Ana Sayfa / Basın / 
07.09.2008
29.02.2008 04:33

Medeniyet dediğin... - H. Gökhan Özgün

 

Türkiye, Türkiye olalı, ilk defa oldu bu.

Medeniyet nihayet bu millete de öldürme hakkı tanıdı. Dünya Türklere dedi ki, "Vurun, haklısınız. Biraz da siz öldürün. Dünya artık biraz da sizin."

Memleketim sınıf atladı. Demokrasiye ucundan bulaştı ya Türkiye, medeniyet de cesetlerin üzerinden hemen kucakladı bizi. Kim derdi ki medeniyetle Irak'ta kucaklaşacağız? Öldürme ehliyetimiz var artık. Müjdeler olsun yurduma.

Herkes miliyetçi bugünlerde. Eskisi, eskisi gibi azgın milliyetçi. Yenisi, biraz mahçup. Mahçup ve 'gerçekçi' milliyetçilik gibi tatlısı da yoktur hani.

Medeniyetle aniden barıştık. Büyük Ortadoğu Projesi gülümseyerek hatırladığımız tatlı bir anı oluverdi. Komplolar artık başka bir bahara.

Kimine göre dize getirdik medeniyeti. Kimine göre kabul ettirdik kendimizi. Ve hayatla daha tam barışmadan yine ölümle kucaklaştık.

Milletim ehliyeti kaptığı gibi hemen koştu öldürmeye. Ama kan dökmenin medeni haliyle belli ki hâlâ tanışmamış. Ehliyeti belli ki iltimasla almış. Medeni katliam kursundan kaçmış, dersine çalışmamış. Çünkü çok heveskâr. Çok heyecanlı.

Çok da aceleci bu yüzden. Bir an önce yeni ehliyetinin tadını çıkarmak istiyor.

Ama ben onların kaçırdığı kursu takip ettim.

Orada bana anlatılanları burada anlatayım da günah benden gitsin.

Medeniyet öldürmeye başladığı anda öldürmekten hicap duymaya da başlar. Bu hicap duygusuna savcılar asla dava açmaz. Bu hicap duygusu itinayla serbest bırakılır. Hatta neredeyse bu duyguya yol verilir.

Savaşın sözde medeni bir amacı vardır. Ve bu amaç, bu hedef, herkese duyurulur. Amaç 'mümkün olduğu kadar çok ceset' değildir. Savaşın iletişimi sadece 'ceset skorları' üzerinden yapılırsa, bu hiç hoş karşılanmaz. Medeni savaş bir av sanatı değildir.

Savaş karşıtı göstericilere her zamankinden yumuşak davranılır. Çünkü gözü dönmüş katil olmakla medeni infazcı olmak arasındaki farkın bütün vicdani yükü onların üzerindedir.

Mümkünse, bir tarafın ölülerine Allah'ın cennetinde yer ayırtılırken, karşı tarafın ölülerine etkisiz hale getirilen böcek muamelesi yapılmaz.

Bu böyle hissedilse bile, böyle müstehcen hisler bütün dünyayla paylaşılmaz. Büyük gazetelerden ve ana televizyon kanallarından teşhir edilmez. Din, silaha ve askere âlenen bulaştırılmaz. Yani, savaşa ve kurbanlarına karşı laik olunur. (Vatan uğruna ölünce Müslüman cennetine gidenler, 'Müslüman bir Cumhuriyet'te yaşamayı hayal edebilirler. Bu durumu hayretle karşılayanların dikkatine)

Medeni milletler öldürürken körkütük bir milli beraberliğe ihtiyaç duymazlar. Büyük bir seferberlik ihtiyacı içinde değilseler hem de, hiç duymazlar.

Tam tersine, milletin içindeki bölünmüşlüğü teşvik ederler ki, milletin bünyesi, öldürürken eli titreyen, ikilem yaşayan, vicdan azabı çeken bir insanın bünyesini andırsın. Ruhunda hiçbir tereddüt taşımayan seri katil bir manyağın bünyesini değil.

Medeni bir millet bütün bir millete ölüm şerbeti içirmez. Zorla şehitlik yemini ettirmez.

Bütün bir millete ölümü okşatmaz, ölümü koklatmaz. Bırakır millet kendi içinde hayatla ölümü dengelesin. Çünkü bilir ki, ölüme âşık insanlarla bu devirde şurdan şuraya gidilmez.

Maalesef medeniyet öldürmekten hâlâ vazgeçmedi. Dahası, biliyoruz ki milletler ve kavimler var oldukça öyle kolay kolay da vazgeçmeyecek. Ve 'devletlerin kendini savunma refleksi', 'gerçekçi' arkadaşların dilinden çok uzun yıllar düşmeyecek.

Savaş karşıtları da ebleh değil. Onlar da 'gerçekçi' sansarlar kadar biliyor hayatı. Savaş karşıtları savaşı bitiremez, bitiremiyor. Ama onlar, ölüm ve kibir ve intikam ve cennet arasındaki alçaklık köprüsünü artık bir cümlede havaya uçurabiliyor.

Siz de çekiliverin o köprünün üzerinden. Çünkü o köprünün üzerinde sadece manyaklar duruyor.

O köprü havaya uçmasaydı, öldürmek yetmeyecekti. Öldürmekten zevk alacaktın. Öldürdükçe rahatlayacaktın. Daha çok öldürmeye çalışacaktın. Öldürdüklerinle övünecektin. Öldürdüklerine güvenecektin. Üstüne, ölüm makinesine âşık olacaktın. Ölüm makinesinin kusursuz bir alet olduğunu düşünecektin. Öldürdükçe kurtuluşa yaklaştığını düşünecektin. Öldürdükçe Tanrı katına yükseldiğin hayaline kapılacaktın.

Savaş karşıtlığı, medeniyetin kurbanlarını henüz koruyamıyor. Ama şimdilik medeniyeti kendi şerrinden koruyor.

Medeniyet bizi koynuna aldı. Artık tek dişiniz kaldı. Buna alışın. O dişle de dilinizi ısırmayın.

Radikal / 29.02.08


YAZICIYA GONDER


September
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 1 2 3 4 5