02.05.2008 07:25
İngiltere basınından özetler
Financial Times, başyazılarından birinde Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesinde yapılan değişiklikleri değerlendiriyor.
Gazetenin değişikliklerle ilgili görüşü pek de olumlu değil. Dikkat çeken satırlar şöyle;
"Bu yeterince iyi değil. 301'in, Mussoli'nin faşist yasalarını model alan bir düzenleme olması bir yana, devlete hakaret anlayışı, ortaçağda kraliyet ailelerine hakaret edilmesini önleyen yasalar kadar eski ve mutlakiyetçi. Bunun Türkiye gibi kendine güvenen, modern, demokratik, geleceğini Avrupa Birliği'nde gören bir cumhuriyette yeri yok. Başbakan Tayyip Erdoğan, bir kez daha denemeli. Partisini kapatmaya, hem kendisini, hem de cumhurbaşkanını siyasetten yasaklamaya çalışan yargıyla sorunları olduğu doğru. Ama geçen yazki seçimlerden, orduyla en az bunun kadar yaralayıcı bir mücadeleyi kazanmasını sağlayan bir çoğunlukla çıktığı da doğru. Erdoğan'ın değişim için sağlam bir demokratik zemini var. Bunu kullanmasının zamanı geldi"
'Etkisiz muhalefet'
Economist dergisindeyse, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'a eleştiriler yöneltilen, "Etkisiz muhalefet" başlıklı bir makale yer alıyor. Makalede, 22 Temmuz seçimlerinden önce Baykal'ın "Başarılı olamazsam Rodos'a kadar yüzerim." dediği hatırlatılıyor.
Dergi daha sonra şöyle devam ediyor;
"Kimse 69 yaşındaki Baykal'ın Rodos'a kadar yüzmesini beklemiyordu. Ama en ateşli destekçileri bile, Baykal'ın sonunda görevi bırakacağını düşünüyordu. Artık emekliye ayrılması yönündeki çağrılara karşın, son parti kongresinde onuncu kez lider seçildi. Parıltısı olmayan rakiplerinin Baykal lehine değiştirilen kurallarla hiç şansı yoktu."
Economist Türk demokrasisini "kırılgan" olarak tanımlıyor.
Dergiye göre İnandırıcı bir muhalefet bulunmaması da bu demokrasinin, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne karşı açılan kapatma davasının tetiklediğini söylediği son siyasi krizden yara almadan çıkmasını daha da zorlaştıracak.
'Türk demokrasisi kırılgan'
Yazıda CHP'den sekiz yıl önce istifa eden Tarhan Erdem'in görüşlerine de yer veriliyor;
'Tarhan Erdem, Türkiye'de nüfusun yarısından fazlasının 30 yaşın altında olduğunu, kadınların yarısının da başını örttüğünü söylüyor. Erdem, CHP'nin böyle bir ülkede 'giderek artan oranda halktan koptuğunu' belirtiyor. Erdem bu durumda da milyonlarca laiklik yanlısı Türk'ün yüzlerini dönecek bir yer bulamadığını kaydediyor. "
Guardian İngiltere'nin, Irak'ın Basra kentindeki havaalanında bulunan 4 bin askerini burada uzun bir süre tutacağını yazıyor.
Haber, Irak'taki Amerikan güçlerinin komutanı General David Petraus'un dün Londra'da yaptığı temaslar sonrası gazeteye açıklama yapan savunma bakanlığı yetkililerine dayandırılıyor.
'İngiliz askerleri kalacak'
Guardian'ın haberinde yetkililerin, Irak birliklerinin eğitimi ve Amerika Birleşik Devletleri'yle karşılıklı siyasi güvenin korunması için Basra'da kalması gerektiğini söylediği belirtiliyor.
Bu şekilde, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın, Irak'taki İngiliz askerlerinin sayısın bahar aylarında 2 bin 500'e düşürme umudunun da suya düştüğü kaydediliyor
Independent'ın dışhaberler sayfalarında Birleşmiş Milletler'in Gazze'deki durumla ilgili uyarısı yer alıyor.
Birleşmiş Milletler, bölgede ciddi bir gıda krizinin engellenmesi için acilen harakete geçilmesi çağrısında bulunuyor.
Birleşmiş Milletler'in verilerine göre, Gazzeliler gelirlerinin yüzde 66'sını gıdaya harcıyor.
Bu oranın Somali'de yüzde 61 olduğu vurgulanıyor.
Haberde ayrıca, Birleşmiş Milletler'in uyarısının bugün Londra'da yapılacak Filistin için yapılacak bağış konferansı öncesi geldiğine dikkat çekiliyor.
Times'ın Dışhaberler Editörü Bronwen Meddox da bugünkü makalesinde bu konferansı konu ediniyor.
'Brown-Blair buluşması ilginç olacak'
Meddox'a göre, bu konferansın en ilginç yanı, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'la, Orta Doğu Dörtlüsü'nün Temsilciliği görevini üstlenen selefi Tony Blair'i aylar sonra bir araya getirecek olması.
Dikkat çeken satırlar şöyle;
"En önemli gelişme, Arap ülkelerinin, özellikle de Suudi Arabistan'ın Filistinliler'e daha çok para verme sözü olacak. Tabi o da olursa. Ya da daha doğrusu, daha önce tutmadıkları yardım sözlerinin yenilerini duyacağız. Katılımcıların bunu hareketsizliklerinin bahanesi olarak göstermesi riski taşısa da, Amerika'daki seçimlerden önce büyük olasılıkla çok fazla ilerleme de kaydedilemeyecek. Ama bu durum yine de çabaları anlamsızlaştırmıyor. Sorunun neden o zamana kadar ertelenemeyeceğini bir gerekçeyle anlatmak gerekirse, o da Gazze'deki Filistinliler'in kötüleşen koşulları"
Lesbos davasına eleştiri
Guardian, Yunanistan'ın Midilli, Yunanca adıyla Lesbos Adası'nda, bir eşcinsel hakları derneğinin "lezbiyen" kelimesini kullanmasını engellemek için dava açan yayımcı Dimitris Labrou'yu eleştiriyor. Lezbiyen hem eşcinsel kadınları tanımlamak için kullanılan bir kelime; hem de Lesboslu anlamına geliyor
"Yunanistan'da ya da başka bir yerde hemcinslerini çekici bulan milyonlarca kadının kendilerine lezbiyen demelerini engellemenin hiç hiç bir yolu yok. Lesbos'u utandıran lezbiyen kelimesi değil, Lambrou gibi insanlar. Yunanistan dışındaki birçok insan, Lambrou'nun çabalarını hoşgörüsüz, ya da en iyi ihtimalle saçma bulacak. Tıpkı Yunanistan'ın Makedonya adının kullanılmasına ve Üsküp'teki bir havaalanına Büyük İskender isminin verilmesine karşı çıkmasını buldukları gibi. Gerçek dostluk adına, birileri çıkıp Yunanlılara tarihi haksızlıklar konusundaki görüşlerinin sempati yaratmak yerine, alaya alındığını anlatmalı.
BBC Turkish / 02.05.08