Ana Sayfa / Basın / 
01.12.2008
21.04.2008 13:52

Bahoz Erdal: PKK'siz çözümün başarı şansı yok - ANF -Rop

 

Türk ordusu son günlerde tasfiye konsepti kapsamında HPG gerillalarına yönelik olarak imha operasyonlarına hız verdi. Türk ordusu bir yandan Güney Kürdistan sınırına yoğunca bir askeri sevkiyat yaparken, özellikle Şırnak ve Dersim kırsalında da operasyonlarını artırdı. Türk ordusu, 21-29 Şubat tarihleri arasında Zap'a düzenlenen kara harekatı hezimetinden sonra baharın gelişiyle birlikte yeni bir kara harekatı hazırlığının sinyalini verdi. HPG Anakarargah Komutanı Dr. Bahoz Erdal, Bölge'nin dört bir yanına yayılan operasyonları ve yeni kara harekatı hazırlıklarını değerlendirdi. Erdal, Türk ordusunun ne Bölge'de ne de sınırötesi operasyonlarda hiçbir sonuç alamayacağını belirterek, "Apo'suz ve PKK'siz hiçbir çözümün gerçekleşme ve başarma şansı yoktur" dedi. ZAP’TA KAYBEDEN HÜKÜMET VE ORDU * Kara harekâtının sonuçları göz önünde tutulduğunda hem Türkiye hem Kürtler üzerinde nasıl bir etki yarattı? Türk devleti kış ayları boyunca gerçekleştirdiği hava operasyonlarıyla hareketimizin direncini kırdığını sanıyordu. Dolayısıyla kara operasyonunda İktidarın da, muhalefetin de, ordunun da hesapları kesin kazanma üzerine kurulmuştu. Ancak sonuç bu beklentilerin aksine Türk devleti ve ordusu açısından tam bir yenilgi oldu. Kara operasyonunun sonuçları çok boyutlu olmakla birlikte ilk etapta muhalefet ve ordu arasında çelişkilerin baş göstermesi şeklinde kendisini dışa vurdu. Yine AKP'ye kapatılma davasının açılması ve devlet içindeki kliklerin çatışmaların su yüzüne çıkması da bu operasyonun sonucuyla bağlantılıdır. Herkes elde edilecek bir başarıdan pay almaya hazırlanırken yaşanılan yenilginin sonucunu birbirlerine yüklemeye her biri bir diğerini sorumlu göstermeye çalıştı. Türk devleti hareketimize ve gerillamıza karşı sınırötesine yönelik operasyon geliştirmek ve darbe vurmak için uluslararası ve bölgesel düzeyde siyasi, diplomatik ve askeri açıdan yoğun bir destek aldı. Ancak tüm bu desteklere rağmen bu tür yöntemlerle PKK'ye karışı yürütülen imha savaşında sonuç alamayacakları bir kez daha kanıtlandı. Yine bu operasyon Kürt halkı arasında ulusal birlik ve serhildan ruhunu doruğa çıkardı. 15 Şubat'ta başlayan halk serhildanları kara operasyonu ve sonrasında gelen Newroz'la zirveleşti. Dolayısıyla bu operasyonda kazanan halkımızın ulusal iradesi, direniş ruhu ve HPG olmuştur, kaybeden hükümet politikaları ve ordu olmuştur. AVA GİDEN AVLANIR * Türkiye kara harekâtını bir "zafer" olarak yansıttı, sizce Türkiye neyi hedefledi, hedeflerine ulaştı mı? Ne bekliyordu, ne ile karşılaştı? Türk ordusunun Zap operasyonunda zafer olarak yansıttıkları, gerilla karşısında ağır darbe yiyen askerlerini savaş meydanında çekebilmeleri ve savaştan yorgun çıkmış birkaç askerinin fotoğrafını yayınlamış olmalarıdır. Operasyonun sonucu Türk ordusu açısından yenilgi olsa da aslında kendilerinin planı tamamen farklıydı. Türk ordusu gerilla güçlerimizi öncelikle merkezinden ağır darbe vurarak çözülme sürecine sokmayı hedeflemişti. Bu şekilde hareketimizi teslim alarak tasfiye etmeyi planlamıştı. Kürt Özgürlük Hareketi ve gerillası halkın temel özgürlük umududur. Gerillayı teslim alıp tasfiye etmek halkımızın özgürlük umudunu da kırmak demektir ve hedeflenen buydu. Hareketimizin ve gerilla güçlerimizin tasfiyesinden sonra Güney Kürdistan'ı da işgal edip denetim edecekti. Ancak yapılan tüm bu hesaplar gerillanın direnişiyle karşılaşınca sonuçsuz kaldı. Dolayısıyla gerillanın zaferi Türk devletinin hem gerillaya yönelik hem de Güney Kürdistan'a yönelik planlarını boşa çıkarmıştır. Kuşkusuz Türk devletinin bu planları birden bire ortaya çıkmadı. 5 Kasım'da gerçekleştirdiği siyasi ve diplomatik faaliyetler sonucunda aralık ayından itibaren Medya Savunma Alanları'nı savaş uçaklarıyla, havan ve obüs toplarıyla 21 Şubat'a kadar yoğun bir bombardımana tuttu. Yine bu süreçte medya yoluyla hareketimiz ve halkımıza karşı özel bir psikolojik savaş yürütüldü. Ve bu savaşın birinci aşamasıydı. Savaşın ikinci aşaması ise, sonuç aşamasıydı. Sonuç aşaması da gizli ve hızlı bir kara saldırısıyla Anakarargahımızı ele geçirerek ağır bir darbe vurma planlanıyordu. Ne var ki "ava giden avlanır" misali bizim için planladıkları sonu kendileri yaşadı. Zapta beklemedikleri bir direnişle karşılaştıklarında şoke oldular. Savaş cephesinde gerilla güçlerimiz karşısında tek bir adım dahi ilerleyemeyen ordu, büyük kayıplar vererek tam bir yenilgi yaşadı. Kara harekatından sonra halkımızın sloganlaştırdığı gibi: "Siwar hatin peya çûn." OPERASYONLAR SONUÇSUZ KALMAYA MAHKUM * Günümüze geldiğimizde kara harekâtından sonra baharla birlikte operasyonlar da arttı. Dersim, Amed ve Botan bölgelerinde yaşanan çatışmalar operasyonları daha da artacağının sinyalini veriyor. Bu hareketliliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk ordusunun hareketimize karşı geliştirdiği planların esası ve basına yansımayan boyutu Kuzey Kürdistan'da geliştirilen operasyonlardır. Kış aylarında Medya Savunma Alanları'na yönelik hava saldırıları gerçekleştirilirken esasında Kuzey alanlarımızı tasfiye etmeyi planlıyorlardı. Tüm Kuzey alanlarında kış boyunca aralıksız operasyonlar sürdürüldü. Aralıksız sürdürülen bu saldırılara rağmen sonuç alamadıklarından bu operasyonları basına fazla yansıtmadılar. Ancak hem Kuzey'e yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda yaşanan başarısızlıklar hem de Zap operasyonunda Türk ordusunun yaşadığı yenilgi ve halkımızın geliştirdiği yoğun serhıldanların etkisi bir daha Kuzey sahalarımıza yönelmelerini beraberinde getirdi. Kuzey Kürdistan'da sürdürülen bu operasyonlar AKP hükümetinin hareketimize yönelik imha ve tasfiyedeki ısrarını göstermektedir. Mevcut durumda Dersim, Amed, Botan ve Garzan olmak üzere tüm Kuzey Kürdistan alanlarında çok yoğun operasyonlar sürdürülmektedir. Dersim ve Botan da kahramanca direnen gerillamızdan şahadetler yaşansa da kıştan bu yana gerçekleştirilen operasyonlar özünde başarısız kalmışlardır, bundan sonra da gerillamızın geliştireceği kahramanca direnişlerle bu operasyonlar sonuçsuz kalmaya mahkumdur. KORUCULAR UTANÇ VERİCİ DURUMDAN KURTULMALI * Kuzey'de geliştirilen operasyonlarda korucular yoğun olarak kullanılmaktadır. Kürt halkının ulusal birlik açısında zirveleşmeyi yaşadığı bir süreçte korucuların içine girdiği bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gerillamıza karşı geliştirilen bu saldırı konseptinin bir parçası olarak korucular üzerinde de baskı oluşturup öne sürmek istediler. Özellikle Şırnak'ın Segırkê ve Şêxan köylerindeki Hazım Babat ve Yasin Benek öncülüğünde çeteleşmiş, yurtseverlik ve insanlıkla hiçbir bağı kalmamış bazı grupları tazı gibi kullanıyorlar. Kürt halkının ulusal uyanışı ve serhıldanı yaşadığı bir süreçte korucular da kendilerini bu utanç verici durumdan kurtarmalıdırlar. Halkımızın bu çeteci odaklara siyasi, sosyal ve ekonomik ambargo uygulayarak, bunları toplumdan tecrit edip lanetlemesi gerekir. Bu durumda ısrar edenler bu şekliyle bundan sonra tüm çıkarları ve aileleri dahil can güvenliklerini tehdit altına koyduklarını bilmelidirler. PKK’SİZ ÇÖZÜM OLMAZ * Kara operasyonunda Türk devletinin yaşadığı yenilgi sonrasında yeniden PKK'siz Kürt sorunu tartışmasını gündeme getirdi. Bu kapsamda Türkiye yeni bir kara harekâtı yapabilir mi? Bu saldırıların temel hedefi PKK'yi devre dışı bırakarak teslimiyet temelinde çözüme götürmektir. 25 yıldır hem Kuzey'de hem de Güney'deki operasyonlarla devlet ve hükümetlerin amaçladığı buydu. Ancak bu politikalar hep tersinden etki ve sonuç yarattığı gibi bu son operasyonda daha öncekilerle kıyaslanmayacak şekilde güçlü çıkan, PKK ve halkımızın demokratik mücadelesi olmuştur. Herkes bir daha gördü ki savaşta ve imha politikasında ısrar eden ve başarısızlığa mahkum olan Türk devleti olmuştur. Türk devletinin geliştireceği yeni sınırötesi veya Kuzey'deki operasyonlar da sonucu değiştirmeyecektir. Apo'suz ve PKK'siz hiçbir çözümün gerçekleşme ve başarma şansı yoktur. İkinci soruya ilişkinse, Medya Savunma Alanları'mıza yönelik keşif uçaklarının faaliyetleri aralıksız sürdürülüyor. Buna paralel olarak bazen uçak saldırıları olmakla birlikte esasında düşmanın faaliyeti sınır hattına güç yığınağı ve asker takviyesinin yapılmasıdır. Zap yenilgisini hazmedemeyen Türk ordusunun bir ikinci operasyon saldırısı ihtimaline karşı gerilla güçlerimiz tüm hazırlıkları tamamlamış ve gelişebilecek her türlü saldırıya da gereken karşılığı verecek durumdadır. KAOS * Kürt sorununda şiddette ısrar eden Türkiye bu operasyon ve PKK'siz Kürt sorununu tartışmasıyla bir sonuca gidebilir mi? Önderliğimiz, halkımız ve özgürlük hareketi 30 yılı aşkındır tüm imha ve tasfiye dayatmalarına karşı büyük bir sabırla tarihi direnişler geliştirerek, Kürtleri imha etmenin artık mümkün olmadığını herkese göstermişledir. Hem Kürdistan'da hem de bölgede gerçek çözümü sağlamanın tek yolu siyasal ve demokratik yoldan halkımızın iradesini tanımak olduğu ortaya konulmuştur. Hareketimiz defalarca bunu dile getirmiştir. Ancak bu iyi niyet suistimal edilip, güçsüz düştüğümüz iddia edilerek saldırılarla karşılık verilmiştir. Gerillanın Zap direnişi, halkımızın Newroz serhildanları bir daha herkese gösterdi ki imha politikasında ısrar Türkiye ve bölgeye bir şey kazandırmayacak, aksine çatışmaların derinleşmesine, daha fazla ekonomik krizlere ve kaosa neden olacaktır. AKP’NİN ÇÖZÜM POLİTİKASI YOK * Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın son zamanlarda özellikle Kürdistan'daki çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle görüşmeler geliştirmesini nasıl yorumluyorsunuz, bu bir iyi niyet göstergesi olabilir mi? AKP hükümetinin Kürt sorununa yönelik bir çözüm politikası yoktur. Siyaset tarzı, tüccar tarzı olduğundan bukalemun gibidir. Koşullara ve duruma göre renk değiştirmektedir. Bazen Kürt sorununda söz eder, çözüme yönelik vaatlerde bulunur, çıkarı gereği bazen AB ye üyelik ve demokratikleşmeden söz eder, kimi zaman da milliyetçi-şoven geçinir. Veya koşullara göre en Müslüman, muhafazakar, dinci söylemlere baş vurur. Erdoğan'ın gerçek yüzü ve tüccar tarzı politikası hareketimiz ve halkımız tarafından deşifre edilip teşhir edilmiştir. Bu son girişimleri de halkımızın geliştirdiği serhildanları ve ulaştığı direniş ruhunu zayıflatıp beklentili ruh haline sokmaya yönelik girişimlerdir. ÇOCUK KOLU KIRANLARDAN HESAP SORULMALI * Türkiye başta olmak üzere tüm güçlere ve halka çağrınız nedir? Halkımız ve hareketimiz Önderlik çizgisinde gücünü birleştirdiğinde yenilmez bir güç olduğunu tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Yalanlara ve vaatlere kanmayan, devlet baskısı ve terörüne rağmen özgürlük yürüyüşünden ve Önderlik çizgisinden bir milim bile sapmayan halkımızın bu tavrını, duruşunu kutluyorum. Herkese gösterildi ki çözüm halkımızın örgütlü gücü ve serhildan ruhundadır. Başta Van ve Hakkari gençliği olmak üzere tüm Kürt gençliğine çağrımız polis terörüne maruz kalan analarımıza, kolu bükülerek kırılan çocuklara gerçek ve doğru sahiplenme ve faillerinden hesap sormaları için yönlerini özgürlük dağlarına çevirmeleridir. Kürt gençleri özgürlüğün Kürdistan dağlarında yürütülen mücadeleyle elde edileceğini bilmelidirler. Kürt halkı da geliştirdiği serhildanlarını bundan sonra daha da yoğunlaştırmalı, Önderliği, şehitleri ve gerillayı her zamankinden daha güçlü sahiplenmelidir. Özellikle Dersim'de son çatışmalarda şehit düşen gerillalarımızı kitlesel bir biçimde sahiplenmelidir. Dersim'deki son çatışmada şehit düşen Savaş (Nurettin Er) ve Azad (Fuat Turgay) arkadaşların ailelerinin tutumuna katılıyoruz. Bu her iki ailenin tutumu en yurtsever, en onurlu, en soylu tutumdur. Bütün Kürt yurtsever aileler, bu iki aileyi kendilerine örnek almalıdırlar. HPG şu ana kadar halkımıza yönelik geliştirilen tüm saldırılara karşı tereddütsüz ve kararlılıkla savunma görevini nasıl yerine getirdiyse, bundan sonra da her türlü saldırıya karşı Zap, Bestler ve Dersim'de sergilenen görkemli direniş ruhuyla daha güçlü bir biçimde bu görevi yerine getirecektir. 

ANF / 21.04.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30