Ana Sayfa / Basın / 
01.12.2008
25.04.2008 11:55

Alman ve Avrupa basınından özetler

 

25.04.2008 tarihli Alman ve Avrupa basınından Alman Dış İstihbarat Teşkilatı BND'de patlak veren yeni skandal, Federal Alman Meclisi'nde onaylanan AB Reform Antlaşması ve Türkiye-AB ilişkilerine dair yorumlar seçtik.

25.04.2008 tarihli Alman gazetelerinde Alman Dış İstihbarat Teşkilatı BND'de patlak veren yeni skandal ve dün Federal Alman Meclisi'nde onaylanan AB Reform Antlaşması ile ilgili yorumlar öne çıkıyor. Basın turumuzda ayrıca Fransız basınından Türkiye'nin AB üyeliğine dair bir yorum da aktaracağız.

Alman Dış İstihbarat Teşkilatı BND'nin,  Afganistan Sanayi ve Ticaret Bakanı Amin Farhang’ın bilgisayarına girmesi ve “Der Spiegel” dergisinden bir muhabir ile yaptığı e-posta yazışmalarını kontrol ettiğinin ortaya çıkması ile patlak veren skandalın yankıları sürüyor. Frankfurter Rundschau gazetesi, konuyu yorum sütununda şu satırlarla ele alıyor:

“Asıl skandal nerede? Biz, basın olarak bir meslektaşımızın yazışmaları kontrol edildiği için mi bu kadar sinirleniyoruz? Aynı şey sıradan bir vatandaşın başına gelse, yine 'skandal' yaygarası koparır mıydık? İşte asıl skandal bu. İyi işleyen bir hukuk devleti, korunmaya ihtiyacı olduğunun farkında olmayanları da korur. Ancak henüz bundan çok uzağız. Bu nedenle Federal Dış İstihbarat Teşkilatı Başkanı istifa etmiş ya da etmemiş, o kadar mühim değil. İstifasını asıl vermesi gerekenler, çok daha yüksek makamlarda oturan isimler.”

Mainz'da çıkan Allgemeine Zeitung ise konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Almanya'da Meclis, özel bilgisayarlarda tarama yapılıp yapılamayacağını tartışadursun, BND’nin Başkanı Uhrlau, kendi kafasına göre hareket edip icraata geçmiş bile. Pekâlâ, kontrol mekanizmaları neden işlemedi? Bu fırsattan istifade edilerek, istihbarat servisi çalışanlarının hangi çerçeveler içinde hareket edebilecekleri konusunda kesin kurallar saptanacak mı? Unutmamak gerekir ki, Federal Dış İstihbarat Teşkilatı'nın öncelikli görevlerinden biri de vatandaşların haklarını korumaktır; ihlal etmek değil.”

Geçiyoruz AB ile ilgili yorumlara. Federal Alman Meclisi, dün Avrupa Birliği'nde yapısal reformlar öngörenLizbon Antlaşması'nı onayladı. Stuttgarter Zeitung, konuyla ilgili şu yorumu yapıyor:

"AB, özellikle Doğu'ya doğru genişlemesinin ardından daha büyük ve karmaşık hale geldi. Hantal bir yönetim yapısına dönüşme tehlikesini önlemek için, Birlik Avrupası'nın bu antlaşmaya ihtiyacı var. Tüm dünyanın hayranlık duymaya başladığı bu belgenin püf noktası, üye ülkelerin ulusal egemenliğini muhafaza etmekle birlikte ortak bir Avrupa kimliğini geliştirmesinde yatıyor. Gerçi özellikle Almanya'nın hayalini kurduğu 'Avrupa Birleşik Devletleri' fikrinden hayli uzaklaşıldı. Ancak Avrupa'daki bu yeni realite -tüm eksikliklerine rağmen- yine de tarihte emsâli görülmemiş bir oluşumdur."

Konumuz yine AB... Ancak bu kez Ankara-Brüksel ilişkilerine dair bir yorum aktarıyoruz. Fransa'nın başkenti Paris'te çıkan Le Monde, üyelik müzakerelerinde gelinen noktayı şöyle değerlendiriyor:

"AB, tam üyeliğin gerçekleşebilmesi için Türkiye'den reformları hızlandırmasını istedi. Ankara'nın özellikle düşünce özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırması gerekiyor. Ancak Başbakan Erdoğan'ın bu konunun üstüne kararlı bir şekilde gitmemesi, endişelere neden oluyor. Burada akla şöyle bir soru geliyor: Erdoğan, gerçekten de ülkesinin demokrasi yönünde ilerlemesini mi istiyor yoksa Avrupalı dostları, Türkiye'nin gizliden gizliye 'İslamlaştırılması' tehlikesini hafife mi alıyorlar? Karşılıklı şüphelerin daha da artmasını önlemek için hem Brüksel hem de Ankara'nın daha net tavırlarlar sergilemesi gerekiyor."

DW-World / 25.04.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30