Ana Sayfa / Basın / 
17.05.2008
03.05.2008 07:04

Akıldışılık ve şiddet - Türker Alkan

 

Savaş halinde bile yadırganacak şeyler bunlar. Lösemili çocukların tedavi edildiği hastaneye gaz bombası atılıyor!

Genç bir kadın sersemlemiş, kaldırımın kenarına oturmuş kendine gelmeye çalışırken kafasına yediği polis tekmesiyle yere yıkılıyor!

Aman Allah'ım, bize okullarda öğretilen, reklamlarda duyurulan tonton polis amcalarla hiçbir benzerliği yok bu eli Haydarlı polisin.

Mekanik ve ritmik bir biçimde inip kalkıyor Haydari coplar. Önüne kim çıkarsa pataklıyor. Turistler de dahil. Şimdi dünya basınında çıkmaz mı, "Türkler bayramlarını turist döverek kutluyor" diye!

Dünyanın hiçbir yerinde düşen kadına tekme atılmaz. Ne polis atar ne de sivil. Eğer tekme atan olursa da, en kısa zamanda bunu yapan saptanır ve cezasını çeker.

Bizde ise bu tür tekmeli yumruklu davranışlar pek sıradan ve normal sayılıyor.

Üzerine gidilmiyor.

Geçen yıl böyle bir gösteride vatandaşı tokatlayan polis kameraya takıldı, "Siz hiç merak etmeyin" dedi yetkililer, "en kısa zamanda kim olduğunu saptayıp cezalandıracağız..."

Ama o zamandan beri tokatçı polis bir türlü bulunmadı.

Bulunsa da çoğu kez polisleri mahkemeye çıkarmak mümkün olmuyor. Konutları polis arkadaşları tarafından saptanamıyor, mahkeme celbi verilemiyor, zamanaşımından kurtulanlar çok oluyor.

Veya görevini ihmal eden emniyet amirleri ve müdürleri hakkında soruşturma açılmasına bir üst makam izin vermiyor.

Aslında Hırant Dink cinayetiyle, 1 Mayıs'ta kafasına tekme yiyen kadın olayı arasında çok yakın bir ilişki var. Örgüt ilişkileri ve zihniyet açısından.

Bütün bunlar değişmez mi? Elbette değişir. Ama işe yukarıdan başlamak gerekiyor. İşçiyi 'ayaktakımı' olarak gören bir Başbakan, 1 Mayıs gösterisini 'Anayasa'ya başkaldırı' olarak gören bir Adalet Bakanı olduktan sonra Taksim'de olanlar normal değil midir?

Böyle hükümete böyle polis! Ne fazla, ne eksik!

Tabii ki polisin eğitimi önemlidir, işe almalarda ve terfilerde uygulanan ölçütler önemlidir... Fakat üst kademelerde anlayış ve zihniyet değişmedikçe bu konularda olumlu bir değişim beklemek abes olur.

İstanbul'da 1 Mayıs'ta olanlardan kimse kazançlı çıkmadı. İşçi sendikaları da kaybetti, hükümet de. Tersi olsaydı, Taksim'de veya başka bir yerde barış içinde, çiçeklerle ve umutla bezenmiş bir kutlamada her iki taraf da kazançlı çıkacaktı. En azından bir kayıpları olmazdı. Başbakan, "İşçiler neden böyle inat ettiler, anlamadım" diyor. Aynı şeyi işçiler de kendisi için söylüyor.

Bizdeki siyasetin akıldışı (irrasyonel) yanını ve bu akıldışılığın nasıl şiddete yol açabildiğini bir kez daha bu olayda gördük. Oysa şu sırada en az ihtiyacımız olan şey, şiddetti.

Radikal / 03.05.08


YAZICIYA GONDER


May
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1