30.04.2008 06:29
Takiyyenin romanı - Haluk Şahin
Yo, bizdeki takiyyenin ya da takiyyelerin romanı değil, onu henüz yazan
olmadı. Benim sözünü ettiğim, CIA'in takiyyesinin romanı.
Amerika'nın ünlü gazeteci-yazarlarından David Ignatius yazmış. Ignatius, Washington Post'un ünlü köşe yazarlarından, Ortadoğu konularına, bu arada Türkiye'ye özel ilgi duyuyor. Ama özellikle Amerikan İstihbarat Servisi
CIA konusunda uzman sayılıyor. Romanlarında onu işliyor.
Amerika'nın bir numaralı soruşturmacı gazetecisi Seymour Hersch'in yanı sıra, bundan bir önceki CIA Başkanı George Tenet bile Ignatius'un bu alandaki uzmanlığını övüyor.
Kitabın adı 'Yalanlar Vücudu' (Body of Lies). 'Yalanlar Cesedi' diye de çevrilebilir. Geçen yıl yayımlanmış. Türkiye'yi yakından ilgilendirmesine ve bir kısmı Türkiye'de geçmesine rağmen dilimize çevrildiğini sanmıyorum.
Dediğim gibi, konu bir CIA takiyyesinin yani kandırma operasyonunun hikâyesi. 11 Eylül'den yıllar sonra El Kaide'ye sızmakta bir türlü başarılı olamayan CIA, bir Arap yöntemine başvurmaya karar veriyor: Takiyye. Yani, aldatmaca. Saklanmaca. Olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermece...
Diyorlar ki, madem ki El Kaide'nin içine girip istihbarat alamıyoruz, öyleyse girmiş gibi yapalım. Daha doğrusu, onlarda girdiğimiz izlenimini bırakalım. Kafaları karışsın, ne yapacaklarını şaşırsınlar, doğruyu öğrenmek için harekete geçsinler, biz de böylece uyuyan ajanlarını ve suskun iletişim ağlarını saptayalım.
Kandırmacanın inandırıcı olması için en ince ayrıntıyı düşünmeleri gerekiyor. O kadar ki, bir cesedi allayıp pullayıp, ölü CIA ajanı kisvesinde Pakistan'a götürmeyi bile deniyorlar. İncirlik'te bir Amerikan subay kulübünün yanında kocaman bir bomba patlatıyorlar. Olaylar karışıyor.
İşin içine, Ürdün İstihbarat Servisi'nin usta direktörü Hani Paşa giriyor. CIA ajanına, özellikle Ortadoğu'da hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, takiyyelerin yeni takiyyeler doğurduğunu öğretiyor.
Hani Paşa, kanatları altına alıp koruduğu CIA ajanına özetle şöyle diyor:
"Takiyye sizin gibi açık toplumlarda bir oyun olabilir.
Bizim gibi çöl Arapları için ise bir varolup olmama meselesidir. Takiyye yapmadan yaşayamayız."
Roman, aynı zamanda, takiyyenin, ağır ağır etkisini gösteren bir zehir gibi, ne kadar felç edici, hatta yok edici olduğunu gösteriyor. Romanın baş kişisi CIA ajanı bu durumu şöyle açıklıyor:
"El Kaide'nin bizim takiyyeyi tamamen yutmasına ihtiyaç yok. Kafaları karışsın yeter. Acaba gerçek şöyle mi, yoksa böyle mi? Büyük bir ihtimalle yalandır, ama ya gerçekten bünyeye nüfuz etmişlerse? Ya içimizden birisi gerçekten CIA ajanıysa? Böyle düşünsünler yeter. Bu şüphe örgütün liderlerinin beynini bir kurt gibi yiyecektir."
Gerçekten, takiyye kuşkusunun, tamamen olgulara dayanıp dayanmaması o kadar önemli değil. Kuşkunun kendisi yeterince tahripkâr. Silinmesi de çok zor.
radikal / 30.04.08