Ana Sayfa / Basın / 
05.07.2008
12.04.2008 14:22

Bush, savaş ve yaşam için umutsuzca verilen mücadele - Fidel Castro

 

Gazetemizde 23 Mart'ta yayımlanan "Gökyüzündeki Bush" başlıklı görüşlerimde, Bush'un 2-4 Nisan'da Romanya'nın başkenti Bükreş'te düzenlenen NATO toplantısında eski hilelerine geri döndüğünü yazmıştım.

Avrupa'da önemli olaylar yaşanıyor. Bunları görmezden gelmek, bugünün ikilemlerini görmezden gelmek anlamına gelir. İlerleyen sayfaları okuma sabrı gösterecek okuyucular, bilgi denizinden farklı zamanlarda ve günlerde önemli ye da önemsiz farklı başlıklarda olaylara ışık tutan çeşitli haberleri görecekler.

Yunanistan, 3 Nisan (EFE)
EFE'ye göre Yunan milliyetçiler bugün Makedonya'nın NATO'ya girmesini engellemelerini kutladı. Bunun temelinde Atina ve Üsküp arasında Makedonya'nın ismiyle ilgili 17 yıl öncesine dayanan ve hala çözülemeyen isim tartışması vardır.

Yunan basını bugün askeri örgütün Bükreş'te yapılan toplantısında Makedonya'nın NATO'ya girmesini engelleyen Perşembe günkü veto çağrısının bir başarı olduğu konusunda hemfikirdi.

Washington'un, Makedonya'nın NATO'ya girişinin onaylanması için yaptığı yoğun baskıya vurgu yapan medya, Atina'nın bu baskılara boyun eğmediğini belirterek duyduğu ulusal gururu ifade etti.

Atina'da yayımlanan Avriani gazetesinin attığı başlıkta da belirtildiği üzere Bush'un şantajı işe yaramadı, ancak Kostas Karamanlis Bush'un planlarını veto eden kişi olarak Yunanistan'ın tarihine geçecek.

Bükreş, 4 Nisan (EFE)
EFE, Beyaz Saray'ın müttefiklerin Afganistan'a daha fazla asker gönderme sözü verdiği, ABD'nin Doğu Avrupa'da füze savunma sistemi kurma olanlarını desteklediği ve Ukrayna ile Gürcistan'ın gelecekte Kuzey Atlantik Paktı Örgütü'ne üye olarak kabule edeceğine söz verdikleri zirvenin sonuçlarından memnun olduğunu bildirdi.

Tiran, 3 Nisan (EFE)
EFE'nin makalesine göre Arnavut'taki iktidar NATO'nun örgüte katılmak üzere ülkeye yaptığı daveti sevinçle karşıladı.

Olağanüstü olarak toplanan Arnavutluk Meclisi üyeleri, bugünü "tarihi" olarak nitelendirdi ve Kosova'nın 17 Şubat'taki bağımsızlık ilanı ve Arnavutluk devletinin 1912'de kurulmasından beri yaşanan en önemli gün olarak kabul etti.

Meclis Başkanı Jozefina Topalli Arnavutluk'un NATO'ya üyeliğini destekleyen tüm ülkelere ve özellikle de ABD Başkanı George W. Bush'a teşekkür etti.

Topalli bu günün Arnavutluk'un siyasi dönüşüm sürercinin sonu ve 17 yıllık demokrasi geçmişinde Avro-Transatlantik'e entegrasyonunda bir ilk adım olduğunu belirtti.

Ekonomi Bakanı Genc Ruli de, Arnavutluk'un NATO üyeliğinin daha fazla istikrar ve güvenlik anlamına geldiğini, bunun Avrupa'nın en yoksul ülkelerinden bir olan ülkeye ihtiyaç duyduğu yabancı sermayeyi getireceğini söyledi.

Arnavutluk başkentinin ana caddeleri NATO ve Arnavutluk bayraklarıyla donatıldı.

Madrid, 4 Nisan (DPA)
Bu makale şu soruyla açılıyor: Dünyanın diğer bölümünden ayrı mı düşmüş? George W. Bush ve diğer liderler hararetli bir şekilde yan tarafta konuşurken, NATO zirvesi masasında boş sandalyelerin ortasında tek başına Jose Luis Rodriguez Zapatero'nun resmi bugünkü büyük İspanyol gazetelerin ilk sayfasındaydı ve İspanya'nın sosyalist hükümetinin dış politikalarıyla ilgili tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Gazete, radyo ve televizyondaki tartışma programları, bu tartışmalı fotoğrafı yorumlamanın yanı sıra, Zapatero ve Bush arasında görüşme yapılmadığına işaret ederek, La Moncloa'nın ABD liderinin İspanyol mevkidaşını 9 Mart'ta kazandığı seçim zaferinden dolayı kutlamasını emrivaki olarak nitelendirdiğine dikkat çekti.

Bush'un Zapatero arasındaki ilişkiler, sosyalistlerin Nisan 2004'te seçimlerle iktidara gelişinin hemen ardından Irak'ta konuşlanmış durumdaki 1.300 İspanyol askerini geri çektiği günden beri soğuk ve mesafeli.

ABD ve Bush asla bu konudaki memnuniyetsizliklerini gizlemeye çalışmadı. O günden bu yana iki lider arasında hiçbir ikili görüşme yapılmadı.

Ne Bush İspanya'yı resmi olarak ziyaret etti, ne de Zapatero Beyaz Saray'a gitti. Önceki İspanya Başbakanı muhafazakâr Jose Maria Aznar'la ilişkiler bunun tam tersiydi. Aznar, İngiltere ve ABD'nin İran'ın işgaline yönelik İspanya'nın da desteklediği planları açıkladıkları Azores zirvesinde çekilen bir başka ünlü fotoğraftaki dört yüzden biriydi:

Bush ve Zapatero'nun Bükreş'teki konuşmaları ABD liderinin İspanyol lidere söylediği ve gazetelerin "üç kelimelik karşılaşma" olarak dalga geçtiği "Merhaba, merhaba, tebrikler" ifadesiyle sınırlıydı.

Bükreş 4 Nisan (ANSA)
ANSA, NATO zirvesinin kapanışıyla ilgili yaptığı değerlendirmede ABD Başkanı George W. Bush'un idareyi Rus mevkidaşı Vladimir Putin'e gümüş tabakla sunduğunu yazdı.

Uzmanlara göre ABD Başkanı'nın Fransa lideri Nicolas Sarkozy ve İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un sahneye çıkışıyla aynı döneme gelen veda konuşmaları, Bush'un diğer üyelerin açıkça karşı çıkmasına rağmen Gürcistan ve Ukrayna'nın örgüte hemen üye olmasına yönelik komik ısrarıyla hatırlanacak.

Fransa-Almanya ekseninin Başkan Bush'a karşı rest çekmeye varan Irak'a yönelik eleştirileri artık "Eski Avrupa"da kalmış durumda.

ABD Başkanı Bükreş zirvesinde genel olarak gergin görünüyordu. Diplomatik kaynaklar onu "kaybettiği iddialardan" en azından zirvede vazgeçirmeye çalışan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'la sert bir şekilde tartıştığını bile yazdı.

Bush'un gerginliği, Romanya Devlet Başkanı Traian Basescu'nun yazlık konutunda düzenlediği basın toplantısında ABD'nin ülkeye seyahat etmek isteyen Romanyalılara karşı tutumuna yönelik bir soruya cevap verdiği sırada araya girmesiyle daha da su yüzüne çıktı.

Bush'un 26 devlet başkanının katıldığı zirvedeki toplantıların uzunluğundan duyduğu rahatsızlık da kendini gösterdi. Başkan Afganistan'la ilgili tartışma toplantılarını, ekibinden bazı üyeleri ve gezisini izleyen birkaç gazeteciyi arkasında bırakarak zamansız olarak terk etti.

Bush ayrıca, New York Times'ın seçim kampanyalarının ortasında ve ekonomik durgunlukla ilgili uyarılara rağmen Beyaz Saray şefinin "görünmezliği" üzerine yayınladığı makaleye de tepki gösterdi.

Bush Bükreş'te sadece tek bir başarı elde etti. O da NATO'nun Putin'le Karadeniz'deki Soçi'de yapacağı sabah görüşmesini de göz önünde bulundurarak "füze kalkanı" konusundaki planlarını desteklemesini sağlamaktı.

Uzmanlara göre, Bush Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından en zorlu sürece giren Rusya'yla arasındaki çatışmaya biraz olsun düzen vermek için bir fırsat kazanacak.

Bükreş, 4 Nisan (AFP)
AFP'ye göre Rusya, nadiren yaptığı işbirliğine yönelik bir jest olarak Cuma günü Bükreş'te Kuzey Atlantik Paktı Örgütü'nün topraklarını Afganistan'daki askerlerine askeri olmayan teçhizat taşımak için kullanmasına izin vermesi konusunda NATO'yla anlaşmaya vardı.

Afganistan'la ilgili anlaşma, Cuma günü Bükreş Parlamento binasında NATO-Rusya Konseyi toplantısında iki tarafın üzerinde anlaşmaya vardığı tek somut adımdı.

NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, Afganistan'daki ISAF (Uluslararası Güvenlik Destek Gücü) için askeri olmayan teçhizatın Rusya toprakları üzerinden taşınabileceğini söyledi.

2003'ten beri NATO öncülüğünde faaliyet yürüten ISAF, bugün 39 ülkeden 47 bin askerden oluşuyor.

NATO ülkeleri, Afganistan'ın güney ve doğusundaki Taliban'la savaşmak üzere askeri merkezin güçlendirilmesi isteğine yanıt olarak askerlerin sayısının arttırılmasını önerdi.

Örneğin Fransa, ülkenin doğusunda konuşlandırılmak üzere 700 kişilik ek asker gönderecek.

Asker sayısının arttırılmasıyla harcamalar da artıyor ve bu nedenle Rusya'yla yapılan anlaşma Afganistan'a gönderilen teçhizatın havayolu yerine trenle yapılmasına ve böylece masrafların azaltılmasına olanak sağlayacak.

Rusya'nın NATO Büyükelçisi Rogozin, Rusya ve NATO'nun Afganistan'daki geleceğinin birbirine bağlı olduğunu ve Taliban'ın iktidara dönmesi halinde bunun iki tarafın da aleyhine olacağını söyledi.

Bükreş, 4 Nisan (AFP)
Başkan George W. Bush Soğuk Savaş'ın bittiğini söylese de, AFP bu hafta NATO ve Rusya arasında Bükreş'te yapılan zirve toplantısının eski düşmanların neredeyse her konuda zıtlaştı: Gürcistan ev Ukrayna, Kosova'nın bağımsızlığı, füze savunma sistemi, İran ve Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması,

Putin Batılı liderlere yaptığı konuşmada "NATO diğer ülkelere doğru genişleyerek kendi güvenliğini garanti altına alamaz" dedi.

Gerçekler on derece açık: Soğuk Savaş'ın bitiminden beri NATO'nun üye sayısının 16'dan 28'e yükseldiği, neredeyse tüm eski komünist blok ülkeleri, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Romanya, Slovakya ve Slovenya ile eski Sovyet cumhuriyetleri olan Litvanya, Letonya ve Estonya, örgüte üye oldu.

Jeopolitik savaşın sıcaklığında Putin, Perşembe günü Gürcistan ve Ukrayna'nın tam üyelik için önemli bir adım olan ve Başkan Bush tarafından da güçlü bir şekilde desteklenen aday üyeliklerinin ertelenmesi konusunda 26 müttefiki ikna etti.

Putin'in bu kısmi başarısı Rusya'nın NATO'nun bu iki eski Sovyet cumhuriyetine bir gün birliğe katılacakları konusunda söz vermesine ilişkin endişelerini gidermiyor.

NATO'nun açıklaması Rusya'nın NATO'nun evrimiyle ilgili endişe ve soru işaretlerini arttırıyor. Bir Rus yetkili birliği küresel faaliyetleri olan ve gü kullanımı konusunda sınır tanımayan bir örgüt olarak nitelendirdi.

Zagreb, 4 Nisan (EFE)
EFE, ABD Başkanı George W. Bush bugün yerel saatle 15:00'da ülkeye geldiğini bildirdi.

Bu ziyaret, ülkenin eski Yugoslavya'dan bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Başkan'ın yaptığı ilk resmi ziyaret oldu.

ABD Başkanı, Hırvatistan ve Arnavutluk'un örgüte katılması için davet edildikleri NATO zirvesinin düzenlendiği Bükreş'ten sonra ülkeye geldi.

Hırvat yetkililer, bugün erken saatlerde ülkedeki güvenlik güçlerinin bugüne kadar karşılaştıkları en zorlu olay olan Bush'un ziyareti için her şeyin hazır olduğunu açıkladı.

Bu haberler bize Balkanlardan ulaşırken, Avrupa'nın güneydoğusundaki birçok ülke, maddi yaşam şartlarını iyileştirmek amacıyla az gelişmiş dünyayla hiçbir ortak noktası olmayan imparatorluğun ekonomik ve mali sisteminden yaralanmak "onuruna" sahip olmak için mücadele ediyor. EFE, 2 Nisan'da şunları bildiriyor:

Dünya Bankası (DB) Başkanı Robert Zoellick, artan gıda fiyatlarına, iki katına çıkan yüksek enerji fiyatlarının dünyadaki 33 ülkede istikrarı yok etmekle tehdit ettiğini belirterek dünya çapında koordinasyon içinde harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

Zoellick, bu koordineli eylemin, küreselleşme sürecinin devam edebilmesini sağlamak ve bugün gelişmekte olan dünyada var olan uluslar arası mali krizin etkilerini sınırlamak için gerekli dört tedbirden bir olarak nitelendirdi.

Soha'daki müzakerelerde küresel bir ticaret anlaşması yapılması için çağrı yaparak bu anlaşma için "ya şimdi ya da hiçbir zaman" ifadesini kullandı.

Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde gelişmeye daha fazla öncelik vererek ham madde sektöründe şeffaflığın arttırılmasını istedi.

Bu konuşmayı, gelecek hafta Washington'da yapılacak ve dünyada ekonomik belirsizliğin kendini iyice hissettirdiği bir döneme denk gelen DB-IMF bahar toplantısındn hemen önce ABD'nin başkentindeki bir otelde yaptı.

Bunu başarmak için diğer etkenlerin yanı sıra enerji sektörünün iyileştirilmesinden de kaynaklanan temel gıda fiyatlarındaki rekor artış gibi sorunlarla yüzleşmeliyiz.

Zoellick, temel gıda fiyatlarının 2005'ten beri yüzde 80 oranında arttığını vurguladı. Sadece geçen ay pirinç fiyatlarının son 19, tahıl fiyatlarınınsa son 28 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını söyledi.

Dünya Bankası tahminlerine göre dünyanın 33 ülkesinin artan gıda ve enerji fiyatları nedeniyle sosyal ve siyasi kriz tehdidiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

DB Başkanı, demografik koşullar, insanların yeme alışkanlıkları, enerji ve biyo-yakıt fiyatları ve iklim değişikliği sonucu yüksek fiyatların gelecek yıllarda da devam edeceğini ifade etti.

Zoellick, bu koşullarda Yeni Küresel Gıda Politilası Anlaşması olarak yanılmadığı ve sadece açlık, yetersiz beslenme ve gıda ürünlerine ulaşım gibi sorunlar üzerinde yoğunlaşmayan, aynı zamanda bu fiyatların enerji ve iklim değişikliğiyle ilişkisi gibi diğer etkenlerle de ilgilenen bir anlaşma yapılmasını önerdi.

Zoellick, "Gıda politikası, en üst düzey siyasi çevrelerin ilgisini çekmelidir, çünkü hiçbir ülke ya da ülkeler grubu bu birbiriyle bağlantılı zorluklara tek başına göğüs geremez" diye konuştu.

Bu iki kurum, yani Dünya Bankası ve IMF emperyalist sistemin bir parçasıdır.

Bush'un Rusya'ya yaptığı tehlikeli ziyarete dair ilk haberler, onu ve beraberindeki çok sayıda kişiyi Karadeniz kıyısındaki Soçi'ye taşıyan askeri uçaktan geldi.

Bazı Batılı medya kuruluşlarından gazetecilerde onun bu yolculuğuna katıldı.

AFP'nin 4 Nisan tarihli haberinde şöyle deniyor:

Savunma Bakanı Robert Gates, Cuma günü Başkan George W. Bush'un NATO'daki müttefiklere ABD'nin gelecek yıl Afganistan'a daha fazla asker göndereceğini söylediğini bildirdi.

"(...) Başkan 2009'da ABD'nin önemli bir katkıda bulunacağını söyledi" diye konuştu.

Gates, ABD'de bu konudaki iki taraflı desteğin yakın zamanda görevi sona erse de Bush'un söz vermesine olanak sağlayacak kadar güçlü olduğunu belirtti.

Moskova'dan 5 Nisan tarihli EFE haberi de şöyle:

ABD Başkanı George W. Bush, bugün Rus mevkidaşı Vladimir Putin'le ve 7 Mayısta Rusya'nın Devlet Başkanı olacak Dimitri Medvedev'le bir araya geleceği Soçi'ye gitti.

Bush ve Putin, son görüşmelerinde Washington'un NATO'nun desteklediği, Rusya'nın ise kesinlikle karşı çıktığı füze savunma sisteminin bir bölümünü Doğu Avrupa'ya kurma planları üzerinde yoğunlaşacak.

Rus ve ABD'li liderler, yarın yani Pazar günü, gelecekteki yönetimlerde iki ülke arasındaki ilişkilerin yönünü belirlemek amacıyla bir stratejik çerçeve anlaşması imzalamayı planlıyorlar.

Rus Interfaks ajansı, Kremlin'deki liderin dış politika danışmanı Sergey Prijodko'nun görmezden gelinemeyecek mevcut sorunlar nedeniyle bu belgenin açık sözlü bir araç olması gerektiği şeklindeki sözlerime haberinde yer verdi.

Prijodko, Moskova ve Washington arasında füze savunma sistemiyle ilgili olarak START-1 anlaşmasının süresinin sona ermesinin ardından stratejik silah azatlımı planları ve dünyayı militarize etme konusundaki kabul edilemez durum konusunda ciddi farklılıklar olduğunu vurguladı.

Prijodjo, bu farklılıklar arasında NATO'nun özellikle eski Sovyet cumhuriyetleri olan Ukrayna ve Gürcistan'ı da kapsayacak şekilde genişlemesi konusundaki görüş ayrılığına vurgu yaptı.

Bush'un Doğu Avrupa turunun son ayağında Soçi'ye yaptığı ziyaret, 24 saaten kısa sürecek.

5 Nisan, Alman DPA haber ajansı:

Sorunları ele almak üzere gelecek hafta Karadeniz kıyısındaki Soçi'de bir araya gelmeye hazırlanan George W. Bush ve Vladimir Putin, kendilerinden sonra gelecek kişilerin üzerindeki yükü azaltmayı amaçlıyorlar.

Son buluşma için Putin'in yazlık konutunu seçen kişi Bush oldu. Stalin2in ölümünden sonra yapılan bu konutu 2003'te ziyaret eden ailesi, bu geziden büyük keyif almışlardı. Burası ayrıca 2014 Kış Olimpiyatları'na ev sahipliği yapacak.

İki lider, yaptıkları 23 görüşmenin çoğunda birbirlerine iltifat etmek için bol bol fırsat buldular.

Ancak birbirlerine yönelik bu kişisel sempatilerinin yanında siyasi çatışma açısından da birçok neden bulunmaktadır. Bunlardan biri, ABD'nin Çek Cumhuriyeti ve Polonya'da füze savunma sistemi kurma konusundaki tartışmalı planı. Bush daha önce bu konuda ortak bir nokta bulmayı umduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik, Savunma ve Düzen Akademisi Başkan Yardımcısı General Viktor Yessin, ihtiyatlı bir iyimserlik için çeşitli nedenler olduğunu söyledi.

Bush ve Putin'in son görüşmesiyle ilgili farklı söylentiler de var. Bazıları iki liderin Çarlık zamanında da gündeme gelen iki ülkeyi Alaska üzerinden birbirine bağlamaya yönelik ulaşım projesi konunda anlaşmaya varmayı planladığına inanıyor.

Çukotka'nın zengin valisi Roman Abramoviç'in inşaat şirketine dünyanın en büyük tünelini yapma talimatı vermesi de medyada bu konuda söylentilerin atmasına yol açtı.

Kremlin'den bir sözcü, 42 milyar avroya (66 milyon dolar) mal olacak 100 kilometrelik tünelle ilgili söylentileri değerlendirdi.

Fransız AFP ajansı 6 Nisan'daki haberinde şunları yazdı:

Putin tanımlayıcı bir anlaşma yapılması konusunda iyimser olduğunu ve böyle bir anlaşmanın mümkün olduğunu açıkladı.

Bush da yeni seçilen Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'le kişisel olarak ilişki kurmak istediğini ve bunun ortak sorunlar konusunda birlikte çalışmalarına olanak sağlayacağını belirtti.

Cuma günü Bükreş'teki NATO zirvesine katılan Bush, birliğin ABD'nin füze savunma sistemine yönelik desteğini sağladıktan sonra Soçi'ye gitti.

ABD'nin 2012'ye kadar faaliyette olacak Polonya'ya 10 füzesavar ve Çek Cumhuriyeti'ne de ultra modern bir radar yerleştirerek savunma sistemini genişletme planları gündemde.

Bush'un ABD'nin başkentine dönmesinin ardından EFE'nin 6 Nisan'daki haberi şöyleydi:

ABD Başkanı George W. Bush bugün, kendisinin de kabul ettiği üzere Rusya'yla ilişkiler konusunda çalışmalara devam etme niyetiyle Washington'a döndü.

ABD- Rusya toplantısı, terörle mücadele ve ekonomi alanlarında gelecekteki ikili ilişkiler açısından temel noktaların belirlendiği bir stratejik işbirliği anlaşmasının imzalanmasıyla sona erdi.

Ancak belge ayrıca Washington ve Moskova arasında, son aylarda ikili ilişkilerdeki en zorlu konulardan biri olan ABD'nin Doğu Avrupa'da kurmak istediği füze savunma sistemine yönelik ciddi farklılıkları da belirgin hale getirdi.

Putin küçük puntolarda şeytanın saklandığını açıkladı. Bu, uzmanlar için garanti şartlarının neler olacağına ve bunların nasıl uygulanacağına karar verme konusunda önemli.

NATO'nun doğuya ve özellikle de eski Sovyet cumhuriyetleri olan Ukrayna ve Gürcistan'a doğru genişlemesi konusunda da tartışma devam ediyor.

Bush, 7 yıl önce tanıştıklarında Putin'in gözlerinin içine baktığını ve ruhunu okuyabildiğini söyledi. İki lider ülkeleri arasındaki ilişkilerin kötüye gitmesine karşın iyi bir kişisel ilişki geliştirmiş durumda.

Bush ve Medvedev ise farklı bir ilişki tarzı benimsediler. İlk görüşmelerinde ABD Başkanı Putin'i kucaklarken halefinin elini sıkmakla yetindi. Haberde ironik bir şekilde ifade edildiği üzere, gözlerinin içine bakmış olsa bile bunu kesinlikle söylemezdi.

Rusya gibi büyük bir ülke için Doğu Avrupa sadece kültür, sanat, tarih ve bilim alanlarında ya da şarap üretimi, hayvancılık, her türden peynir ve diğer önemli ürünlerle kent ve köylerden gelen pahalı ürünlerin yapımı açısından anlam taşımıyor.

Burası ayrıca Rus petrol, doğalgaz, nikel ve hammaddelerini tüketen, sermaye kaçışı ve beyin göçü açısından bir araç olan, lüks ve pahalı arabalarında kullandıkları ethanole dönüştürülen gıda ürünlerini sağlayan bir bölge. Tüm dünya bunu biliyor. Asya Rusya için Avrupa'dan çok daha önemli. Çünkü Asya'daki uluslararası kurumlar Şanghay Grubu aracılığıyla Bush'un Rusya'nın da örgüte katılması amacıyla Putin'i desteklediği Dünya Ticaret Örgütü'ne kapılarını daha çok açıyor.

Rusya'yı tehdit etmek amacıyla kullanmayacaksa, ABD'nin Avrupa'da ve diğer bölgelerde uzay üsleri, radarlar, ve fırlatma platformları kurmasının nedeni ne? Rusya'yı hedef alabilecek bu silahlar, Çin ve diğer ülkeleri ekonomik ve siyasi sisteminin savunulacak yanı bulunmayan imparatorluğun müttefiki ya da düşmanı halinde getirmek amacıyla istisnasız olarak hedef alabilir.

ABD ülkedeki istihdamı sürdürmek amacıyla ticari korumacılığa yöneliyor. Ülkedeki çalışanlar, büyük zorluklar çekerek uluslararası şirketlerin kar amacıyla satışa çıkardığı kaliteli tüketim ürünlerini çok daha düşük maliyete üreten Üçüncü Dünya'daki milyonlarca kişiyle yarışamaz.

Bush ise istediği her ülkeyi terörist ülke olarak nitelendiriyor.

Bu makaleyi, uzun olma riskini de alarak ikiye bölmemeye karar verdim.

Daha önemsiz bir konuya daha değinmem gerek, ancak bu konunun ülkemizle somut olarak alakalı olması nedeniyle bunu ayrı olarak inceleyeceğim. Bu konuyu başka bir yazıda ele alacağım.(Fidel Castro Ruz / 6 Nisan 2008)

Prensa Latina / 12.04.08


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3