Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
06.02.2008 06:24

Ekonomi yerel seçime feda! - Uğur Gürses

 

Türk ekonomisi yavaşlıyor. 2007 Yılındaki siyasal gerginlikler, kutuplaşmalar ve belirsizlikler, ekonomide yavaşlamanın temel kaynağı oldu. Enflasyonda, hem dış kaynaklı olumsuzluklar ile bazı alanlardaki

'yapışkanlık', hem de bekleyişlerin kötü olması, sıkı bir para politikası duruşu getirmişti. Hükümetin Merkez Bankası üzerindeki baskısı olunca, enflasyon üzerindeki para politikası 'dozu' kaçınılmaz olarak yüksek kaldı. Bunun da ekonomik büyümedeki yavaşlamaya etkisinin olduğu sürpriz değil.

Gerilimler değil ama bazı belirsizlikler görece geride kaldı. Seçimler yapıldı; işte, artık eskimiş olan ve etkisi, enerjisi kalmayan ekonomik programın yenilenmesi gerekiyordu. Daha doğrusu, 2001 krizinin hasarını onaran, yeni bir yapı kuran ekonomik programla artık 'uzun bir yol' gitmek olanaklı değildi. Ülkemizin rekabet gücünü yükseltecek reformları içeren program ihtiyacı, oldukça belirgin hale geldi. İş örgütlerince dile getirilen bu olgunun farkında olmayan, görmezden gelen ise hükümet. Bunun da ötesinde, hükümet bu önerilere, uyarılara, taleplere kulak tıkadı; 'eylem planı' diye temenniler içeren bir açıklama yaptı.

Peki hükümetin 'ajandasında' ne var? Hükümetin orta vadeli gündeminde yerel seçimler var. Yerel seçimlerde, daha önce 'AKP'nin alamadığı' illeri kazanma hedefi var. Hedef, Mart 2009. Dolayısıyla, 2009 Nisan ayına kadar ekonomi için plan ya da programın sözü edilmeyecek görünüyor. Ama türbandan imam-hatiplere kadar her şey var.

İktidar partisinden 'ekonomik icraat' beklenecekse, bunun yerel bazda, seçim kazandırıcı bir eyleme dönük olması yüksek olasılık. Güneydoğu illerinde DTP'li adaylarca kazanılan belediye başkanlıklarının AKP'li adaylar tarafından kazanılması hedefleniyor olmalı. Son üç ayda, başta Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren olmak üzere çoğu bakanın yolu Güneydoğu illerine düşüyor. Ekonomi yönetiminin ilgisi, genel çerçeveden çok yerel hedeflere odaklanmış durumda. Bunun 'seçimlerin yaklaşması' ile ilgisinin tamamıyla rastlantı olduğu ileri sürülebilir, 'işin bir parçası' olduğu söylenebilir. Kimsenin reddedemeyeceği 'ayrılıkçılığa karşı ekonomik gelişmeyi, geliri artırma' yaklaşımı masaya konulabilir. Ancak bu da, 'büyük fotoğrafın' gözden kaçtığı, 'büyük geminin rotadan uzaklaşmakta olduğu' sonucunu değiştirmez. Genel ekonomik politikayı biçimlendirmeden, ortaya bir 'yol haritası' koymadan, yerel ekonomik başarı ancak ve ancak geçici olur.

Ankara'dan gelen haberlere göre, hükümet; 'Türkiye'de riskli mali piyasa enstrümanı az' diye, 'mortgage kredisi az' diye, Türkiye'nin etkilenmeyeceğini düşünüyor. Tabii bir de, 'Türk dış ticareti içinde ABD 'nin payı nın yüzde 9 civarında olması' hükümeti rahatlatmış! İşte hükümetin değerlendirme 'çerçevesinin' ne denli dar ve 'naif' olduğunun göstergesi bu değerlendirme. Bu risk değerlendirme kriterlerine, ABD'deki krizin ele alınış biçimine bakılırsa; hükümetin dışarıda olan bitenin farkında olmadığı tezimiz haksız bir saptama değilmiş.

Hükümet, giderek küresel bir boyuta yayılan ABD'deki krizden 'fırsat' çıkacağı gibi bir hayale kapılmış görünüyor. ABD'deki dev şirketleri satın alma gibi giderek artan örneklere karşın (Ruslar da adres olarak oraları gözlerine kestirdiler), Körfez sermayesinin ülkemizdeki varlıklara talip olacağı gibi 'darı ambarı rüyası' görüyoruz.

Ne olan biten doğru değerlendiriliyor, ne de 'yanılma olasılığına karşı' önlem alınıyor. 2007'yi kaybettik. Anlattığımız görünümde, bugünden 2009 Mart seçimlerine kadar olan dönemin de 'kayıp bir dönem' olması kaçınılmaz.

Radikal / 06.02.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4