21.04.2008 10:15
Tarım piyasaları köpekbalıklarının saldırısında! – Türkel Minibaş
Buğday fiyatları son bir yılda yüzde 120 arttı. Buğdayı, son iki ayda vadeli piyasada fiyatlan yüzde 75 artan pirinç izledi. Galiba giderek sıra mısıra ya da soya fasulyesine geliyor.
Fiyatlar arttıkça, tarım fiyatları birden medyanın bile ilgi merkezine giriverdi. Siyasilere sorarsanız fiyatların düşmesi için birkaç gün buğday, pirinç yememek yeter. Spekülatörlere sorarsanız dünya kıtlık ve açlıkla yüz yüze!
İktisatçıların ilgi merkezinde ise finansal krizin nasıl olup da emtia piyasalarına atladığı var.
Sanırsınız, kapitalist sistem ilk krizini yaşıyor da biz kulları da bilinmeyenleri anlamaya çalışıyoruz. Oysa, bugüne değin yaşanan örneklerden kapitalizmin krizlerle beslendiğini öğrenmiş olmamız lazım.
Hâlâ öğrenemediğimizden olsa gerek, Birleşmiş Milletler'in geçen haftalarda, Afrika'dakiler başta olmak üzere, açlığın yüksek olduğu ülkelere acil destek istemesine bu kadar şaştık ya...
Aslında, açlar hep vardı, kıtlık yoksul ülkeler için birincil sorundu da!.. Birleşmiş Milletler'in bu yıl olduğu kadar, 700 milyar dolarlık fonlama açığı yoktu. Buğdaydan pirince gıda fiyatlarının hızla arttığı bir dönemde bu denli büyük bir açığın olması BM'nin açlık çeken toplumlara daha nekes davranacağını göstermekte.
Yine de tahıl dolayısıyla gıda fiyatlarındaki artışın ekonomi yorumcularında yarattığı şaşkınlığı anlamakta zorlanıyorum. Özellikle de düşük kur politikalarıyla gıda mallarında ithalata bağımlılığı iyice artmış bizim ülke yorumcularını!
Sanırsınız, 1994'te Dünya Ticaret Örgütü'nün (WTO) tarım anlaşması başka bir planette imzalanmış da bizimkilerin haberi olamamış! 1999'da IMF birkaç milyar dolarlık kredi dilimi için tarımda her türlü desteğin kaldırılmasını şart koştuğunda Türkiye bu şartı elinin tersiyle itivermiş!
Yapmayın beyler, Türkiye tarımını dış fiyat şoklarına karşı dirençsiz bırakan politikaları "tarım reformu" adı altında kim savundu? Kim, global kriz karşısında yalpalamayacağını, Türkiye'nin krizden kazanacağını iddia etti?..
Oysa, çok değil bir yıl önce ABD'de mortgage fonlarından kaynaklanan kriz İMKB de dahil tüm dünya borsalarını etkilerken, bunun ABD'yle sınırlı bir dalgalanma olmadığı, global bir kriz olduğu.. Etkilenmenin finans piyasalarıyla sınırlı olmayacağı, emtia piyasalarına uzanacağı bu köşede defalarca yazıldı.
Kaldı ki, kısa zamanda konut piyasalarında "mortgage" üzerinden yüksek getiri elde eden "hedge fonlar") için kara görünmüş, daha kolay nemalanacağı adresler arama zamanı gelmişti. Küresel kuraklığın yaygınlaşması da dikkate alındığında emtia piyasaları, zorunlu ihtiyaç ürünlerini sağladığından hedge fonlar için cazip bir adresti.
Hedge'cilerin liste başında ise buğday, pirinç, mısır ve soya fasulyesi gibi vadeli sözleşmelerle çalışan emtia piyasaları vardı. Hedge fonları köpekbalıklaştıran nedenlerin başında ise:
• Küresel ısınmanın yarattığı kuraklık nedeniyle tahıl üretiminde gerileme sonucu arzın talep artışlarını karşılayamaması;
• emtia fiyatlarının yükseleceği beklentisinin yaygınlaşması;
• spekülatörlerin emtia stoklarını kapatması;
• ABD Merkez Bankası'nın (FED) sürekli faiz indirimleri;
• Dolar - Avro makasının açılmasıyla ABD tahvillerinin cazibesini kaybetmesi
gelmekte.
Hedge fonlarının adres değişikliğini anlamak için: Global piyasaların devlerinin ilk çeyrekteki kârlarına bakmak bile yeterli. Örneğin çok yakından tanıdığımız Cargill, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre % 86 daha fazla kâr etti!
Demek ki kıtlık senaryoları, Cargill'i ya da Mckinney ve Beaumont'u etkilemeyecek!
Hedge fonlarının köpekbalıklaşması bizi nasıl etkiler derseniz., öncelikle, geçen ağustosta The Economist'teki bir sözü hatırlamakta yarar var. "Belki yatırımcılar, nihayet gözlerini Türkiye'deki risklere açmaya başlıyor" demişti The Economist! Yani?
• Türklerin, hedge fonlann sıcak para içindeki etkinliğini dikkate almadıkları ve....
• Yabancıların sıcak parayla yaratılan büyümenin cazibesine daha fazla kapılmaması gerektiği uyarısını yapmıştı.
Kısacası.. Buğday, pirinç, mısır, arpa gibi tahıllar azaldıkça fiyatları artmaya devam edecek. Bizim ülke siyasetçisinin dediği gibi üç gün yememekle de fiyatlar düşmeyecek!
Tarım topraklarını Dünya Bankası, IMF politikalarıyla maden firmalarına, turizm işletmelerine açmış.. ABD ve AB'nin destekli tarım politikaları karşısında kendi çiftçisini "rekabete alıştırmak" adı altında güçsüz bırakmış Türkiye gibi ülkeler de: Yüksek fiyat ile sentetik ürünler arasına sıkışıp kalacak!
Haydi hayırlısı!!
Cumhuriyet / 21.04.08