Ana Sayfa / Basın / 
22.11.2008
26.02.2008 19:31

Asıl büyük savaş başladı - Nuri Fırat

 

Hava saldırılarının fiyaskoyla sonuçlandığını kabul eden Türkiye, 'sonuç almak' amacıyla işgal harekatı başlattı. Bunun için ABD, İsrail ve İngiltere'yle, İran ve Afganistan üzerinden Ortadoğu bataklığına dahil olmak üzere pazarlıklar yaptı.

Türkiye, PKK'yi tasfiye etmeden Kürtleri Ortadoğu'da bastıramayacağını, KDP ve YNK'yi yanına almadan da PKK'yi tasfiye edemeyeceğini biliyor. Bu denklemi oturtmak için, ABD üzerinden KDP ve YNK'yi yanına çekmeyi amaçlıyor.

Talabani destek verirken, Barzani 'kendisine rağmen' başlatılan operasyonu 'karşı koymayarak' karşıladı. Birlik çağrısı yapan Kürtler, aksi halde Talabani ve Barzani'nin mevcut tutumlarının 'ulusal ihanet' anlamına geleceğini söylüyor.

Türkiye'nin işgal harekatına sert karşılık veren PKK ise, Güney Kürdistan'da da siyasi ve askeri etkisini arttırıyor. Uzmanlar, işgal harekatı ile KDP ve YNK'nin mevcut tutumlarının PKK'yi güçlendirdiğini dile getiriyor.

Ayrıca işgal harekatının başlatıldığı alanlarda PKK'nin uzun süreden beri konumlandığına dikkat çeken uzmanlar, PKK'nin coğrafya hakimiyeti ve mevzilenme hazırlığının Türkiye'ye büyük kayıplar verdirteceğini vurguluyor.

Güney Kürdistan'a düzenlediği hava operasyonlardan sonuç alamayan Türkiye, ABD, İngiltere ve İsrail'le kara operasyonu konusunda yürüttüğü diplomatik pazarlıkların sonucunda 21 Şubat'ta karadan da işgal harekatı başlattı. Hava saldırılarıyla başlayan 'komşu bir ülkenin egemenlik hakkının tamamen ihlal edilmesi' anlamını taşıyan operasyonlar, bir yandan PKK'yi hedeflerken, öte yandan PKK'nin üstlendiği misyon, saldırının yapıldığı coğrafya ve operasyonların taşıdığı amaçlar itibariyle bütün Kürtleri hedefliyor. Kürtlerin sert tepkisiyle karşılaşan operasyonda Türkiye'nin sonuç alma şansı az olurken, bu operasyonlarla asıl olarak Türkiye ile Kürtler arasında deyim yerindeyse geri dönüşü olmayacak ciddi kopuşlara da kapı araladığı söylenebilir. Öte yandan operasyonun Kürtler için taşıdığı anlam da oldukça önem taşıyor. Operasyon konusunda önceden haber verilen Irak Devlet Başkanı ve YNK Lideri Celal Talabani, operasyona verdiği desteğin karşılığında Türkiye'ye davet edilirken, Kürdistan Bölge Başkanı ve KDP Lideri Mesud Barzani ise operasyon konusundan bilgilendirilmedi. Bu durum, söz konusu operasyonun 'KDP'ye rağmen yapıldığı ve Barzani'ye de mesaj vermek amaçlı olduğu' şeklinde yorumlandı.

Önce pazarlık

ABD Başkanı George W. Bush ile Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın 5 Kasım'daki görüşmelerinden sonra başlayan hava operasyonlarının hemen ardından diplomasi trafiği yoğunlaşmıştı. 'Hava operasyonlarından sonuç alamayan Türkiye'nin, kara operasyonu için, ABD'yle yeni tavizler karşılığından yeniden pazarlıklara oturması' şeklinde değerlendirilen diplomasi trafiğinden sonra, işgal harekatına start verildi.

5 Kasım görüşmelerinde PKK Koordinatörlüğüne atanan Genelkurmay İkinci Başkanı Ergin Saygun ocak ayında Irak'ta ABD'nin Irak'ta PKK Koordinatörlüğüne atanan General David Petraus'la görüştü. Bu görüşmeden sonra 10 günlük ABD ziyaretine çıktı. Aynı dönemde Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt İngiltere'ye gitti. Saygun'un temasları sonrasında ABD'nin PKK Koordinatörü Genelkurmay Başkanı İkinci Başkanı James Cartwright, hemen ardından da ABD Adalet Bakanı Michael Mukasey Ankara'ya geldi. Aynı dönemde İsrail'in eski Genelkurmay Başkanı ve MOSAD'da önemli işler yapmış, şimdi ise Savunma Bakanı olan Ehud Barak Ankara'da üst düzeyde temaslarda bulundu. ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in de 28 Şubat'ta Ankara'ya gelmesi bekleniyor. En önemli ziyaret ise, en son Irak'ın işgali öncesi Ankara'ya gelen ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin Mart ayında yapması beklenen ziyaret olacak.

Türkiye ve ABD arasında dönen bu diplomasinin bir benzeri de Irak ve Güney Kürdistan'da yürütülüyor. Saygun'un Bağdat'ta Petraus'la yaptığı görüşmeler sırasında ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da KDP Lideri Mesud Barzani ve YNK Lideri Celal Talabani ile görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslardan sonra ABD-İngiltere-İsrail ile Türkiye arasında yoğunlaşan diplomasi trafiğinin sonucu olarak, Talabani'nin Irak Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk kez Türkiye'ye gelmesi bekleniyor. Başbakan Tayyip Erdoğan ise, Barzani ile temaslarının olduğunu açıkladı.

Türkiye'nin hesabı

Başlatılan işgal harekatı için yürütülen pazarlıkları ise oldukça ciddi konulara ilişkin oldu. Pazarlık konuları ve 'şimdilik' ortaya çıkan sonuçlara ilişkin özetle şunlar belirtilebilir:

1- Hava operasyonlarından sonra karadan da işgal harekatı başlatıldı.

2- Türkiye istediklerini ABD'ye kabul ettirdi, ama daha da önemlisi ABD'nin isteklerini tamamen yerine getireceğine dair söz verdi.

3- Türkiye'nin temel gündemi PKK'nin tamamen tasfiye edilmesi. Bunun için şimdiye kadar hava operasyonları için verilen desteğinin ötesinde 'sonuç alıcı bir kara operasyonu' talebinde bulunuyor. Daha önce 20'den fazla düzenlediği kara operasyonlarında başarılı olamayan Türkiye'nin kara operasyonunun 'sonuç alıcı' olması için ABD, İngiltere ve İsrail'den şu temel taleplerde bulunduğu belirtiliyor: 'Konvansiyonel güç yerine, özel birlikler gönderilecek, bunların eğitimi; silah ve teknik donanım desteği; cehpe savaşı yerine nokta operasyonları, bunun için askeri ve istihbari destek; KDP ve YNK'nin desteğini almak.' Kara operasyonlarında ABD-İsrail istihbaratı ve teknik desteğiyle PKK'nin üst düzey yetkililerine yönelik nokta operasyonlarının öne çıkacağı kaydediliyor.

4- Türkiye'nin bu askeri hesabının yanı sıra stratejik hedefleri de bulunuyor. Kürt sorununda demokratik çözüme yanaşmayan Türkiye, 16 Aralık'tan beri başlattığı hava ve kara saldırılarıyla, PKK'nin tasfiye edilmesinin yanı sıra Güney Kürdistanlı güçleri 'kontrol altına almayı' da amaçlıyor. ABD'yle yürüttüğü pazarlıklarda, Türkiye, PKK'ye karşılık 'kontrol edebileceği bir Kürdistan'ı kabul edeceğini bildirdi. 'Kontrol edilebilecek Kürdistan' için ise şimdilik iki önemli adım atıldı: 1 - Sınırötesi operasyonlar yapılıyor ve egemenlik hakkı ihlal edilerek 'Kürtlere hadleri bildiriliyor'; 2 - Kerkük referandumu ertelendi ve Kerkük'ün dışında tutulduğu 'Erbil-Süleymaniye'yle sınırlandırılmış bir Kürdistan'a ancak izin verileceği' mesajı verildi. Bu gelişmelere dikkat çeken uzmanlar, Türkiye'nin asıl amacının Güney Kürdistan'ı işgal etmek olduğunu vurguluyor. Uzmanlar bu denklemi ise şöyle formüle ediyor: Türkiye, PKK'yi tasfiye etmeden Kürtleri Ortadoğu'da 'kontrol edemeyeceğini', KDP ve YNK'yi yanına almadan da PKK'yi tasfiye edemeyeceğini biliyor. Dolayısıyla Türkiye; birinci adım olarak, PKK'nin tasfiyesiyle, ikinci adım olarak da KDP ve YNK'nin 'kontrol altına alınmasıyla' Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlıyor.

ABD'nin amacı

5- ABD, İsrail ve İngiltere yetkililerinin bol miktarda silah ve teknik donanım sattıkları Türkiye'den talepleri ise, daha kapsamlı. ABD'nin, özellikle İran ve Afganistan konusunda Türkiye'den faydalanacağı belirtiliyor. İran'a karşı Türkiye, Güney Kürdistan ve Irak cephesini oluşturmayı amaçlayan ABD, aynı zamanda birçok NATO üyesi ülkenin asker göndermeyi reddettiği Afganistan'ın güneyindeki çatışmalı bölgeye Türk askerlerinin yerleştirilmesini istiyor.

6- İşgal hareketinde Türkiye'ye destek sunan ABD, aynı zamanda Güney Kürdistanlı güçlerin (özellikle de Barzani liderliğindeki KDP'nin) Türkiye'ye karşı durmaması için çaba harcıyor. Operasyona aktif destek vermeyi göze alamayan KDP lideri Mesud Barzani, operasyona karşı hava saldırılarında olduğu gibi 'sessiz kalmaya' razı edildi.

7- ABD'nin yanı sıra hava saldırılarında sürekli olarak Türkiye'ye istihbarat ve teknik donanım desteği sunan, hatta yer yer hava saldırılarında pilotlarıyla katılan İsrail de rol üstlenecek. İsrail'in, istihbarat ve teknik donanım desteğiyle birlikte, özellikle nokta operasyonlarında öncülük edeceği kaydediliyor. PKK'nin üst düzey yetkililerine yönelik, İsrail'in Hamas ve Hizbullah liderleri için yaptığı nokta operasyonlarındaki gibi suikast girişimlerinin tasarlandığı ifade ediliyor.

8- Bu arada ABD, İsrail ve İngiltere, aktif düzeyde Türkiye'nin işgal harekatına destek sunarken, AB ülkeleri de destek veriyor. Bu da işgalin uluslararası niteliğini gösteriyor.

Barzani de hedef!

9- Talabani ABD ve Türkiye'nin isteklerini kabul etti, bunun karşılığında Türkiye'ye davet edildi. Daveti kabul eden Talabani'nin, işgal harekatıyla birlikte Kürtlerin artan tepkisi sonucu, yapmayı planladığı ziyareti bir kez daha düşünmeye başladığı bildiriliyor. Ancak, buna rağmen, Talabani'nin Mart ayında Türkiye'ye gelmesi bekleniyor.

10- İşgal harekatında Talabani'den daha çok gözler Barzani'nin üzerinde. Bu da diplomatik süreçlerde Barzani'nin ikna edilmesi için yoğun bir çabanın harcandığını gösteriyor. Ancak Barzani'nin, Kerkük ve Musul meselesinde de görüldüğü gibi, Türkiye'nin amacının 'sadece PKK olmadığını, Güney'de kurulan Kürt otoritesini de kapsadığını' bildiği için görüşmelerde ikna olmadı. En azından Türkiye'nin, amacının 'sadece PKK olduğunu' göstermesi için bazı adımları atmasını istedi. Türkiye, Hewler'de konsolosluk açmak gibi bazı adımlar atabileceğini bildirdi, ancak bu adımlardan önce Barzani'nin PKK'ye karşı olduğunu açıklamasını istedi. Bu süreç tıkandı ve operasyon 'Barzani'ye rağmen' başlatıldı. Böylece operasyonun bir amacı da, Barzani'ye 'Türkiye'yle ortak hareket etmek ya da operasyonlara sessiz kalmak dışında seçeneğin yok' mesajı oldu. Barzani, şimdilik 'sessiz kalmayı' tercih etmiş görünüyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın işgal harekatıyla ilgili yaptığı açıklamada 'yerel unsurların' tehdit edilmesi de bunu doğruluyor.

11- Bütün bu gelişmeler bile Türkiye'nin işgal harekatının tek amacının ileri sürüldüğü gibi PKK'nin olmadığını, bütün Kürtlerin hedef olduğunu ortaya koyuyor.

'Kuşatma' girişimi

Bu kadar kapsamlı hesapların sonucu olarak başlatılan ve önümüzdeki dönemde, özellikle mevsim koşullarının daha da elverişli hale gelmesiyle birlikte, daha da kapsamlılaşması beklenen işgal harekatının birkaç hedefine daha dikkat çekilebilir.

1- Türkiye, şubat ayından itibaren başlattığı kara saldırılarıyla, hava saldırılarındaki fiyaskoyu gizlemeye çalışıyor. Bunu da 'hava saldırılarıyla sonuç alınamazdı zaten, bunun için kara operasyonu şarttı' değerlendirmeleriyle ortaya koyuyor. Bu durum aynı zamanda milyonlarca dolar harcanan operasyonlara gerekçe oluşturmaya yöneliktir.

2- Hava saldırılarından sonra 'PKK'nin sarsıldığını' düşünen Türkiye, hava destekli kara saldırılarına başladı ve bu saldırıların bahar aylarıyla birlikte yoğunlaşması bekleniyor. Nokta operasyonlarıyla sonuç alınmak istenen kara operasyonlarının aynı zamanda geniş kapsamlı olacağı görülüyor. Yer yer uzun süreli olması beklenen hava destekli kara saldırılarıyla, aynı zamanda, PKK'nin sınır hattındaki güçlerinin püskürtülmesi de hedefleniyor.

3- Böylece Kuzey Kürdistan'ın Şırnak, Siirt, Hakkari illerinde oluşturulan tampon bölgeye paralel bir bölgeyi Güney Kürdistan hattında da oluşturmayı amaçlıyor. Bununla bitirilmeyeceği kabul edilen 'PKK'nin Güney Kürdistan'ın belli yerlerinde kuşatılması' hesaplanıyor. Aslında bu durum, aynı zamanda PKK'ye karış başarısızlığın da itirafı oluyor.

4- Bu durum, ABD'nin işine geliyor. ABD'nin PKK'nin bulunduğu Medya Savunma Alanları'na orta vadede Türkiye'yi yerleştirmeyi ve burada İran'a karşı tampon bir bölgeyi oluşturmayı amaçladığı belirtiliyor. ABD bu nedenle tampon bölge planını savunuyor.

PKK güçleniyor

Bütün bu gelişmelere karşılık, PKK'ye yakın kaynaklar, PKK'nin kara operasyonuna hazırlıklı olduğunu ve yapılan hesapların hava operasyonunda görüldüğü gibi çok tutmayacağını dile getiriyor. Operasyondan sonra ortaya çıkan ve askeri kayıpları gözler önüne seren tablo da bunu doğruluyor. Özellikle PKK'nin yıllardır bulunduğu araziye ABD ile Türkiye'den çok daha fazla hakim olduğuna dikkat çeken kaynaklar, aynı zamanda PKK'nin gerilla gücü olarak mevzilenmesini ve silahlı donanımını iki yıldan beri kara operasyonuna göre şekillendirdiğini vurguluyor. Öte yandan kara operasyonunun başlaması halinde PKK'nin savaşı dağlarla sınırlı tutmayacak bir güce sahip olduğu da kaydediliyor. Nokta operasyonları ve PKK'nin üst düzey yetkililerine yönelik tasarlanan suikast girişimlerine ilişkin ise PKK yetkilileri daha önce şu açıklamayı yapmıştı: 'Burası Kürdistan'nın asi dağları, Filistin sokakları değil!'

PKK'nin bu hakimiyetinin yanı sıra, Güney Kürdistan'daki halkın tutumu da önemli. 21 Şubat'ta başlatılan işgal harekatına karşı Amediye bölgesindeki halk tankların önüne çıkarak tepkisini dile getirmiş ve tankların geçişine izin vermemişti. KDP ve YNK'nin bütün engellemelerine rağmen, Türkiye'nin tehdit ve saldırılarını protesto eden Güney Kürdistan halkının direnişini, işgal harekatına karşı sürdürmeye devam edeceğini belirtebiliriz. Uzmanlar, bu durumu, şöyle değerlendiriyor: 'Kuzey, Doğu, Güneybatı'da Kürtler arasında tartışmasız hakim konumda olan PKK, Türkiye'nin işgal saldırılarına karşı sergilediği direnişten dolayı Güney Kürdistan'da da hakim güç haline gelecek. Özellikle KDP ve YNK'nin teslimiyetçi tutumları PKK'nin güçlenmesini hızlandıracak.'

Özgür Gündem / 26.02.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30