Ana Sayfa / Basın / 
05.12.2008
23.02.2008 06:35

Kazdağları'nı unutur muyum? - Haluk Şahin

 

Soruyorlar:

"Ötekilerle berikilerle uğraşırken Kazdağları'nı unuttun mu? Niçin bu konuda yeni yazılar yazmıyorsun?"

Haklılar.

Yalancıların mumu söndükten ve şimdi bize kök söktüren bunca saçmasapan sorun çözüldükten sonra da Kazdağları orada olacak: Yağmacılar tarafından talan edilmiş ya da çiçek gibi korunmuş haliyle!

Kazdağları'nı unutur muyum! Dünya sanat ve edebiyatının ölümsüzleştirdiği İda Dağı'nı unutmak ne mümkün!

Son altı aydır birtakım süreçler sessizce işliyor:

Dünyanın en eşsiz doğa hazinelerinden birini küresel maden tekellerine peşkeş çekme peşinde olanlar, iktidardakilerle maddi ve manevi bağlantılarına da güvenerek, sessiz ve derinden gitmekteler. Bir kısmı zaten açıklanmıştı, ama eminim başka arama izinleri ve işletme ruhsatları da verilmektedir...

Gözleri, çil altınların ışıltısıyla kamaşmış tamahkâr takımını durdurmak kolay değil. Kazdağları'nı ona göre savunmak gerekiyor. Bu işin altından yalnızca yöre halkı ve çevrecileri kalkamaz. Tüm Türkiye'yi, komşu ülkeleri, Avrupa Birliği'ni ve dünya çevrecilerini yardıma çağırmak gerekiyor.

Aldığım haberlere göre, direniş konusunda yerel örgütlenme büyük bir başarıyla gerçekleşti. Mahallelere, muhtarlara kadar indi.

Buna paralel olarak hukuk mücadelesinin örgütlenmesinde de yol alındığını anlıyorum. Her izni, her ruhsatı, her raporu yargıya götürmek lazım. Bu konuda elde yeterince hukuki gerekçe var. Anayasa'nın 'yaşam hakkını' düzenleyen 17. maddesi ve 'sağlıklı çevrede yaşama hakkını' düzenleyen 56. maddesi ile kurulmuş hukuki zemine; yüksek yargı, karar ve içtihatlarıyla katkıda bulunuyor.

Son olarak, iki gün önce, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Bergama Ovacık-Çamköy ocaklarıyla ilgili olarak altın madeninin çıkarılmasında siyanür kullanımını olanaksız kılan çok önemli bir karar aldı.

Özetle dedi ki: Siyanür liçi yöntemiyle altın çıkarılmasının insan sağlığı açısından riski vardır. Hangi önlemler alınırsa alınsın bu risk tamamen ortadan kalkmaz. Öncelikli olan, insan sağlığıdır. Siyanür yöntemi kullanılamaz.

Madeni işletenler bu çok net ve açık karara rağmen işlerine devam edeceklerini söylemişler.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan durmadan Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğundan söz ediyor. Yüksek Mahkeme kararlarının uygulanmadığı bir hukuk devleti olabilir mi?

Anayasa'nın 138. maddesi, olamayacağını söylüyor.

Altıncılar 'Gün bugündür' diyerek ellerini çabuk tutma telaşı içindeler. Çünkü biliyorlar ki, yaptıkları şeyler AB mevzuatına uyan bir ülkede mümkün değildir. İstiyorlar ki, sıra o fasıllara gelmeden yol alsınlar, götürebileceklerini götürsünler.

Var mı yağma?

Şubatın sonuna yaklaştık. Yamaçlarında anemonlar açmıştır. Unutur muyum Kazdağları'nı!

Radikal / 23.02.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4