamanla ilkokullara kadar uzanacağından kaygı duymakta. AKP'li vekiller şimdiden devlet dairelerinde başörtüsünü savunmaya başladılar.
Başbakan Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli, Anayasa ve YÖK Yasası'nda yapılacak değişikliğin "üniversitelerle sınırlı olduğunu" belirtseler de uygulamanın gelecekte nasıl olacağı konusunda bu sözlerin bir güvence içermediği ortada. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları ortadayken "AKP-MHP ittifakı" başörtülü eğitimi hayata geçirmeye çalışıyor.
Bulunan formülün Anadolu'daki "nineler"e götürülmesi ise inandırıcı değil.
Çünkü günümüzün "türban"lı kızlarının annelerinin başları da 1970'li yıllarda kapalı değildi.
Türban, Özal döneminde Doğramacı'nın icadı olarak üniversiteye girdi; toplum hayatında ise 1990'larda siyasal İslamın yükselişiyle eşzamanlı olarak Refah Partisi'yle yaygınlaştı.
Prof. Nilüfer Göle kent varoşlarındaki genç kızların başlarını örterek görünür olmalarını "modern mahrem" diye tanımlıyordu.
28 Şubat ertesinde türbanlı kızların çoğu başlarını açarak üniversiteye gittiler.
AKP ve MHP'nin bulduğu "çene altı" kriteriyle kentli ve modern türbanlılar bu kez de onları annelerinden de eskiye götürecek şekilde başlarını bağlamaya zorlanıyorlar.
Böyle bir ölçütü yasa maddesi haline getirmek, tasarıya fotoğraf koymayı düşünmek bile Nazilerin kafatası ölçütlerini çağrıştırıyor.
Yalnız siyasi bir sorunla değil, kadınları ikinci sınıf gören bir zihniyetle de karşı karşıyayız.
Milliyet / 31.01.08